Ben o kadar şefkatli değilim.Mi-e nu-mi pasa atat de mult.
Ben o kadar şefkatli değilim.Nie należę tam.
Ben o kadar şefkatli değilim.Tôi cũng không quan tâm đến thế đâu.
Ben o kadar şefkatli değilim.Yo no soy tan caritativa.
Ben o kadar şefkatli değilim.Аз не съм толкова загрижена.
Ben o kadar şefkatli değilim.Я не такая заботливая.
Ben o kadar şefkatli değilim.אני לא כזאת אכפתית.
Ben o kadar şefkatli değilim.أنا لست بمثل هذا التفاني.
Ben o kadar şefkatli değilim.(笑)
Bu "kutsal görev" ne temiz ne de şefkatli.Tento posvátný úkon není ani čistý ani soucitný.
Bu "kutsal görev" ne temiz ne de şefkatli.To tajemnicze zadanie nie jest ani czyste ani nie zawiera współczucia
Bu "kutsal görev" ne temiz ne de sefkatli.'tugas suci' ini tidaklah bersih maupun berbelas kasih.
Bu "kutsal görev" ne temiz ne de sefkatli.משימה קדושה" זו איננה נקיה" .או רחמנית
Bu "kutsal görev" ne temiz ne de şefkatli."משימה קדושה" זו איננה נקיה או רחמנית.
Buradan anlıyoruz ki Google şefkatli bir şirket, çünkü Google'cılar şefkatin eğlenceli olduğunu keşfettiler.Así que resulta que Google es una empresa compasiva porque los empleados ven que la compasión es diversión.
Buradan anlıyoruz ki Google şefkatli bir şirket, çünkü Google'cılar şefkatin eğlenceli olduğunu keşfettiler.Dus het blijkt dat Google een bedrijf met compassie is, omdat Googlers compassie gewoon leuk vonden.
Buradan anlıyoruz ki Google şefkatli bir şirket, çünkü Google'cılar şefkatin eğlenceli olduğunu keşfettiler.Google e o companie plină de compasiune, pentru că Googlerii au descoperit compasiunea ca fiind distractivă.
Buradan anlıyoruz ki Google şefkatli bir şirket, çünkü Google'cılar şefkatin eğlenceli olduğunu keşfettiler.Okazuje się zatem, że Google jest współczującą firmą, ponieważ pracownicy odkryli, że współczucie to zabawa.
Daha ilginç bir soru ise: Şefkatli İnsanın kıssasını düşünmek birşey fark ettirdi mi? Cevap:E soprattutto: fece qualche differenza il fatto che contemplassero la parabola del Buon Samaritano?
Daha ilginç bir soru ise: Şefkatli İnsanın kıssasını düşünmek birşey fark ettirdi mi? Cevap:Nog interessanter is: maakte het wat uit of ze nadachten over het verhaal van de Barmhartige Samaritaan?
Dalai Lama, "Başkalarının mutlu olmasını istiyorsanız şefkatli olun.Dalai Lama, care a spus, "Dacă vrei ca ceilalți să fie fericiți, practică compasiunea.
Dalai Lama, "Başkalarının mutlu olmasını istiyorsanız şefkatli olun.Dalai Lama, yang mengatakan, "Jika Anda ingin orang lain bahagia, jalankanlah belas kasih.
Dalai Lama, "Başkalarının mutlu olmasını istiyorsanız şefkatli olun.Dalai Lamę, który powiedział:
Dalai Lama, "Başkalarının mutlu olmasını istiyorsanız şefkatli olun.Dalajlámu, který řekl, "Když chceš, aby ostatní byli šťastní, praktikuj soucit.
Dalai Lama, "Başkalarının mutlu olmasını istiyorsanız şefkatli olun.Ngài Dalai Lama, người đã nói "Nếu bạn muốn người khác hạnh phúc, hãy thực tập lòng từ bi.
Dalai Lama, "Başkalarının mutlu olmasını istiyorsanız şefkatli olun.Далай Лама, който казва:
Dalai Lama, "Başkalarının mutlu olmasını istiyorsanız şefkatli olun.Далай Ламу, который сказал:
Dalai Lama, "Başkalarının mutlu olmasını istiyorsanız şefkatli olun.Далай Ламу, котрий сказав, "Якщо хочете, щоб інші були щасливі, співчувайте.
Diğer bir deyişle, satınalma noktasında şefkatli kararımızı verebilecek durumda oluruz.Autrement dit, au moment d'acheter, nous pourrions faire un choix empreint de compassion.
Diğer bir deyişle, satınalma noktasında şefkatli kararımızı verebilecek durumda oluruz.Cu alte cuvinte, in momentul achizitiei, putem sa facem o alegere bazata pe compasiune.
Diğer bir deyişle, satınalma noktasında şefkatli kararımızı verebilecek durumda oluruz.Dengan kata lain, pada saat pembelian, kita mungkin dapat membuat sebuah pilihan yang berbelas-kasih.
Diğer bir deyişle, satınalma noktasında şefkatli kararımızı verebilecek durumda oluruz.En otras palabras, al momento de comprar, quizás podamos hacer una elección compasiva.
Diğer bir deyişle, satınalma noktasında şefkatli kararımızı verebilecek durumda oluruz.In altre parole, al momento dell'acquisto, potremmo essere in grado di fare una scelta compassionevole.
Diğer bir deyişle, satınalma noktasında şefkatli kararımızı verebilecek durumda oluruz.Innymi słowy, być może w momencie kupowania będziemy w stanie dokonać odpowiedzialnego wyboru.
