Ferran Adria, bugün dünyanın en büyük şefi, senden çok uzakta değil.פראן אדריאה, השף הבולט בעולם היום, נמצא לא רחוק ממך.
Ferran Adria, bugün dünyanın en büyük şefi, senden çok uzakta değil.فيرا ادريا افضل طاهي في العالم الأن وليس بعيدا منك
Ferran Adria, bugün dünyanın en büyük şefi, senden çok uzakta değil.なぜ貴方は無名なんでしょう?"
Firavun da yanıtladı, "Yo, hayır. Siz sefiller, dalga geçiyorsunuz herhalde."A lo que el faraón respondió, "Ah, no, ustedes... su miseria... deben estar bromeando".
Gerçekten, San Francisco'daki ünlü bir şefin başına geldi.A sério, isso aconteceu aqui em São Francisco, a um Chef famoso.
Gerçekten, San Francisco'daki ünlü bir şefin başına geldi.C'est réellement ce qui est arrivé à un célèbre chef de San Francisco.
Gerçekten, San Francisco'daki ünlü bir şefin başına geldi.Davvero, è successo qui a San Francisco a un famoso chef.
Gerçekten, San Francisco'daki ünlü bir şefin başına geldi.Det hände faktiskt en berömd kock här i San Francisco.
Gerçekten, San Francisco'daki ünlü bir şefin başına geldi.De verdad, le ocurrió aquí en San Francisco a un famoso cocinero.
Gerçekten, San Francisco'daki ünlü bir şefin başına geldi.Echt, das ist hier in San Francisco einem berühmten Koch passiert.
Gerçekten, San Francisco'daki ünlü bir şefin başına geldi.Echt, het gebeurde hier in San Francisco bij een beroemde chef-kok.
Gerçekten, San Francisco'daki ünlü bir şefin başına geldi.Jednoho slavného šéfkuchaře tady v SF už napadli, opravdu.
Gerçekten, San Francisco'daki ünlü bir şefin başına geldi.실제로 샌프란시코의 유명 주방장에게 일어난 일입니다.
Gerçekten, San Francisco'daki ünlü bir şefin başına geldi.Komolyan, megtörtént itt San Francisco-ban egy híres főszakáccsal.
Gerçekten, San Francisco'daki ünlü bir şefin başına geldi.Niin kävi eräälle kuuluisalle kokille täällä San Franciscossa.
Gerçekten, San Francisco'daki ünlü bir şefin başına geldi.Serios, i s-a întâmplat unui bucătar celebru aici în San Francisco.
Gerçekten, San Francisco'daki ünlü bir şefin başına geldi.Sungguh, itu terjadi di San Fransisko di sini pada seorang koki terkenal.
Gerçekten, San Francisco'daki ünlü bir şefin başına geldi.Αλήθεια,συνέβη σε ένα διάσημο σεφ εδώ, στο Σαν Φρανσίσκο.
Gerçekten, San Francisco'daki ünlü bir şefin başına geldi.Правда, это и случилось здесь, в Сан-Франциско с известным шеф-поваром.
Gerçekten, San Francisco'daki ünlü bir şefin başına geldi.Сериозно, това се случи на един известен готвач в Сан Франциско.
Gerçekten, San Francisco'daki ünlü bir şefin başına geldi.באמת, זה קרה לשף מפורסם כאן בסן פרנסיסקו.
Gerçekten, San Francisco'daki ünlü bir şefin başına geldi.حقيقة ... لقد حدث هذا لاحد الطهاة هنا في سان فرانسيسكو
Gerçekten, San Francisco'daki ünlü bir şefin başına geldi.フォアグラを食すことへの反対意見に理論的根拠が無いと
Google'da program geliştirme bölümünde teknik birim şefi olarak çalışıyorumJestem dyrektorem technicznym projektów programistycznych w Google.
Google'da program geliştirme bölümünde teknik birim şefi olarak çalışıyorumJe suis responsable du développement logiciel chez Google.
Google'da program geliştirme bölümünde teknik birim şefi olarak çalışıyorum저는 구글의 프로그램 개발 리더입니다.
Google'da program geliştirme bölümünde teknik birim şefi olarak çalışıyorumЯ работаю техническим директором программ Google для разработчиков.
Google'da program geliştirme bölümünde teknik birim şefi olarak çalışıyorumأعمل كرئيسة قسم تقنية برامج المطورين في Google،
Herkese, ambulans personelinden, kalp cerrahisi şefine kadar söyleyebilirim ki,Ezt mondtam mindenkinek, mentőstől kezdve a szívsebészet vezetőjének,
Herkese, ambulans personelinden, kalp cerrahisi şefine kadar söyleyebilirim ki,Ich würde zu jedem vom Rettungsassistenten bis zum Chefarzt der Kardiologen sagen,
Herkese, ambulans personelinden, kalp cerrahisi şefine kadar söyleyebilirim ki,Ik zeg tegen iedereen, van paramedici tot het hoofd hartchirurgie,
Herkese, ambulans personelinden, kalp cerrahisi şefine kadar söyleyebilirim ki,최악의 실수입니다"라고 응급구조요원에서 심장 외과 과장에
Herkese, ambulans personelinden, kalp cerrahisi şefine kadar söyleyebilirim ki,la șeful secției de cardio-chirurgie.
