şaskınlık ile cümle

şaskınlık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Hepsi hayret ve şaşkınlık içinde birbirlerine, ‹‹Bunun anlamı ne?›› diye sordular.И изумлялись все и, недоумевая, говорили друг другу: что это значит?
Hepsi hayret ve şaşkınlık içinde birbirlerine, ‹‹Bunun anlamı ne?›› diye sordular.критяни и араби слушаме ги да говорят по нашите езици за великите Божии дела.
Hepsi hayret ve şaşkınlık içinde birbirlerine, ‹‹Bunun anlamı ne?›› diye sordular.וישתוממו כלם ויבהלו ויאמרו איש אל אחיו מה תהיה זאת׃
Hepsi hayret ve şaşkınlık içinde birbirlerine, ‹‹Bunun anlamı ne?›› diye sordular.‎فتحيّر الجميع وارتابوا قائلين بعضهم لبعض ما عسى ان يكون هذا‎.
Hepsi hayret ve şaşkınlık içinde birbirlerine, ‹‹Bunun anlamı ne?›› diye sordular.眾 人 就 都 驚 訝 猜 疑 、 彼 此 說 、 這 是 甚 麼 意 思 呢
Hepsi hayret ve şaşkınlık içinde birbirlerine, ‹‹Bunun anlamı ne?›› diye sordular.眾人 就 都 驚訝 猜疑 、 彼此 說 、 這是 甚 麼 意思 呢
Her ikisi de çiftçi olan annesi ve babası şaşkınlıktan dicek söz bulamadılar.A szülők, mindketten farmerek, ránéztek szótlanul.
Her ikisi de çiftçi olan annesi ve babası şaşkınlıktan dicek söz bulamadılar.Cha mẹ của cô, cả hai đều là nông dân, nhìn vào nó, không nói nên lời.
Her ikisi de çiftçi olan annesi ve babası şaşkınlıktan dicek söz bulamadılar.Haar ouders, allebei boeren, waren sprakeloos.
Her ikisi de çiftçi olan annesi ve babası şaşkınlıktan dicek söz bulamadılar.Ihre Eltern, die Bauern waren, schauten sprachlos.
Her ikisi de çiftçi olan annesi ve babası şaşkınlıktan dicek söz bulamadılar.I suoi genitori, che sono entrambi agricoltori, l'hanno guardata senza parole.
Her ikisi de çiftçi olan annesi ve babası şaşkınlıktan dicek söz bulamadılar.Jej rodzice, rolnicy, gapili się bez słowa.
Her ikisi de çiftçi olan annesi ve babası şaşkınlıktan dicek söz bulamadılar.농사일을 하시는 그녀의 부모님은 말 없이 그녀를 쳐다봤습니다.
Her ikisi de çiftçi olan annesi ve babası şaşkınlıktan dicek söz bulamadılar.Orang tuanya, yang sama-sama petani, melihat tanpa berkata apa-apa.
Her ikisi de çiftçi olan annesi ve babası şaşkınlıktan dicek söz bulamadılar.Os pais, ambos agricultores, ficaram a olhar, mudos.
Her ikisi de çiftçi olan annesi ve babası şaşkınlıktan dicek söz bulamadılar.Părinții ei, ambii fermieri, au privit-o, fără cuvinte.
Her ikisi de çiftçi olan annesi ve babası şaşkınlıktan dicek söz bulamadılar.Ses parents, qui sont tous deux paysans, l'ont regardé, sans voix.
Her ikisi de çiftçi olan annesi ve babası şaşkınlıktan dicek söz bulamadılar.Starša, oba kmetovalca, sta nemo ostrmela.
Her ikisi de çiftçi olan annesi ve babası şaşkınlıktan dicek söz bulamadılar.Sus padres, que eran campesinos, se quedaron mirando, mudos.
Her ikisi de çiftçi olan annesi ve babası şaşkınlıktan dicek söz bulamadılar.Οι γονείς της που είναι κι οι δύο αγρότες την κοίταξαν άφωνοι.
Her ikisi de çiftçi olan annesi ve babası şaşkınlıktan dicek söz bulamadılar.Её родители, оба фермеры, уставились на неё, не в состоянии что-либо сказать.
Her ikisi de çiftçi olan annesi ve babası şaşkınlıktan dicek söz bulamadılar.Її батьки-фермери подивилися на неї, втративши дар мови.
Her ikisi de çiftçi olan annesi ve babası şaşkınlıktan dicek söz bulamadılar.Родителите й, и двамата фермери, погледнаха безмълвно.
Her ikisi de çiftçi olan annesi ve babası şaşkınlıktan dicek söz bulamadılar.הוריה, איכרים שניהם, בהו בה באלם.
Her ikisi de çiftçi olan annesi ve babası şaşkınlıktan dicek söz bulamadılar.والديها، الذين هما مزارعين، بدوا،فاقدين الكلام.
Her ikisi de çiftçi olan annesi ve babası şaşkınlıktan dicek söz bulamadılar.「それにね COACH は新しいデザインが出るの
Kaşların yukarı kalkması bir şaşkınlık ifadesi.As sobrancelhas levantadas, exprimem a surpresa.
Kaşların yukarı kalkması bir şaşkınlık ifadesi.A uniesione brwi to zaskoczenie.
Kaşların yukarı kalkması bir şaşkınlık ifadesi.De wenkbrauwen naar boven zijn een teken van verrassing.
Kaşların yukarı kalkması bir şaşkınlık ifadesi.Die Augenbrauen zeigen Überraschung.
Kaşların yukarı kalkması bir şaşkınlık ifadesi.E le sopracciglia inarcate mostrano sorpresa.
Kaşların yukarı kalkması bir şaşkınlık ifadesi.Iar sprâncenele ridicate sunt un semn de surpriză.
