şehir ile cümle

şehir kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Şehir, çocuklar için yiyecek sağladı.The city supplied food for the children.
Onun şehir müzesindeki sergisi hiç ilgimi çekmedi.His exhibition at the city museum didn't appeal to me at all.
Yolcular şehir otobüslerinde sardalyalar gibi paketlenir.Passengers are packed in like sardines on city buses.
Şehir içi otobüsler nereden kalkar?Where do the buses for downtown leave from?
Şehirde kalmayı planlıyorum.I plan to stay in the city.
Şehirde çalışan arabaların sayısı arttı.The number of cars running in the city has increased.
Hiç şehir turları var mıdır?Are there any tours of the city?
Ben bir şehir haritası istiyorum.I'd like a city map.
Şehrin tüm vatandaşları şehir kütüphanesine erişebilir.All the citizens of the city have access to the city library.
Bildiğim kadarıyla, o, şehirdeki en iyi doktorlardan biridir.As far as I know, he is one of the best doctors in town.
Ofisimiz şehir merkezinde bulunuyor.Our office is located in the center of the town.
Biz büyük bir şehirde yaşıyoruz.We live in a big city.
Alışveriş yapmak için şehir merkezine gidiyoruz.We go downtown to do shopping.
Benim elmalarımı al, çocuk, ve onları şehirde sat.Take my apples, boy, and sell them in the city.
Tüm akrabalarım bu şehirde yaşıyor.All my relatives live in this city.
Havanın temiz olduğu sakin bir şehirde yaşamak istiyorum.I want to live in a quiet city where the air is clean.
Bugün şehirde alışverişe gittim.I went shopping in town today.
Onları şehir kütüphanesinden ödünç alıyorum.I borrow them from the city library.
Büyük şehirleri ziyaret etmekten hoşlanmam.I don't like visiting big cities.
Ben büyük bir şehirde yaşıyorum.I live in a big city.
Ben gerçekten şehir hayatını severim.I really like city life.
Şehir seslerine alışkın değilim.I'm not accustomed to the city noises.
Kırsalda yaşamayı şehirde yaşamaya tercih ediyorum.I prefer living in the country to living in the city.
Pazar günü sık sık şehir merkezine giderim.I often go downtown on Sunday.
Onu şehirdeki en iyi doktor olarak görmüştüm.I regarded him as the best doctor in town.
Bizim şehir Tokyo ile karşılaştırıldığında oldukça küçük.Our city is rather small in comparison with Tokyo.
Ticaret şehirlerin gelişmesine neden oldu.Commerce led to the development of cities.
Yeni bir şehir hastanesi inşa etmek için planlar sürüyor.Plans are under way to build a new city hospital.
Birkaç günlüğüne şehirden ayrılıyorum.I am leaving town for a few days.
Bu şehirde bir zamanlar zengin bir adam yaşardı.There once lived a rich man in this town.
Geçen gün şehirde eski bir erkek arkadaşımla karşılaştım.I ran across an ex-boyfriend of mine in town the other day.
Nehir şehirlere ve köylere su sağlar.The river supplies cities and villages with water.
Bütün büyük şehirlerin trafik sorunu var.All big cities have traffic problems.
Şehirde sokağa çıkma yasağı konuldu.A curfew was imposed on the city.
Depremden dolayı şehir paniğe kapıldı.The city was alarmed by the earthquake.
Mezun olur olmaz, şehirden ayrıldı.As soon as he graduated, he left town.
Birçok ülkede, insanların büyük şehirlere gelmesinin asıl nedeni iş yüzündendir.In many countries, the main reason that people come to big cities is because of work.
Birçok şehir bombalar tarafından yok edildi.Many cities were destroyed by bombs.
Büyük şehirlerde, örneğin Londra'da, ağır dumanlı sis var.In large cities, in London for instance, there is heavy smog.
Cinayetler büyük şehirlerde çok yaygındır.Murders are very common in big cities.
Büyük bir şehirde yaşamanın birçok avantajları var.Living in a large city has many advantages.
Ben büyük şehirleri sevmem.I dislike big cities.
Şehir fethedildi ve o kovuldu.The city was conquered, and he was driven out.
Şehir karla kaplandı.The city was blanketed with snow.
Şehirler köylerden büyüktür.Towns are larger than villages.
Şehir düşman uçakları tarafından bombalandı.The city was bombed by enemy planes.
Şehir sis altında kaldı.The city was wrapped in fog.
Şehir sise büründü.The city was wrapped in fog.
Bütün şehir hayrete düştü, belediye başkanı tutuklandı.To the astonishment of the whole city, the mayor was arrested.
Bu şehirde bir demiryolu yapılmış.A railroad was constructed in this town.
Kötü hava nedeniyle, şehir gezisi düşünceleri terk edildi.Because of the bad weather, any thought of sight-seeing in the city was abandoned.
Sanırım kırsal yaşam bazı bakımlardan şehir yaşamından daha üstündür.I think country life is superior to city life in some respects.
Kır yaşamı,şehir yaşamıyla karşılaştırıldığında çok huzurludur.Country life is very peaceful in comparison with city life.
Köy hayatı şehir hayatından daha sağlıklıdır.Country life is healthier than city life.
Hava şehirlerde kirlidir.Air is polluted in cities.
Büyük bir şehirde hırsızlığa karşı çok dikkatli olun.Beware of thefts in a big city.
Şehirde yaşayan insanlar kır yaşantısının zevklerini bilmezler.People living in town don't know the pleasures of country life.
Şehir hayatı ve kırsal hayat arasında büyük bir tezat var.There is a great contrast between city life and country life.
Bir şehir ne kadar büyürse hava ve su o kadar kirli olur.The bigger a city grows, the dirtier the air and water become.
Şehirde her gün büyük miktarlarda çöp üretiliyor.In the city, large quantities of garbage are being produced every day.

İlgili Sayfalar