Herkese, ambulans personelinden, kalp cerrahisi şefine kadar söyleyebilirim ki,Mówiłem wszystkim od sanitariuszy, po kardiochirurgów,
Herkese, ambulans personelinden, kalp cerrahisi şefine kadar söyleyebilirim ki,Počnúc záchranármi až po primára kardiochirurgie, všetkým som povedal
Herkese, ambulans personelinden, kalp cerrahisi şefine kadar söyleyebilirim ki,Vorrei dire a tutti dai paramedici al responsabile di cardiochirurgia
Herkese, ambulans personelinden, kalp cerrahisi şefine kadar söyleyebilirim ki,Казвам на всеки от парамедиците до шефа на сърдечната хирургия,
Herkese, ambulans personelinden, kalp cerrahisi şefine kadar söyleyebilirim ki,Я бы сказал всем, от парамедика до кардиохирурга:
Herkese, ambulans personelinden, kalp cerrahisi şefine kadar söyleyebilirim ki,Я кажу всім - від парамедиків до завідуючого кардіохірурга -
Herkese, ambulans personelinden, kalp cerrahisi şefine kadar söyleyebilirim ki,הייתי אומר לכל אחד, מפרמדיקים ועד לראש מחלקת ניתוחי הלב,
Herkese, ambulans personelinden, kalp cerrahisi şefine kadar söyleyebilirim ki,وأود أن أقول للجميع من المسعفين إلى رئيس جراحة القلب،
Herkese, ambulans personelinden, kalp cerrahisi şefine kadar söyleyebilirim ki,救急隊員にも心臓外科長にも 自分の最悪の失敗の経験を話した上で
Her restoran kendine özgü, şefin yeteneklerine göre şekillenen başka menüleri var, vesaire.Ainsi, ils sont très différenciés. Chaque restaurant est unique, du chef ont des spécialités et tout le reste.
Her restoran kendine özgü, şefin yeteneklerine göre şekillenen başka menüleri var, vesaire.Ale, na trhu jich existuje mnoho.
Her restoran kendine özgü, şefin yeteneklerine göre şekillenen başka menüleri var, vesaire.Rynek jest wysoce zróżnicowany: każda restauracja ma wyjątkowy charakter, inną specjalność zakładu...
Her restoran kendine özgü, şefin yeteneklerine göre şekillenen başka menüleri var, vesaire.Отже, вони високо диференційовані. Кожен ресторан є унікальним, шеф-кухарі мають кухні і все інше.
"Hiçbir şey sokulmuş olduğunu Agatha Teyze ikna olurdu herüf sefih yaşam içine. "haklısınız efendim. fantezi.""아무것도 내가 유인하지 않았 내 이모 아가사 설득하지 않았 것을 잘하지 폭동을 일으키는 생활에. "나는 당신이 바로 각하 공상. "
"Hiçbir şey sokulmuş olduğunu Agatha Teyze ikna olurdu herüf sefih yaşam içine. "haklısınız efendim. fantezi."どんちゃん騒ぎに。"私はあなたが、右の先生である空想。" 私は少しのための私の卵をchamped。
Hint müziğini biliyorsunuz, bu ahenkte bir konsept yoktur, orkestra şefi de yoktur.A música indiana, por exemplo, não tem o conceito de harmonia. Não há um maestro da orquestra.
Hint müziğini biliyorsunuz, bu ahenkte bir konsept yoktur, orkestra şefi de yoktur.Anda lihat, musk India, contohnya tidak memiliki konsep harmoni. Tidak ada konduktor orkestra.
Hint müziğini biliyorsunuz, bu ahenkte bir konsept yoktur, orkestra şefi de yoktur.De exemplu, în muzica indiană nu există conceptul de armonie. Nu există niciun dirijor de orchestră.
Hint müziğini biliyorsunuz, bu ahenkte bir konsept yoktur, orkestra şefi de yoktur.Indiase muziek, bijvoorbeeld, heeft niet zoiets als "harmonie". Er is geen dirigent.
Hint müziğini biliyorsunuz, bu ahenkte bir konsept yoktur, orkestra şefi de yoktur.Indická hudba, například, nezná koncept harmonie. Nemá dirigenta.
Hint müziğini biliyorsunuz, bu ahenkte bir konsept yoktur, orkestra şefi de yoktur.예를 들어 인도 음악에는 조화라는 개념이 없습니다. 오케스트라의 지휘자같은 사람이 없습니다.
Hint müziğini biliyorsunuz, bu ahenkte bir konsept yoktur, orkestra şefi de yoktur.La música india, por ejemplo, no tiene el concepto de armonía. No hay un director de orquesta.
Hint müziğini biliyorsunuz, bu ahenkte bir konsept yoktur, orkestra şefi de yoktur.Na przykład, indyjska muzyka nie zna pojęcia harmonii. Nie ma dyrygenta orkiestry.
Hint müziğini biliyorsunuz, bu ahenkte bir konsept yoktur, orkestra şefi de yoktur.Vegyük például az indiai zenét, nem ismeri a harmónia fogalmát. Nincs aki vezényelné a zenekart.
Hint müziğini biliyorsunuz, bu ahenkte bir konsept yoktur, orkestra şefi de yoktur.К примеру, индийская музыка не использует понятие гармонии. У оркестра нет нужды в дирижёре.
Hint müziğini biliyorsunuz, bu ahenkte bir konsept yoktur, orkestra şefi de yoktur.Разбирате ли, индийската музика например няма концепцията за хармония Няма оркестров диригент.
Hint müziğini biliyorsunuz, bu ahenkte bir konsept yoktur, orkestra şefi de yoktur.קחו, לדוגמא, את המוסיקה ההודית, שבה המושג "הרמוניה" אינו קיים. לתזמורת אין מנצח.