Diğer bir deyişle, satınalma noktasında şefkatli kararımızı verebilecek durumda oluruz.Jinými slovy, ve chvíli nákupu, možná budeme schopni učinit soucitnou volbu.
Diğer bir deyişle, satınalma noktasında şefkatli kararımızı verebilecek durumda oluruz.다른 말로 하면, 구매자의 관점에서, 우리는 좀 더 동정심에 기반한 선택을 할 수 있다는 것이지요.
Diğer bir deyişle, satınalma noktasında şefkatli kararımızı verebilecek durumda oluruz.Más szavakkal, a vásárlás helyén képesek lehetünk együttérző döntést hozni!
Diğer bir deyişle, satınalma noktasında şefkatli kararımızı verebilecek durumda oluruz.Med andra ord, när vi köper något, skulle vi kunna göra ett medkännande val.
Diğer bir deyişle, satınalma noktasında şefkatli kararımızı verebilecek durumda oluruz.Med andre ord, på købstidspunktet, kunne vi være i stand til at tage det medfølende valg.
Diğer bir deyişle, satınalma noktasında şefkatli kararımızı verebilecek durumda oluruz.Mit anderen Worten könnten wir zum Zeitpunkt des Kaufs eine aus Mitgefühl motivierte Wahl treffen.
Diğer bir deyişle, satınalma noktasında şefkatli kararımızı verebilecek durumda oluruz.Nói cách khác, ngay lúc mua hàng, ta đã có thể có một lựa chọn hợp lí.
Diğer bir deyişle, satınalma noktasında şefkatli kararımızı verebilecek durumda oluruz.Oftewel: bij de aankoop zouden we een keuze kunnen maken vanuit medeleven.
Diğer bir deyişle, satınalma noktasında şefkatli kararımızı verebilecek durumda oluruz.Ou seja, em qualquer ponto de venda, é possível fazer uma escolha com base na compaixão.
Diğer bir deyişle, satınalma noktasında şefkatli kararımızı verebilecek durumda oluruz.Другими словами, в момент покупки у нас будет возможность проявить сострадание.
Diğer bir deyişle, satınalma noktasında şefkatli kararımızı verebilecek durumda oluruz.Іншими словами, у точці покупки ми можемо робити доброчинний вибір.
Diğer bir deyişle, satınalma noktasında şefkatli kararımızı verebilecek durumda oluruz.С други думи - при покупка може да сме в състояние да правим състрадателен избор.
Diğer bir deyişle, satınalma noktasında şefkatli kararımızı verebilecek durumda oluruz.במלים אחרות, בנקודת הרכישה, נוכל לבחור מתוך חמלה.
Diğer bir deyişle, satınalma noktasında şefkatli kararımızı verebilecek durumda oluruz.بمعنى آخر. عند الشراء يمكننا أن نقوم باختيار متعاطف.
Diğer bir deyişle, satınalma noktasında şefkatli kararımızı verebilecek durumda oluruz.思いやりのある選択をすることができるということです 情報科学でよく知られた言葉があります
Doğru, eğer hayırseverliğe ihtiyaç duyulmayan bir toplum yaratmak daha şefkatli bir davranış.Точно така. Можем да създадем общество, в което не е нужна благотворителността.
Gençliğin, şefkatli bir yaşam stilinin dinamizmini, meydan okumasını hissetmesini istiyorum.Aș vrea ca tineretul să înțeleagă dinamismul, dinamica și provocarea unui mod de viață plin de compasiune.
Gençliğin, şefkatli bir yaşam stilinin dinamizmini, meydan okumasını hissetmesini istiyorum.J'aimerais que la jeunesse ait conscience du dynamisme et du défi que représente une vie dans la compassion.
Gençliğin, şefkatli bir yaşam stilinin dinamizmini, meydan okumasını hissetmesini istiyorum.저는 어린이들이 역동성, 활발함과 도전의 동정심있는 생활 방식의 감각을 얻기를 바랍니다.
Gençliğin, şefkatli bir yaşam stilinin dinamizmini, meydan okumasını hissetmesini istiyorum.Me gustaría que los jóvenes comprendieran el dinamismo, la dinámica y el reto de un estilo de vida compasivo.
Gençliğin, şefkatli bir yaşam stilinin dinamizmini, meydan okumasını hissetmesini istiyorum.Ráda bych, aby mládež získala pojetí o dynamičnosti, dynamice a výzvě, kterou představuje soucitný život.
Gençliğin, şefkatli bir yaşam stilinin dinamizmini, meydan okumasını hissetmesini istiyorum.Tôi muốn giới trẻ ý thức về Sự năng động, năng động và thách thức của lối sống từ bi.
Gençliğin, şefkatli bir yaşam stilinin dinamizmini, meydan okumasını hissetmesini istiyorum.Молодь має відчути динамізм, енергію і вимогливість співчутливого способу життя.
Gençliğin, şefkatli bir yaşam stilinin dinamizmini, meydan okumasını hissetmesini istiyorum.אני רוצה שצעירים יקבלו את התחושה של הדינמיות, המרץ והאתגר הקיימים בסגנון חיים חומל.
Gençliğin, şefkatli bir yaşam stilinin dinamizmini, meydan okumasını hissetmesini istiyorum.أرغب في أن يكون للشباب نوع من الحيوية ، حيوية و تحدي المتمثل في نمط الحياة الوجدانية.
Gençliğin, şefkatli bir yaşam stilinin dinamizmini, meydan okumasını hissetmesini istiyorum.活力やチャレンジを 感じ取ってほしいと思います そして思いやりとは感傷だけではなく