Kaşların yukarı kalkması bir şaşkınlık ifadesi.눈썹이 올라간 건 놀라움을 나타내죠.
Kaşların yukarı kalkması bir şaşkınlık ifadesi.Les sourcils expriment la surprise.
Kaşların yukarı kalkması bir şaşkınlık ifadesi.Och de höjda ögonbrynen är förvåning.
Kaşların yukarı kalkması bir şaşkınlık ifadesi.Og de hævede øjenbryn er overraskelse.
Kaşların yukarı kalkması bir şaşkınlık ifadesi.Và lông mày nhướn lên là ngạc nhiên.
Kaşların yukarı kalkması bir şaşkınlık ifadesi.Y las cejas para arriba es sorpresa.
Kaşların yukarı kalkması bir şaşkınlık ifadesi.Και τα ανασηκωμένα φρύδια, δείχνουν έκπληξη.
Kaşların yukarı kalkması bir şaşkınlık ifadesi.А веждите са вдигнати в знак на изненада.
Kaşların yukarı kalkması bir şaşkınlık ifadesi.והגבות שלמעלה הן [סימן ל]הפתעה.
Kaşların yukarı kalkması bir şaşkınlık ifadesi.والحاجبين ارتفعا علامةً للدهشة،
Kaşların yukarı kalkması bir şaşkınlık ifadesi.これはエピックウィン(壮大な勝利)と呼ばれるものの瀬戸際にいる
Kızın annesiyle babası şaşkınlık içindeydi. İsa, olanları hiç kimseye anlatmamaları için onları uyardı.A jej rodičia žasli. Ale on im prikázal, aby nikomu nepovedali o tom, čo sa stalo.
Kızın annesiyle babası şaşkınlık içindeydi. İsa, olanları hiç kimseye anlatmamaları için onları uyardı.Cha mẹ nó lấy làm lạ; nhưng Ngài cấm nói lại sự xảy ra đó với ai.
Kızın annesiyle babası şaşkınlık içindeydi. İsa, olanları hiç kimseye anlatmamaları için onları uyardı.Cha_mẹ nó lấy_làm lạ ; nhưng Ngài cấm nói lại sự xảy_ra đó với ai .
Kızın annesiyle babası şaşkınlık içindeydi. İsa, olanları hiç kimseye anlatmamaları için onları uyardı.De ouders wisten niet wat zij zagen. Jezus wilde niet dat zij iemand zouden vertellen wat er gebeurd was.
Kızın annesiyle babası şaşkınlık içindeydi. İsa, olanları hiç kimseye anlatmamaları için onları uyardı.És elálmélkodának annak szülei; õ pedig megparancsolá, hogy senkinek ne mondják, a mi történt.
Kızın annesiyle babası şaşkınlık içindeydi. İsa, olanları hiç kimseye anlatmamaları için onları uyardı.E seus pais ficaram maravilhados; e ele mandou-lhes que a ninguém contassem o que havia sucedido.
Kızın annesiyle babası şaşkınlık içindeydi. İsa, olanları hiç kimseye anlatmamaları için onları uyardı.I divili se náramně rodičové její. A on jim kázal, aby žádnému nepravili o tom, co se bylo stalo.
Kızın annesiyle babası şaşkınlık içindeydi. İsa, olanları hiç kimseye anlatmamaları için onları uyardı.I genitori ne furono sbalorditi, ma egli raccomandò loro di non raccontare a nessuno ciò che era accaduto
Kızın annesiyle babası şaşkınlık içindeydi. İsa, olanları hiç kimseye anlatmamaları için onları uyardı.In njena roditelja se zavzameta; a on jima naroči, naj nikomur ne povesta, kar se je zgodilo.
Kızın annesiyle babası şaşkınlık içindeydi. İsa, olanları hiç kimseye anlatmamaları için onları uyardı.I zdumieli się rodzice jej. A on im zakazał, aby nikomu nie powiadali tego, co się było stało.
Kızın annesiyle babası şaşkınlık içindeydi. İsa, olanları hiç kimseye anlatmamaları için onları uyardı.Ja hänen vanhempansa hämmästyivät; mutta Jeesus kielsi heitä kenellekään sanomasta, mitä oli tapahtunut.
Kızın annesiyle babası şaşkınlık içindeydi. İsa, olanları hiç kimseye anlatmamaları için onları uyardı.그 부모가 놀라는지라 예수께서 경계하사 이 일을 아무에게도 말하지 말라 하시니라
Kızın annesiyle babası şaşkınlık içindeydi. İsa, olanları hiç kimseye anlatmamaları için onları uyardı.Och hennes föräldrar blevo uppfyllda av häpnad; men han förbjöd dem att för någon omtala vad som hade skett.
Kızın annesiyle babası şaşkınlık içindeydi. İsa, olanları hiç kimseye anlatmamaları için onları uyardı.Og hendes Forældre bleve forfærdede; men han bød dem, at de ikke måtte sige nogen det, som var sket.
Kızın annesiyle babası şaşkınlık içindeydi. İsa, olanları hiç kimseye anlatmamaları için onları uyardı.Og hennes foreldre blev forferdet; men han bød dem at de ikke skulde tale til nogen om det som var skjedd.
Kızın annesiyle babası şaşkınlık içindeydi. İsa, olanları hiç kimseye anlatmamaları için onları uyardı.Orang tua anak itu heran sekali. Tetapi Yesus melarang mereka memberitahukan peristiwa itu kepada siapa pun
Kızın annesiyle babası şaşkınlık içindeydi. İsa, olanları hiç kimseye anlatmamaları için onları uyardı.Părinţii ei au rămas uimiţi. Isus le -a poruncit să nu spună numănui cele întîmplate.

İlgili Sayfalar