şehir ile cümle
şehir kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Tom alışveriş yapmak için şehir merkezine gitti.Tom went downtown to do shopping.
Tom şehir hayatını sevmez.Tom doesn't like city life.
Tom gürültülü şehirleri sevmiyor.Tom dislikes noisy cities.
Tom şehirde yaşamayı sevmiyordu.Tom didn't like living in the city.
Tom ve Mary ayda bir kez Boston'da şehir merkezinde buluşurlar.Tom and Mary meet in downtown Boston once a month.
Tom ve Mary pizza yemek için şehir merkezine gidiyorlar.Tom and Mary are going downtown to eat pizza.
Tom ve Mary aynı şehirliler.Tom and Mary are from the same city.
Şehirlerarası -Express alalım.Let's take the Intercity-Express.
Tom şehir merkezine gitmemizi önerdi.Tom suggested that we go downtown.
Tom Boston'da şehir merkezinde üç-yatakodalı bir apartmanda yaşıyor.Tom lives in a three-bedroom apartment in downtown Boston.
Tom şehir hayatından vazgeçmeye ve kırsalda yaşamaya karar verdi.Tom decided to give up city life and live in the country.
Tom Mary'den telefonunda hiç şehirlerarası konuşma yapmamasını rica etti.Tom asked Mary not to make any long-distance calls on his phone.
Tom'u bugün şehir merkezinde gördüğüme yemin edebilirdim.I could have sworn that I saw Tom downtown today.
Tom şehir merkezine gitti.Tom went downtown.
Ne müthiş bir şehir!What a splendid city!
Şehir bir dağın eteğinde yer almaktadır.This city lies at the base of a mountain.
Şehir güzel.The town is beautiful.
Coventry, İngiltere'de bir şehirdir.Coventry is a city in the UK.
O, şehir merkezinde yaşamaktan hoşlanmaz.She doesn't like living downtown.
Bu şehirde bir taksiye binmek çok zor.It's very hard getting a taxi in this city.
Şehirde yaşamak taşrada yaşamaya göre gerçekten farklıdır.Living in the city is really different to living in the country.
Büyük bir şehirde yaşamak istiyorum.I wish to live in a big city.
Japonya'da Kyoto ve Nara gibi güzel şehirler vardır.In Japan there are beautiful cities, for example Kyoto and Nara.
Moncalvo, İtalya'daki en küçük şehirdir.Moncalvo is the smallest town in Italia.
Bradford tartışmasız İngiltere'deki en çirkin şehirdir.Bradford is arguably the ugliest town in Britain.
Kesinlikle, şehirde çalışmayı özlemiyorum.I definitely do not miss working in the city!
Şehirde değil misin?Aren't you in town?
Marcia şehirdeki en iyi salonda çalışıyor.Marcia works at the best salon in town.
Kırsaldaki yollar şehirdekiler kadar yoğun değil.Roads in the country aren't as busy as those in the city.
Kırsal yolları şehir yolları kadar kalabalık değil.Country roads aren't as crowded as city roads.
Şehir bir sürü yüksek binaya sahip.The town has many tall buildings.
O şehirde bir sürü yüksek bina var.That town has many tall buildings.
Paris oldukça pahalı bir şehir.Paris is a rather expensive city.
Donostia, Bask ülkesinde bir şehirdir.Donostia is a city in the Basque Country.
Bilbao, Bask ülkesinde bir şehirdir.Bilbao is a city in the Basque Country
Amerika Birleşik Devletleri'ndeki her şehirde bir kütüphane vardır.There is a library in every city in the United States.
Butan'ın milli sporu okçuluktur ve yarışmalar düzenli olarak çoğu şehirlerde düzenlenir.Bhutan's national sport is archery, and contests are regularly organized in most towns.
Şehirde ürünleriniz için bir showroom var mı?Do you have a showroom for your products in the city?
Bu şehir benim için değil.This city is not for me.
Bu dergi Japonya'daki herhangi bir büyük şehirde mevcut.This magazine is available in any big city in Japan.
Büyük şehirlerde hava kirlidir.The air is polluted in the big cities.
Park şehir merkezinde yer almaktadır.The park is located in the center of the city.
Kobe doğduğum şehirdir.Kobe is the city where I was born.
Büyük şehirlerde çok miktarda suç var.There is a lot of crime in big cities.
Örneğin, şehir merkezine gitmek istersem hangi otobüse binmeliyim?For example, if I want to get downtown what bus should I take?
Nagoya, kalesi ile ünlü bir şehir.Nagoya is a city famous for its castle.
Nagoya kalesi ile ünlü bir şehirdir.Nagoya is a city that's famous for its castle.
Düşman, şehirde korkunç bir katliam yaptı.The enemy committed a horrible manslaughter in the city.
Tom şehir dışında.Tom is out of town.
Bu kaza bir şehirde olmuş olsaydı, bu bir felakete neden olurdu.If that accident had happened in a city, it would have caused a disaster.
Şehir parkında bir iskelet bulundu.A carcass has been found at the urban park.
Bu bir ülke mi/köy mü yoksa bir şehir mi?Is that a country or a city?
İnsan şehirleri kalıntıları Dünyayı benekler.The remains of human cities dot the Earth.
Leicester, Doğu Midlands'ta bir şehirdir.Leicester is a city in the East Midlands.
Şehir, benim altı yıl önce bıraktığım şehir değil.The city isn't the one I left six years ago.
O şehir dışında.He's out of town.
Bu şehir 1970'lerden beri bir parça değişmedi.This town hasn't changed a bit since the 1970's.
Bu şehirde ilk defa alışveriş yapıyorum.It's the first time I do shopping in this city.
O, şehirde yaşıyor.He lives in the city.
Ben temiz hava alamıyorum. Ben büyük bir şehirde yaşıyorum.I cannot breathe pure air. I live in a large city.