şehirler ile cümle

şehirler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Şehir bu görevini çoktan başka şehirlere bırakmıştır.Später weitete sie diese Tätigkeit auch auf andere Städte aus.
Bu nüfusun %81,2'si şehirlerde yaşamaktadır (2016).Die Lebenserwartung liegt bei der Geburt bei 81,2 Jahren (2016).
Türkiye'de barlar daha çok büyük şehirlerde yaygındır.Allerdings wurde die Burka nur in größeren Städten üblich.
1667 yılındaki İntikal Savaşı sırasında başarılı olarak Tournai, Douai ve Lille şehirlerini kuşatmıştır.Im Holländischen Krieg war er ab 1667 an der Einnahme von Tournai, Douai und Lille beteiligt.
Bahş içindeki önemli şehirler: GallehdarHochwasser in der Stadt Laufen (Bildergalerie)
Osmanlı döneminde Belgrad gibi birçok Sırp şehirleri geliştiler ve büyüdüler.Viele Siedlungen wie Denver entstanden und wuchsen.
Nüfusun %24,4'ü (4.346.249) şehirlerde, %75,6'sı (13.474.701) kırsal alanda yaşar.62,7 % der Bevölkerung (4.143.136) leben in Städten, 37,3 % (2.465.483) leben auf dem Land.
Başkentten sonra en önemli şehirleri Randa, Dorra ve Balho'dır.Andere größere Orte sind Randa, Dorra und Balho.
Melbourne bir milyon nüfusu aşmış şehirler arasında dünyanın en güneyinde bulunanıdır.Damit ist Melbourne die südlichste Millionenstadt der Welt.
İslamabad, Pakistan'daki diğer şehirlere kıyasla çok daha temiz ve modern bir şehirdir.Islamabad dagegen ist die moderne und weitläufige Stadt, für pakistanische Verhältnisse sehr sauber und ruhig.
Burası Bilâd-ı Rûm'un en güzel ve sağlam şehirlerindendir.Es könnte die Siedlung (husen) des Habe oder Hobe gewesen sein.
Gecekonduların yayılımı iş imkânı olan büyük şehirlerde (İstanbul, İzmir, Ankara, Adana gibi) yoğunlaşmıştır.Es liegt in der Ortschaft (småort) Husby in der Gemeinde Strängnäs.
Şehirler arası taşımacılık.Verkehrsberuhigung in Städten.
Çok az kişi de şehirlerde yaşıyordu.In den Städten wohnte nur eine Minderheit.
Bu liste Ekvador'daki şehirleri içermektedir.Dies ist eine Liste der Städte in Ecuador.
1811 itibarıyla tüm serbest şehirler dağılmış oldu.1864 wurden die Freudenstädter Stadttore abgerissen.
Büyük şehirlere sürekli göçler olur.Riesige Wanderdünen begruben immer wieder Ortschaften.
Patlak veren bu grev diğer sanayi şehirlerine yayıldı.Die Braunkohlegruben in der Ville zogen auch andere Industriebetriebe nach sich.
Babası Kaliforniya'nın en büyük şehirlerinde işadamıydı.Seine Familie war der größte Grundbesitzer in Köln.
Şehirlerde yeraltı direniş grupları partizanlara destek verecektir.Die Dorfbewohner sollen die Partisanen unterstützt haben.
Bu liste Güney Afrika Cumhuriyeti'ndeki şehirleri içermektedir.Dies ist eine Liste der Städte in der Zentralafrikanischen Republik.
Şehristanın şehirleri Asaluye, Banak, Nahl Taki ve Siraf'tır.Zur Ortschaft gehören die Ortsteile Räpitz, Meyhen, Schkeitbar und Schkölen.
Tur'da şehirlerarası karayolları mevcuttur.Dort halten Regionalbahnen im Stundentakt.
Şehirlerde yaşayan halk, ticaretle uğraşmaktaydı.In beiden Städten arbeitete er im Handel.
Keith Haring 1985 yılında çeşitli ülke ve şehirlerde eserleri sergilenmeye başladı.1985 begann Keith Tynes seine Solokarriere mit Auftritten überall in Europa und den USA.
Litvanya'daki şehirler listesi Litvanya'nın bölgeleriDort Fundstellen zur Tätigkeit in Litzmannstadt
Bu oran, şehirlere gidildikçe daha da yükseliyordu.Die Lage spitzte sich in dem Maße zu, wie immer mehr dieser Landadeligen in die Städte zogen.
Mahalle'deki sokak ve meydan adları Rheingau yöresindeki şehirler ve yerlerin adlarını almıştır.Die Straßen und Plätze sind überwiegend nach Städten und Orten im und um den Rheingau benannt.
İtalyan şehirleri yağmalandı ve dışa bağımlı hale geldi.Die Stadt ist von den Italienern besetzt und hermetisch abgeriegelt.
Diğer şehirlere gitmek için Büyükhan otogarından yararlanmaktadırlar.Große Reisebusse werden für die Fahrt in andere Städte verwendet.
Ayrıca şehirlere göçler de hızla artmaktadır.Noch komplexer stellt sich die Umsiedlung bei den Ortschaften dar.
