Ana içeriğe geç
Sözlük

şefkatli ile cümle

şefkatli kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Mutlu olmak istiyorsanız, şefkatli olun."إذا كنت تريد أن تكون سعيداً، مارس التعاطف و التراحم.".
Mutlu olmak istiyorsanız, şefkatli olun.""思いやりを実践しなさい" 私は個人レベルでも
O bu kelimeyi şefkatli bir hale getirmeyi başarmıştı.Cậu đã cố tìm cách để làm ngôn từ trở nên mềm mại.
O bu kelimeyi şefkatli bir hale getirmeyi başarmıştı.Dia bisa membuat kata-kata itu menjadi halus.
O bu kelimeyi şefkatli bir hale getirmeyi başarmıştı."Ele conseguia tornar o mundo mais suave.
O bu kelimeyi şefkatli bir hale getirmeyi başarmıştı.Él lograba hacerlo sonar tierno.
O bu kelimeyi şefkatli bir hale getirmeyi başarmıştı.El reuşea să facă lumea mai delicată.
O bu kelimeyi şefkatli bir hale getirmeyi başarmıştı.Er hat es geschafft, das Wort sanft zu machen.
O bu kelimeyi şefkatli bir hale getirmeyi başarmıştı.Han fik ordet til at lyde ømt.
O bu kelimeyi şefkatli bir hale getirmeyi başarmıştı.Han lyckades göra ordet ömt.
O bu kelimeyi şefkatli bir hale getirmeyi başarmıştı.Hij maakte de wereld teder.
O bu kelimeyi şefkatli bir hale getirmeyi başarmıştı.Il rendait le mot plus tendre.
O bu kelimeyi şefkatli bir hale getirmeyi başarmıştı.조지는 그 단어를 다정하게 말하곤 했다.
O bu kelimeyi şefkatli bir hale getirmeyi başarmıştı.Lui riuscì ad addolcire la parola.
O bu kelimeyi şefkatli bir hale getirmeyi başarmıştı.Neki sikerült meglágyítani a világot.
O bu kelimeyi şefkatli bir hale getirmeyi başarmıştı.Sprawiał, że świat był czuły.
O bu kelimeyi şefkatli bir hale getirmeyi başarmıştı.Z jeho úst to slovo znělo něžně.
O bu kelimeyi şefkatli bir hale getirmeyi başarmıştı.Κατάφερνε να κάνει την λέξη τρυφερή.
O bu kelimeyi şefkatli bir hale getirmeyi başarmıştı.Йому вдавалось вимовляти це якось м'якше.
O bu kelimeyi şefkatli bir hale getirmeyi başarmıştı.Он произносил это слово как-то мягче.
O bu kelimeyi şefkatli bir hale getirmeyi başarmıştı.Той успяваше да направи света по-добър.
O bu kelimeyi şefkatli bir hale getirmeyi başarmıştı.הוא הצליח לגרום לכינוי להישמע עדין.
O bu kelimeyi şefkatli bir hale getirmeyi başarmıştı.كان يستطيح جعل الكلمة رقيقة ولطيفة
O bu kelimeyi şefkatli bir hale getirmeyi başarmıştı.僕が結婚を発表したとき 彼は
Öğrencilerin yarısına konu olarak Şefkatli İnsanın kıssası verildi.Die Hälfte der Studenten erhielt als Thema die Parabel des barmherzigen Samariters:
O ki, en şefkatli olandır.Care este, in cele din urma, Cel plin de compasiune.
O ki, en şefkatli olandır.Che è, in definitiva, il compassionevole.
O ki, en şefkatli olandır.Der, schlussendlich, der Mitfühlende ist.
O ki, en şefkatli olandır.Die ten slotte de compassievolle is.
O ki, en şefkatli olandır.바로 절대적으로 자애로우신 분이신 하느님을 말이죠.
O ki, en şefkatli olandır.Który jest nieskończenie litościwy.
O ki, en şefkatli olandır.Người mà, cuối cùng, là đấng từ bi.
O ki, en şefkatli olandır.Que é, afinal, o Compassivo.
O ki, en şefkatli olandır.Qui est, en fin de compte, l'être de compassion.
O ki, en şefkatli olandır.Som till syvende och sist är den empatiska.
O ki, en şefkatli olandır.Yang Maha Pengasih.
O ki, en şefkatli olandır.Ο οποίος είναι, εντέλει ο συμπονετικός.
O ki, en şefkatli olandır.Който в крайна сметка е състрадателният.
O ki, en şefkatli olandır.שהוא, בסופו של דבר, ה-רחמן.
O ki, en şefkatli olandır.والذي هو الرحمن الرحيم
O ki, en şefkatli olandır.憐れみ深いとは具体的にどういうことでしょうか?
