Ana içeriğe geç
Sözlük

şefkat ile cümle

şefkat kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
O ki, en şefkatli olandır.Die ten slotte de compassievolle is.
O ki, en şefkatli olandır.바로 절대적으로 자애로우신 분이신 하느님을 말이죠.
O ki, en şefkatli olandır.Który jest nieskończenie litościwy.
O ki, en şefkatli olandır.Người mà, cuối cùng, là đấng từ bi.
O ki, en şefkatli olandır.Que é, afinal, o Compassivo.
O ki, en şefkatli olandır.Qui est, en fin de compte, l'être de compassion.
O ki, en şefkatli olandır.Som till syvende och sist är den empatiska.
O ki, en şefkatli olandır.Yang Maha Pengasih.
O ki, en şefkatli olandır.Ο οποίος είναι, εντέλει ο συμπονετικός.
O ki, en şefkatli olandır.Който в крайна сметка е състрадателният.
O ki, en şefkatli olandır.שהוא, בסופו של דבר, ה-רחמן.
O ki, en şefkatli olandır.والذي هو الرحمن الرحيم
O ki, en şefkatli olandır.憐れみ深いとは具体的にどういうことでしょうか?
Onlardan çok şey öğrendim, sevmeyi, şefkatli olmayı, hayal etmeyi, ve biraz da yaratıcılığı.Am învăţat atât de mult de la ei, iubire, compasiune, imaginaţie, şi atât de multă creativitate.
Onlardan çok şey öğrendim, sevmeyi, şefkatli olmayı, hayal etmeyi, ve biraz da yaratıcılığı.Aprendi tanto com elas: amor, compaixão, imaginação e tanta criatividade.
Onlardan çok şey öğrendim, sevmeyi, şefkatli olmayı, hayal etmeyi, ve biraz da yaratıcılığı.He aprendido tanto de ellos, amor, compasión, imaginación, y mucha creatividad.
Onlardan çok şey öğrendim, sevmeyi, şefkatli olmayı, hayal etmeyi, ve biraz da yaratıcılığı.Ho imparato così tanto da loro, amore, compassione, immaginazione, e tanta creatività.
Onlardan çok şey öğrendim, sevmeyi, şefkatli olmayı, hayal etmeyi, ve biraz da yaratıcılığı.Ich habe von ihnen so viel gelernt, Liebe, Mitgefühl, Phantasie, und solch eine Kreativität.
Onlardan çok şey öğrendim, sevmeyi, şefkatli olmayı, hayal etmeyi, ve biraz da yaratıcılığı.Ik heb zoveel van hen geleerd, liefde, mededogen, verbeelding, en zoveel creativiteit.
Onlardan çok şey öğrendim, sevmeyi, şefkatli olmayı, hayal etmeyi, ve biraz da yaratıcılığı.J'ai tellement appris auprès d'eux; l'amour, la compassion, l'imagination et une telle créativité.
Onlardan çok şey öğrendim, sevmeyi, şefkatli olmayı, hayal etmeyi, ve biraz da yaratıcılığı.아이들은 제게 너무나 많은 것을 가르쳐 주었습니다. 사랑, 연민, 상상력, 그리고 뛰어난 창의력까지.
Onlardan çok şey öğrendim, sevmeyi, şefkatli olmayı, hayal etmeyi, ve biraz da yaratıcılığı.Mnohé jsem se od nich naučila. Lásku, soucit, představivost a tolik kreativity.
Onlardan çok şey öğrendim, sevmeyi, şefkatli olmayı, hayal etmeyi, ve biraz da yaratıcılığı.Nauczyłam się od nich tak wiele: miłości, współczucia, wyobraźni, niesamowitej kreatywności.
Onlardan çok şey öğrendim, sevmeyi, şefkatli olmayı, hayal etmeyi, ve biraz da yaratıcılığı.Olyan sokat tanultam tőlük, szeretetet, könyörületet, képzeletet és sok kreativitást.