Bu liste Solomon Adaları'ndaki şehirleri içermektedir.Dies ist eine Liste der Städte auf den Salomonen.
Ahlat, Bitlis, Van, Adilcevaz, Malazgirt gibi şehirleri ele geçirdi.Er eroberte Städte wie Ahlat, Bitlis, Van, Adilcevaz und Malazgirt.
Kraliyet Hava Kuvvetleri de geceleri Alman şehirlerine saldırı düzenliyordu.Am gleichen Tag beginnt die Royal Air Force mit dem Angriff auf deutsche Städte.
Bu yüzden büyük şehirlerde ilk gecekondu mahalleleri oluşmaya başladı.Vor allem in den Großstädten wurden die ersten Warenhäuser gegründet.
Olten ve Aarau şehirlerinden geçer.Buddha und Olga die müssen überallhin.
Bahşın önemli şehirleri şunlardır: HüsrevşehrSie bedeuten: Rechtes Fenster: Die Bergpredigt.
Bazı şehirlerde camiler inşa ettirmiştir.Aus einigen dieser Lager entwickelten sich Städte.
Büyük şehirleri birbirine bağlayan karayollarına çok yakındır.Weitere Straßen verbinden Grand-Failly mit den umliegenden Gemeinden.
Buna rağmen, 1951 yılına kadar Hindistan nüfusunun yalnızca altıda biri şehirlerde yaşıyordu.1961 lebten in der Gemeinde nur noch 156 Personen.
1 Ocak - Fransa'nın Marsilya ve Slovakya'nın Košice şehirleri bir yıllığına Avrupa Kültür Başkenti oldu.Marseille war 2013 gemeinsam mit der slowakischen Stadt Košice Kulturhauptstadt Europas.
Diğer küçük şehirler ise si (시) olarak adlandırılmaktadır.Wenig außerhalb der Ortschaft mündet dieses in die Welse.
Büyük şehirlerdeki atmosfer kirliliğini sevmiyorum.Je n'aime pas l'atmosphère polluée des grandes villes.
Dünyadaki eski şehirlere ilgim var.Je m'intéresse aux villes anciennes du monde entier.
Pokémonlar büyük şehirlerin sokaklarını ele geçirdi.Les Pokémons ont envahi les rues des grandes villes.
Batlava Gölü bugün Priştine ve Poduyeva şehirleri için ana içme suyu kaynağıdır.Le Lac de Batlava est actuellement la principale source d’eau potable pour les villes de Priština et Podujevo.
Hemen hemen tüm büyük şehirlerde buna rastlanır.On en trouve désormais dans presque toutes les grandes villes.
Bu şehirlerin arasında iki küresel kent ve ekonomik merkez olan Zürih ve Cenevre de vardır.Parmi elles, Zurich et Genève sont deux importants centres économiques et des villes mondiales.
Uygulama, kullanıcıya seçilen birtakım şehirlerin hava durumunu görme imkanı verir.L'application permet à l'utilisateur de voir la météo de plusieurs villes sélectionnées.
Fransa Yüksek Mahkemesi, belediye başkanlarına şehirlerinde trafik ile ilgili kuralları kurma yetkisini verir.La Cour de cassation accorde aux maires la possibilité de réglementer la circulation dans leur ville.
Poznań şehri, Polonya Halk Cumhuriyeti'nın önde gelen şehirlerinden ve endüstri merkezlerinden birisiydi.Poznań est l'un des principaux centres urbains et industriels de la République Populaire de Pologne.
İlçenin merkezleri Blytheville ve Osceola şehirleridir.Ses deux sièges sont Blytheville et Osceola.
Burada yakın şehirlerden ve dünyanın geri kalanından uzakta yaşamaktan hoşnuttu.Il aime se sentir séparé des villes voisines et du reste du monde.
İran neredeyse bütün kasaba ve şehirleri birbirine bağlayan yaygın bir yol ağına sahiptir.L'Iran a un vaste réseau routier goudronné reliant la plupart de ses villages et toutes ses villes.
1972‘den 1998’e kadar Zilina, Bejaia (Cezayir), ve Prievidza şehirlerinde doktor olarak faaliyet göstermiştir.Elle a travaillé de 1972 à 1988 en tant que médecin à Žilina, Béjaïa (Algérie) et Prievidza.
İlçenin merkezleri Raymond ve Jackson şehirleridir.Ses sièges sont Jackson et Raymond.
Bazı şehirlerse özgürlüklerini kaybetti.La ville perd ses libertés municipales.
İlk belirlenmiş şehirler 1956 yılında Yokohama, Nagoya, Kyoto, Kobe ve Osaka olmuştur.Les villes qui ont fait partie de ce système dès septembre 1956 sont Yokohama, Nagoya, Kyoto, Kobe et Osaka.
İber Yarımadası'nda dayanan son İslam şehirlerinden birisi olmuştur.Rié (puis Riez) fut une île à l'origine de la cité.
Ayrıca bazı eyaletlerde bulunan bağımsız şehirler hiçbir county'ye ait değildir.Aux États-Unis, une ville indépendante ne fait partie d'aucun comté.

İlgili Sayfalar