Onlardan çok şey öğrendim, sevmeyi, şefkatli olmayı, hayal etmeyi, ve biraz da yaratıcılığı.Am învăţat atât de mult de la ei, iubire, compasiune, imaginaţie, şi atât de multă creativitate.
Onlardan çok şey öğrendim, sevmeyi, şefkatli olmayı, hayal etmeyi, ve biraz da yaratıcılığı.Aprendi tanto com elas: amor, compaixão, imaginação e tanta criatividade.
Onlardan çok şey öğrendim, sevmeyi, şefkatli olmayı, hayal etmeyi, ve biraz da yaratıcılığı.He aprendido tanto de ellos, amor, compasión, imaginación, y mucha creatividad.
Onlardan çok şey öğrendim, sevmeyi, şefkatli olmayı, hayal etmeyi, ve biraz da yaratıcılığı.Ho imparato così tanto da loro, amore, compassione, immaginazione, e tanta creatività.
Onlardan çok şey öğrendim, sevmeyi, şefkatli olmayı, hayal etmeyi, ve biraz da yaratıcılığı.Ich habe von ihnen so viel gelernt, Liebe, Mitgefühl, Phantasie, und solch eine Kreativität.
Onlardan çok şey öğrendim, sevmeyi, şefkatli olmayı, hayal etmeyi, ve biraz da yaratıcılığı.Ik heb zoveel van hen geleerd, liefde, mededogen, verbeelding, en zoveel creativiteit.
Onlardan çok şey öğrendim, sevmeyi, şefkatli olmayı, hayal etmeyi, ve biraz da yaratıcılığı.J'ai tellement appris auprès d'eux; l'amour, la compassion, l'imagination et une telle créativité.
Onlardan çok şey öğrendim, sevmeyi, şefkatli olmayı, hayal etmeyi, ve biraz da yaratıcılığı.아이들은 제게 너무나 많은 것을 가르쳐 주었습니다. 사랑, 연민, 상상력, 그리고 뛰어난 창의력까지.
Onlardan çok şey öğrendim, sevmeyi, şefkatli olmayı, hayal etmeyi, ve biraz da yaratıcılığı.Mnohé jsem se od nich naučila. Lásku, soucit, představivost a tolik kreativity.
Onlardan çok şey öğrendim, sevmeyi, şefkatli olmayı, hayal etmeyi, ve biraz da yaratıcılığı.Nauczyłam się od nich tak wiele: miłości, współczucia, wyobraźni, niesamowitej kreatywności.
Onlardan çok şey öğrendim, sevmeyi, şefkatli olmayı, hayal etmeyi, ve biraz da yaratıcılığı.Olyan sokat tanultam tőlük, szeretetet, könyörületet, képzeletet és sok kreativitást.
Onlardan çok şey öğrendim, sevmeyi, şefkatli olmayı, hayal etmeyi, ve biraz da yaratıcılığı.Saya telah belajar banyak dari mereka: cinta, keinginan, imajinasi dan semacam kreatifitas
Onlardan çok şey öğrendim, sevmeyi, şefkatli olmayı, hayal etmeyi, ve biraz da yaratıcılığı.Tôi đã học được rất nhiều từ chúng, tình yêu, lòng vị tha, trí tưởng tượng, và sự sáng tạo.
Onlardan çok şey öğrendim, sevmeyi, şefkatli olmayı, hayal etmeyi, ve biraz da yaratıcılığı.Έχω μάθει τόσα πολλά απ' αυτά, αγάπη, συμπόνια, φαντασία και τόση δημιουργικότητα.
Onlardan çok şey öğrendim, sevmeyi, şefkatli olmayı, hayal etmeyi, ve biraz da yaratıcılığı.Научила съм толкова много от тях - обич, състрадание, въображение и такава креативност.
Onlardan çok şey öğrendim, sevmeyi, şefkatli olmayı, hayal etmeyi, ve biraz da yaratıcılığı.Они многому научили меня: любви, сопереживанию, способности придумывать и изобретать.
Onlardan çok şey öğrendim, sevmeyi, şefkatli olmayı, hayal etmeyi, ve biraz da yaratıcılığı.למדתי כל כך הרבה מהם, אהבה, חמלה, דמיון, ויצירתיות.
Onlardan çok şey öğrendim, sevmeyi, şefkatli olmayı, hayal etmeyi, ve biraz da yaratıcılığı.تعلمت الكثير منهم الحب, العطف, التخيل وهذا الإبداع
Onlardan çok şey öğrendim, sevmeyi, şefkatli olmayı, hayal etmeyi, ve biraz da yaratıcılığı.思いやりの気持ち- そして愛情を パルシュラムこそ パリクラマなのです
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod