Diyordu ki... ..."en zor olanı denedin ve sefil bir halde başarısız oldun."Bạn cố gắng hết sức và thất bại 1 cách tệ hại.
Diyordu ki... ..."en zor olanı denedin ve sefil bir halde başarısız oldun."Ci hai provato con tutte le tue forze e hai fallito miseramente.
Diyordu ki... ..."en zor olanı denedin ve sefil bir halde başarısız oldun."Du hast dein bestes versucht und hast zutiefst versagt.
Diyordu ki... ..."en zor olanı denedin ve sefil bir halde başarısız oldun."Je hebt je uiterste best gedaan en gigantisch gefaald.
Diyordu ki... ..."en zor olanı denedin ve sefil bir halde başarısız oldun.- "당신은 최선을 다했으나 비참하게 실패했다.
Diyordu ki... ..."en zor olanı denedin ve sefil bir halde başarısız oldun."Lo intentaste con todas tus fuerzas y fracasaste miserablemente.
Diyordu ki... ..."en zor olanı denedin ve sefil bir halde başarısız oldun."Megpróbáltad a legnehezebbet és szánalmasan elbuktál.
Diyordu ki... ..."en zor olanı denedin ve sefil bir halde başarısız oldun."Starałeś się jak mogłeś i poległeś marnie,
Diyordu ki... ..."en zor olanı denedin ve sefil bir halde başarısız oldun."Tentaste o teu melhor e falhaste miseravelmente.
Diyordu ki... ..."en zor olanı denedin ve sefil bir halde başarısız oldun."Tu as donné le maximum et échoué lamentablement
Diyordu ki... ..."en zor olanı denedin ve sefil bir halde başarısız oldun."Ви зробили все, що могли і зазнали жалюгідної поразки.
Diyordu ki... ..."en zor olanı denedin ve sefil bir halde başarısız oldun."Даде най-доброто от себе си и се провали с гръм и трясък.
Diyordu ki... ..."en zor olanı denedin ve sefil bir halde başarısız oldun."Ты пытался изо всех сил и ничего не вышло."
Diyordu ki... ..."en zor olanı denedin ve sefil bir halde başarısız oldun."ניסתי כמיטב יכולתך ונכשלת כישלון חרוץ.
Diyordu ki... ..."en zor olanı denedin ve sefil bir halde başarısız oldun.لقد بذلت أقصى جهدك وفشلت فشلاً ذريعاً.
Diyordu ki... ..."en zor olanı denedin ve sefil bir halde başarısız oldun.教訓は、そんなことをするなということだ」
Donanmanın araştırma şefi Amiral Bolster'a kontrolü neden vermiyoruz? Calvin Bolster:Calvin Bolster:
Donanmanın araştırma şefi Amiral Bolster'a kontrolü neden vermiyoruz?해군 연구소장인 애드미럴 볼스터씨가 Whirlwind를 워크아웃 시키도록 하죠.
Donanmanın araştırma şefi Amiral Bolster'a kontrolü neden vermiyoruz?ומאפשרים למנהל המחקר של הצי, אדמירל בולסטר, להפעיל את ווירלווינד?
Donanmanın araştırma şefi Amiral Bolster'a kontrolü neden vermiyoruz?وندع مدير مكتب البحوث في البحرية (الأدميرال بولستر)، يعطي Whirlwind الأوامر.
Dozoların şefini görmeye gittim.Am fost să văd un şef dozo.
Dozoların şefini görmeye gittim. Bana sihirli güçlerinden bahsetti.Я зустрівся з вождем Дозо. він розказав мені про його магічні сили.
Dozoların şefini görmeye gittim.Fui a ver a un jefe Dozo.
Dozoların şefini görmeye gittim.Fui ver um chefe Dozo.
Dozoların şefini görmeye gittim.Ich traf einen Dozo-Häuptling.
Dozoların şefini görmeye gittim.Ik ben bij een leider van de Dozo langs geweest.
Dozoların şefini görmeye gittim.Jag besökte en Dozo-hövding.
Dozoların şefini görmeye gittim.Jel jsem navštívit náčelníka kmene Dozo.
Dozoların şefini görmeye gittim.Je suis allé voir le chef des Dozos.
Dozoların şefini görmeye gittim.저는 '도조'의 추장을 만나러 갔습니다.
Dozoların şefini görmeye gittim.Pojechałem spotkać się z szefem Dozo.
Dozoların şefini görmeye gittim.Saya pergi menemui seorang pemimpin Dozo.
Dozoların şefini görmeye gittim.Šiel som za Dozo náčelníkom.
Dozoların şefini görmeye gittim.Sono stato a far visita al capo dei Dozo.
Dozoların şefini görmeye gittim.Találkoztam egy Dozo főnökkel.
Dozoların şefini görmeye gittim.Tôi đã đi gặp một thủ lĩnh Dozo.
Dozoların şefini görmeye gittim.Πήγα να δω έναν αρχηγό Ντόζο.
Dozoların şefini görmeye gittim.Аз отидох да видя старейшината на дозо.
Dozoların şefini görmeye gittim.Я встретился с вождем Дозо.
Dozoların şefini görmeye gittim.הלכתי לראות צ'יף דוזו.
Dozoların şefini görmeye gittim.فذهبت للقاء أحد زعماء الدوزو.
Dozoların şefini görmeye gittim.首長は自分の魔力について僕に教えてくれて
Dünyadaki en harika genç orkestra şefidir.Anh ấy là nhạc trưởng trẻ tuyệt vời nhất trên thế giới
Dünyadaki en harika genç orkestra şefidir.A világ legnagyobb fiatal karmestere.
Dünyadaki en harika genç orkestra şefidir.C'est le meilleur jeune chef au monde:
Dünyadaki en harika genç orkestra şefidir.El mejor joven director de orquesta del mundo.
Dünyadaki en harika genç orkestra şefidir.Er ist der größte Jungdirigent der Welt.
Dünyadaki en harika genç orkestra şefidir.Este cel mai grozav tânăr dirijor din lume.
Dünyadaki en harika genç orkestra şefidir. Gustavo Dudamel!И один из величайших молодых дирижёров мира - Густаво Дудамель!
Dünyadaki en harika genç orkestra şefidir.Hij is de grootste jonge dirigent ter wereld.
Dünyadaki en harika genç orkestra şefidir.세계에서 가장 뛰어난 젊은 지휘자입니다.
Dünyadaki en harika genç orkestra şefidir.To najwspanialszy młody dyrygent na świecie.
Dünyadaki en harika genç orkestra şefidir.Είναι ο σπουδαιότερος και ο μικρότερος σε ηλικία διευθυντής ορχήστρας στον κόσμο.
Dünyadaki en harika genç orkestra şefidir.Він найкращий молодий диригент світу.
Dünyadaki en harika genç orkestra şefidir.הוא המנצח הצעיר המצליח ביותר בעולם,
Dünyadaki en harika genç orkestra şefidir.وهو أعظم قائد أوركسترا شاب في العالم
Dünyadaki en harika genç orkestra şefidir.グスターボ・ドゥダメル!
Dünyanın en sefil insanı gibisin.Du ligner den ynkeligste person i hele verden.
Dünyanın en sefil insanı gibisin.Du ser ut som den miserablaste personen i hela världen.
Dünyanın en sefil insanı gibisin.Pareces a pessoa mais infeliz do mundo.