Mağduriyet yaratan bir şefin işten atılması sağlanacaktır.Zamestnávateľ je povinný nahradiť škodu, ktorá mu tým vznikla.
Arturo Toscanını Müzesi: Meşhur orkestra şefinin doğduğu evde.Muzejska hiša Arturja Toscaninija, v kateri se je rodil slaven glasbenik.
Hiddete kapılan Serhas, istihkamcıların şefinin kafasını vurdurttu.Glavica nakovalca se stika z glavico kladivca.
"GEMİ (Şilep, vapur, tekne, sefîne)".Zgornji del: Slokarji, Brod, Čohi, Gorenje, (Rovtarše, Znosnica).
Bear, haydi. Senin şefin benim.Bear, dukunglah. pasukan kita.
Bear, haydi. Senin şefin benim.Kibicuj naszym!</i>
Bear, haydi. Senin şefin benim.Phải bệnh đội nhà chứ.
Bear, haydi. Senin şefin benim. Uzay kovboyu.- Bear, stai dalla nostra parte!
Bear, haydi. Senin şefin benim. Uzay kovboyu.-Puhalla samaan hiileen, Bear!
Bear, haydi. Senin şefin benim. Uzay kovboyu.Αρκούδε, έλα στην ομάδα μας λίγο.
Bear, haydi. Senin şefin benim.Vino totuşi la echipa noastră.
Birazi sefinEstán incluidos los del chef.
Birazi sefinIl y a les poissons du chef aussi dedans.
Birazi sefinΔεν είναι όλα δικά μου. Μερικά είναι για τον Σεφ.
Birazi sefin醜いわね
Bu halka, arkaya doğru gittikçe büyüyen aile muhafazasını simgeliyor, ve arkaya doğru şefin halkası.뒤쪽으로 갈수록 커지는 환형 구조는 혈연의 인접성을 나타냅니다. 맨 뒤로 가면 추장의 고리가 있고
Bu halka, arkaya doğru gittikçe büyüyen aile muhafazasını simgeliyor, ve arkaya doğru şefin halkası.הטבעות של מתחמי המשפחה גדלות ככל שמתקדמים לאחור. הטבעת של הצ'יפים נמצאת לקראת אחורי הכפר,
Bu halka, arkaya doğru gittikçe büyüyen aile muhafazasını simgeliyor, ve arkaya doğru şefin halkası.الحلقات التي تمثل حاضنات الأسر تصبح أوسع فأوسع كلما عدت الى الخلف, ثم نجد الحلقة الخاصة بالزعيم هنا في الخلف
Bu halka, arkaya doğru gittikçe büyüyen aile muhafazasını simgeliyor, ve arkaya doğru şefin halkası.村長の輪がこの後ろの方にあります その輪の中に村長の直系の家族がいます
Bu halkada da şefin yakın ailesi var. Bunun için küçük bir fraktal model var.이 고리 주변에 추장의 직계존속들이 있습니다.
Bu halkada da şefin yakın ailesi var. Bunun için küçük bir fraktal model var.- og hans nærmeste familie i den ring.
Bu halkada da şefin yakın ailesi var. Bunun için küçük bir fraktal model var.והמשפחה הקרובה של הצ'יפ בטבעת הזאת.
Bu halkada da şefin yakın ailesi var. Bunun için küçük bir fraktal model var.ثم العائلة المقربة من الزعيم في تلك الحلقة.
Bu halkada da şefin yakın ailesi var. Bunun için küçük bir fraktal model var.これをフラクタル的に見ると
Çalıştığınız yerde ayrımcılıkla karşılaşırsanız, öncelikli olarak şefinizle iletişime geçin.Jos koet syrjintää töissä, ota yhteys ensin esimieheesi.
Çalıştığınız yerde ayrımcılıkla karşılaşırsanız, öncelikli olarak şefinizle iletişime geçin.Om du upplever diskriminering på arbetsplatsen ska du först ta kontakt med din förman.
Çalıştığınız yerde ayrımcılıkla karşılaşırsanız, öncelikli olarak şefinizle iletişime geçin.Si sufre discriminación en el trabajo, póngase en contacto con su superior.