Onlardan çok şey öğrendim, sevmeyi, şefkatli olmayı, hayal etmeyi, ve biraz da yaratıcılığı.Saya telah belajar banyak dari mereka: cinta, keinginan, imajinasi dan semacam kreatifitas
Onlardan çok şey öğrendim, sevmeyi, şefkatli olmayı, hayal etmeyi, ve biraz da yaratıcılığı.Tôi đã học được rất nhiều từ chúng, tình yêu, lòng vị tha, trí tưởng tượng, và sự sáng tạo.
Onlardan çok şey öğrendim, sevmeyi, şefkatli olmayı, hayal etmeyi, ve biraz da yaratıcılığı.Έχω μάθει τόσα πολλά απ' αυτά, αγάπη, συμπόνια, φαντασία και τόση δημιουργικότητα.
Onlardan çok şey öğrendim, sevmeyi, şefkatli olmayı, hayal etmeyi, ve biraz da yaratıcılığı.Научила съм толкова много от тях - обич, състрадание, въображение и такава креативност.
Onlardan çok şey öğrendim, sevmeyi, şefkatli olmayı, hayal etmeyi, ve biraz da yaratıcılığı.Они многому научили меня: любви, сопереживанию, способности придумывать и изобретать.
Onlardan çok şey öğrendim, sevmeyi, şefkatli olmayı, hayal etmeyi, ve biraz da yaratıcılığı.למדתי כל כך הרבה מהם, אהבה, חמלה, דמיון, ויצירתיות.
Onlardan çok şey öğrendim, sevmeyi, şefkatli olmayı, hayal etmeyi, ve biraz da yaratıcılığı.تعلمت الكثير منهم الحب, العطف, التخيل وهذا الإبداع
Onlardan çok şey öğrendim, sevmeyi, şefkatli olmayı, hayal etmeyi, ve biraz da yaratıcılığı.思いやりの気持ち- そして愛情を パルシュラムこそ パリクラマなのです
Onun için şefkat hoşuma olmazdı düşünce şeklini aldı onun insanların o an onu görmek için.Compasiunea mea pentru el a luat forma a crezut că eu nu-ar fi plăcut lui oamenii să-l vadă în acel moment.
Onun için şefkat hoşuma olmazdı düşünce şeklini aldı onun insanların o an onu görmek için.나의 그에 대한 연민은 내가 좋아하는도하지 않겠다는 생각의 모양을했다 자신의
Onun için şefkat hoşuma olmazdı düşünce şeklini aldı onun insanların o an onu görmek için.Moje sočutje do njega vzel obliko mislil, da mi ne bi bilo všeč njegovo ljudi, da ga vidim v tistem trenutku.
Onun için şefkat hoşuma olmazdı düşünce şeklini aldı onun insanların o an onu görmek için.Moje współczucie dla niego przybrał kształt myśli, że nie chciałby, by jego ludzie się z nim w tym momencie.
Onun için şefkat hoşuma olmazdı düşünce şeklini aldı onun insanların o an onu görmek için.Môj súcit s ním sa tvar si myslel, že by som nemal rád jeho ľudí, aby ho v tú chvíľu.
Onun için şefkat hoşuma olmazdı düşünce şeklini aldı onun insanların o an onu görmek için.Můj soucit s ním se tvar si myslel, že bych neměl rád jeho lidi, aby ho v tu chvíli.
Onun için şefkat hoşuma olmazdı düşünce şeklini aldı onun insanların o an onu görmek için.Myötätuntoni hänen otti muoto ajatteli, että en olisi halunnut hänen ihmisten näkevän häntä sillä hetkellä.
Onun için şefkat hoşuma olmazdı düşünce şeklini aldı onun insanların o an onu görmek için.Мое сострадание к нему приняла форму мысли, что я не хотел бы его чтобы люди видели его в тот момент.
Onun için şefkat hoşuma olmazdı düşünce şeklini aldı onun insanların o an onu görmek için.Моє співчуття до нього прийняла форму думки, що я не хотів би його щоб люди бачили його в той момент.
