şehir ile cümle
şehir kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Şehir hayatının farklı avantajları var.There are several advantages to city life.
Şehir yaşamının gürültüsü beni çok sinirlendiriyor.The noise of city life annoys me greatly.
Biz Tokyo şehir merkezine giderken benzinimiz bitti.We ran out of gas on the way to downtown Tokyo.
Tokyo açık ara farkla Japonya'daki en büyük şehir.Tokyo is by far the largest city in Japan.
Tokyo çok büyük bir şehirdir.Tokyo is a very big city.
Tokyo büyük bir şehir.Tokyo is a huge city.
Tokyo benim için en az ilginç şehirdir.Tokyo is the least attractive town to me.
Tokyo en büyük şehirlerden biridir.Tokyo is one of the biggest cities.
Tokyo Japonya'da en büyük şehirdir.Tokyo is the largest city in Japan.
Tokyo Japonya'daki bütün şehirlerden daha büyüktür.Tokyo is larger than any other city in Japan.
Tokyo Japonya'daki başka bir şehirden daha kalabalık.Tokyo is more populous than any other city in Japan.
Tokyo'nun Japonya'daki herhangi bir şehirden daha büyük nüfusu var.Tokyo has a larger population than any other city in Japan.
Bu şehirde çok sayıda okul vardır.There are a great number of schools in this city.
Bu şehirde birçok köprü vardır.There are many bridges in this city.
Şirketimizin birçok şehirde şubeleri var.Our company has branches in many cities.
Nara, çok eski bir şehirdir.Nara is a very old city.
Nara çok eski bir şehir.Nara is a very old city.
Nara hayatında en az bir kez ziyaret etmeye değer eski bir şehirdir.Nara is an old city worth visiting at least once in your life.
Japonya güzel şehirlerle doludur. Kyoto ve Nara, örneğin.Japan is full of beautiful cities. Kyoto and Nara, for example.
Japonya'da hiçbir şehir Tokyo kadar büyük değildir.No city in Japan is as large as Tokyo.
Japonya'da başka hiçbir şehir Tokyo kadar büyük değildir.No other city in Japan is as large as Tokyo.
Japonya ile şehirler arası ihbarlı konuşma yapmak istiyorum.I'd like to make a person-to-person call to Japan.
Kapısız bir şehirde yaşamak uygunsuz olurdu diye düşünüyorum.I think that it would be inconvenient to live in a city with no door.
Çiftlik hayatından şehir hayatına geçiş çoğunlukla zordur.The transition from farm life to city life is often difficult.
Lütfen bana şehir merkezine gitmek için hangi otobüse bineceğimi söyle.Please tell me which bus to take to go downtown.
Onun ofisi şehir merkezinde yer almaktadır.His office is located in the center of the town.
Bu şehirden ayrılmadan önce, O bizi görmeye gelecek.He'll come to see us before he leaves this city.
O, bu şehirde gözden kayboldu.He disappeared from this town.
O, bu şehirdeki herhangi başka birinden daha zengin.He is richer than anyone else in this town is.
O bu şehirdeki başka herkesten daha zengindir.He is richer than anyone else in this town.
İnsanlar onun bu şehirde en zengin adam olduğunu söylüyorlar.People say that he is the richest man in this town.
Onun bu şehirde birkaç arkadaş var.He has a few friends in this town.
O bu şehirdendir.He is from this town.
O şehirde kayboldu.He got lost in the city.
O şehir dışına gitmeden önce onu görmüş olmayı umuyordu.He expected to have seen her before he went out of town.
O, gümüş ağaçları olan altın şehirler hakkında harika hikayeler duymuştu.He had heard wonderful stories about cities of gold with silver trees.
Şehirden kaçmış olmalılar.They must've skipped out of town.
Şehir merkezinde onun bir kitapçı dükkânı var.He has a bookstore in the center of the city.
Onun şehirde bir ofisi var.He has his office in town.
Şehir yönetimindeki yozlaşmayı ortaya çıkardı.He exposed corruption in the city government.
O büyük bir şehir hastanesinde çalışıyor.He works in a big city hospital.
Onun şehirden ayrıldığını ve doğuya taşındığını duydum.I heard that he left town and moved east.
Şehirdeki en iyi doktor olması gerekiyor.He is supposed to be the best doctor in the town.
O, şehirde yaşamak istiyor.He'd love to live in the city.
Şehir hayatının elverişli yönlerini vurguladı.He stressed the convenient aspects of city life.
O, annesi ile şehir turu yaptı.He showed his mother around the city.
Şehir gürültüsünün ortasındalar.They are amid the city noises.
Onlar bir demiryolu ile şehirleri birbirine bağlamayı planlıyorlar.They are planning to connect the cities with a railroad.
O, bu şehirde çalışıyor mu?Does she work in this city?
Hiroshima'yı başka bir şehirden daha çok seviyor.She likes Hiroshima better than any other city.
O, şehirde yaşamaktan hoşlanmıyordu.She didn't like living in the city.
Habarovsk, Rus Uzak Doğusu'nun en büyük şehirleri arasındadır.Khabarovsk is among the largest cities of the Russian Far East.
Bu şehir sen olmadan soğuk ve yalnız.This city is cold and lonely without you.
Borca girmeden Tokyo gibi büyük bir şehirde ayakta kalmak zor.It's really difficult to survive in a big city like Tokyo without endebting oneself.
Şehirdeki herkes onu biliyor.Everyone in the town knows about it.
Benim şehir merkezine gitmem gerekiyor.I need to go to downtown.
Şehir merkezine gitmeliyim.I need to go to downtown.
Alma-Ata halkı, haydi çocuk dostu bir şehir yaratalım!People of Almaty, let us create a child-friendly city!
Bu şehirlerin trafik kuralları aynıdır.These cities have similar traffic rules.
Venedik sular üzerinde bir şehirdir.Venice is a city on water.