Çalıştığınız yerde ayrımcılıkla karşılaşırsanız, öncelikli olarak şefinizle iletişime geçin.Si vous expérimentez la discrimination au travail, veuillez d'abord contacter votre supérieur.
Çalıştığınız yerde ayrımcılıkla karşılaşırsanız, öncelikli olarak şefinizle iletişime geçin.Если вы испытываете дискриминацию на работе, обратитесь сначала к вашему начальнику.
Çalıştığınız yerde ayrımcılıkla karşılaşırsanız, öncelikli olarak şefinizle iletişime geçin.إذا أحسست بالتمييز في العمل، فاتصل أولاً برئيسك بالعمل مثلاً.
Çalıştığınız yerde ayrımcılıkla karşılaşırsanız, öncelikli olarak şefinizle iletişime geçin.若不幸在工作单位遭受歧视,请首先联系您的上级。若问题没有解决,您可联系单位里的劳动保护监督员(
Dozoların şefini görmeye gittim.Am fost să văd un şef dozo.
Dozoların şefini görmeye gittim. Bana sihirli güçlerinden bahsetti.Я зустрівся з вождем Дозо. він розказав мені про його магічні сили.
Dozoların şefini görmeye gittim.Fui a ver a un jefe Dozo.
Dozoların şefini görmeye gittim.Fui ver um chefe Dozo.
Dozoların şefini görmeye gittim.Ich traf einen Dozo-Häuptling.
Dozoların şefini görmeye gittim.Ik ben bij een leider van de Dozo langs geweest.
Dozoların şefini görmeye gittim.Jag besökte en Dozo-hövding.
Dozoların şefini görmeye gittim.Jel jsem navštívit náčelníka kmene Dozo.
Dozoların şefini görmeye gittim.Je suis allé voir le chef des Dozos.
Dozoların şefini görmeye gittim.저는 '도조'의 추장을 만나러 갔습니다.
Dozoların şefini görmeye gittim.Pojechałem spotkać się z szefem Dozo.
Dozoların şefini görmeye gittim.Saya pergi menemui seorang pemimpin Dozo.
Dozoların şefini görmeye gittim.Šiel som za Dozo náčelníkom.
Dozoların şefini görmeye gittim.Sono stato a far visita al capo dei Dozo.
Dozoların şefini görmeye gittim.Találkoztam egy Dozo főnökkel.
Dozoların şefini görmeye gittim.Tôi đã đi gặp một thủ lĩnh Dozo.
Dozoların şefini görmeye gittim.Πήγα να δω έναν αρχηγό Ντόζο.
Dozoların şefini görmeye gittim.Аз отидох да видя старейшината на дозо.
Dozoların şefini görmeye gittim.Я встретился с вождем Дозо.
Dozoların şefini görmeye gittim.הלכתי לראות צ'יף דוזו.
Dozoların şefini görmeye gittim.فذهبت للقاء أحد زعماء الدوزو.
Dozoların şefini görmeye gittim.首長は自分の魔力について僕に教えてくれて
Gerçekten, San Francisco'daki ünlü bir şefin başına geldi.A sério, isso aconteceu aqui em São Francisco, a um Chef famoso.
Gerçekten, San Francisco'daki ünlü bir şefin başına geldi.C'est réellement ce qui est arrivé à un célèbre chef de San Francisco.
Gerçekten, San Francisco'daki ünlü bir şefin başına geldi.Davvero, è successo qui a San Francisco a un famoso chef.
Gerçekten, San Francisco'daki ünlü bir şefin başına geldi.Det hände faktiskt en berömd kock här i San Francisco.
Gerçekten, San Francisco'daki ünlü bir şefin başına geldi.De verdad, le ocurrió aquí en San Francisco a un famoso cocinero.
Gerçekten, San Francisco'daki ünlü bir şefin başına geldi.Echt, das ist hier in San Francisco einem berühmten Koch passiert.
Gerçekten, San Francisco'daki ünlü bir şefin başına geldi.Echt, het gebeurde hier in San Francisco bij een beroemde chef-kok.