Onun için şefkat hoşuma olmazdı düşünce şeklini aldı onun insanların o an onu görmek için.Състраданието ми го взе форма на мисълта, че аз не би ми харесало хората да го видят в този момент.
Onun için şefkat hoşuma olmazdı düşünce şeklini aldı onun insanların o an onu görmek için.חמלה שלי לקח לו את הצורה של המחשבה שלא הייתי רוצה שלו
Onun için şefkat hoşuma olmazdı düşünce şeklini aldı onun insanların o an onu görmek için.استغرق عاطفتي له شكل اعتقدت أنني لن يكون له يحب
Onun için şefkat hoşuma olmazdı düşünce şeklini aldı onun insanların o an onu görmek için.人々はその瞬間に彼を見るために。私はそれが自分自身を試しています。
Ortaya çıkansa: Bizleri bir insan topluluğu haline getiren sempati bağları ve şefkat bağlarıdır.Ce vedem dezvăluie legăturile invizibile și solidaritatea care ne unesc pentru a deveni o comunitate umană.
Ortaya çıkansa: Bizleri bir insan topluluğu haline getiren sempati bağları ve şefkat bağlarıdır.To niewidzialne więzy współczucia, spajające nas wszystkich w ludzką społeczność.
Öyleyse, dünyadaki her patron, her yönetici, şefkatli olmak isteyecektir - böyle.Akkor a világ összes főnöke, összes menedzsere majd szeretne együttérzést gyakorolni -- mint itt.
Öyleyse, dünyadaki her patron, her yönetici, şefkatli olmak isteyecektir - böyle.Allora, tutti i capi, tutti i dirigenti del mondo, vorrebbe essere compassionevoli -- come questo.
Öyleyse, dünyadaki her patron, her yönetici, şefkatli olmak isteyecektir - böyle.Atunci, fiecare șef, fiecare manager din lume, va dori să aibă compasiune -- ca aceasta.
Öyleyse, dünyadaki her patron, her yönetici, şefkatli olmak isteyecektir - böyle.Dann würde jeder Chef und jeder Manager in der Welt Mitgefühl zeigen wollen - wie hier.
Öyleyse, dünyadaki her patron, her yönetici, şefkatli olmak isteyecektir - böyle.Dan zal iedere baas en manager in de wereld compassie willen hebben -- zoals dit.
Öyleyse, dünyadaki her patron, her yönetici, şefkatli olmak isteyecektir - böyle.Ensuite, chaque patron, chaque gestionnaire dans le monde, voudra avoir de la compassion - comme ça.
Öyleyse, dünyadaki her patron, her yönetici, şefkatli olmak isteyecektir - böyle.Então, todos os patrões, todos os gestores no mundo, vão querer ter compaixão — desta forma.
Öyleyse, dünyadaki her patron, her yönetici, şefkatli olmak isteyecektir - böyle.Entonces, todos los jefes y gerentes del mundo van a querer tener compasión como en este caso.
Öyleyse, dünyadaki her patron, her yönetici, şefkatli olmak isteyecektir - böyle.Khi đó mọi ông chủ, mọi nhà quản lý trên thế giới, sẽ muốn có lòng từ bi -- như thế này.
Öyleyse, dünyadaki her patron, her yönetici, şefkatli olmak isteyecektir - böyle.그렇다면, 전세계의 모든 사장과 관리자들은 동정심을 가지기 바랄 것입니다. 이와같이 말이죠.
Öyleyse, dünyadaki her patron, her yönetici, şefkatli olmak isteyecektir - böyle.Lalu, semua pemimpin dan manajer di dunia, akan mau memiliki belas kasih -- seperti ini.
Öyleyse, dünyadaki her patron, her yönetici, şefkatli olmak isteyecektir - böyle.Pak, každý šéf, každý manažer ve světě, by chtěl mít soucit -- touto cestou.
Öyleyse, dünyadaki her patron, her yönetici, şefkatli olmak isteyecektir - böyle.W takim przypadku, każdy szef i menadżer na świecie, chciałby, by wyglądało ono właśnie tak.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod