şaskınlık ile cümle

şaskınlık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Hatta hatırlıyorum, beni bundan haberdar edenler öğrencilerimdi ve şaşkınlık içindeydik.وأتذكّر أنّ تلامذتي كانوا هم الذين أعلموني بذلك، وكنّا -- كنّا فقط مذهولين.
Hatta hatırlıyorum, beni bundan haberdar edenler öğrencilerimdi ve şaşkınlık içindeydik.教えてくれたのを 覚えています 我々は、本当に感心しました ワールド・ワイド・ウェブで 遊び始めた午後
Hayat şaşkınlık karşısında hareket edebilmektir, ve hayat, insanları gerçekten sevmektir.Tentang bertindak menghadapi berbagai masalah. Juga tentang mencintai orang dengan baik.
Hayat şaşkınlık karşısında hareket edebilmektir, ve hayat, insanları gerçekten sevmektir.Arról szól, hogy a bénító aggódás dacára teszünk valamit. Arról szól, hogy jól szeretjük az embereket.
Hayat şaşkınlık karşısında hareket edebilmektir, ve hayat, insanları gerçekten sevmektir.C'est d'agir face à ce qui nous dépasse. Et c'est d'aimer vraiment bien les gens.
Hayat şaşkınlık karşısında hareket edebilmektir, ve hayat, insanları gerçekten sevmektir.De actuar a pesar de estar agobiados. Y amar a los demás de verdad.
Hayat şaşkınlık karşısında hareket edebilmektir, ve hayat, insanları gerçekten sevmektir.Es geht darum, zu handeln wenn man überwältigt ist. Und es geht darum, Menschen wirklich aufrichtig zu lieben.
Hayat şaşkınlık karşısında hareket edebilmektir, ve hayat, insanları gerçekten sevmektir.Het draait om handelen vanuit overweldiging. En het draait om het werkelijk houden van mensen.
Hayat şaşkınlık karşısında hareket edebilmektir, ve hayat, insanları gerçekten sevmektir.Înseamnă să acționezi în fața copleșirii. Înseamnă să iubești oamenii foarte mult.
Hayat şaşkınlık karşısında hareket edebilmektir, ve hayat, insanları gerçekten sevmektir.Je o tom, aby sme konali tvárou v tvár ohromeniu. A o tom, aby sme milovali ľudí naozaj dobre.
Hayat şaşkınlık karşısında hareket edebilmektir, ve hayat, insanları gerçekten sevmektir.인생은 압도되는 무언가에도 불구하고 행동하는 겁니다. 그리고 인생은 사람을 정말로 잘 사랑하는 것입니다.
Hayat şaşkınlık karşısında hareket edebilmektir, ve hayat, insanları gerçekten sevmektir.là đối đầu với sức áp đảo. và yêu thương nhau chân thành.
Hayat şaşkınlık karşısında hareket edebilmektir, ve hayat, insanları gerçekten sevmektir.O działanie wbrew przytłaczającym chwilom. I kochanie ludzi naprawdę dobrze.
Hayat şaşkınlık karşısında hareket edebilmektir, ve hayat, insanları gerçekten sevmektir.Riguarda l'agire in faccia all'imbarazzo. E riguarda l'amare davvero bene le persone.
Hayat şaşkınlık karşısında hareket edebilmektir, ve hayat, insanları gerçekten sevmektir.Trata-se agir face à dominação completa. E trata-se de amar as pessoas a sério.
Hayat şaşkınlık karşısında hareket edebilmektir, ve hayat, insanları gerçekten sevmektir.Έχει να κάνει με την δράση όταν συγκλονίζεσαι. Και έχει να κάνει με τη βαθιά αγάπη για τον άνθρωπο.
Hayat şaşkınlık karşısında hareket edebilmektir, ve hayat, insanları gerçekten sevmektir.Про те, щоб діяти навіть зазнаючи пригнічення. І ще - про справді сильну любов до людей.
Hayat şaşkınlık karşısında hareket edebilmektir, ve hayat, insanları gerçekten sevmektir.Той е за действие в лицето на претоварване. И той е за обичане на хората много добре.
Hayat şaşkınlık karşısında hareket edebilmektir, ve hayat, insanları gerçekten sevmektir.נקיטת פעולה אל מול הלם. אהבה טובה של אנשים.
Hayat şaşkınlık karşısında hareket edebilmektir, ve hayat, insanları gerçekten sevmektir.انها عن مجابهة الثقل الكبير الذي يعتري الفرد في حياته دون تململ انها عن حب الاشخاص من حولنا بشدة
Hayat şaşkınlık karşısında hareket edebilmektir, ve hayat, insanları gerçekten sevmektir.人生とは人々を本当に愛することであると。 そしてこれこそが
Hayret ve şaşkınlık içinde, ‹‹Bakın, bu konuşanların hepsi Celileli değil mi?›› diye sordular.A žasli všetci, divili sa a hovorili jeden druhému: Či hľa, nie sú všetci títo, ktorí to hovoria, Galileania?
Hayret ve şaşkınlık içinde, ‹‹Bakın, bu konuşanların hepsi Celileli değil mi?›› diye sordular.Chúng đều sợ hãi và lấy làm lạ mà rằng: Hết thảy người nói đó, há chẳng phải là người Ga-li-lê sao?
Hayret ve şaşkınlık içinde, ‹‹Bakın, bu konuşanların hepsi Celileli değil mi?›› diye sordular.Chúng đều sợ_hãi và lấy_làm lạ mà rằng : Hết_thảy người nói đó , há chẳng phải là người Ga-li-lê sao ?
Hayret ve şaşkınlık içinde, ‹‹Bakın, bu konuşanların hepsi Celileli değil mi?›› diye sordular.Dengan heran dan terpesona mereka berkata, "Orang-orang yang berbicara ini semuanya orang-orang Galilea, bukan
Hayret ve şaşkınlık içinde, ‹‹Bakın, bu konuşanların hepsi Celileli değil mi?›› diye sordular.Erano stupefatti e fuori di sé per lo stupore dicevano: «Costoro che parlano non sono forse tutti Galilei
Hayret ve şaşkınlık içinde, ‹‹Bakın, bu konuşanların hepsi Celileli değil mi?›› diye sordular.Estaban atónitos y asombrados, y decían: --Mirad, ¿no son galileos todos estos que hablan
Hayret ve şaşkınlık içinde, ‹‹Bakın, bu konuşanların hepsi Celileli değil mi?›› diye sordular.In vsi se zavzemajo in čudijo ter govore: Glej, niso li vsi ti, ki govore, Galilejci?
Hayret ve şaşkınlık içinde, ‹‹Bakın, bu konuşanların hepsi Celileli değil mi?›› diye sordular.Ja he hämmästyivät ja ihmettelivät sanoen: "Katso, eivätkö nämä kaikki, jotka puhuvat, ole galilealaisia?
Hayret ve şaşkınlık içinde, ‹‹Bakın, bu konuşanların hepsi Celileli değil mi?›› diye sordular.다 놀라 기이히 여겨 이르되 보라 이 말하는 사람이 다 갈릴리 사람이 아니냐
Hayret ve şaşkınlık içinde, ‹‹Bakın, bu konuşanların hepsi Celileli değil mi?›› diye sordular.Och de uppfylldes av häpnad och förundran och sade: »Äro de icke galiléer, alla dessa som här tala?
Hayret ve şaşkınlık içinde, ‹‹Bakın, bu konuşanların hepsi Celileli değil mi?›› diye sordular.og de blev forferdet og undret sig, og sa: Men er ikke alle disse som taler, galileere?
Hayret ve şaşkınlık içinde, ‹‹Bakın, bu konuşanların hepsi Celileli değil mi?›› diye sordular.Og de forbavsedes alle og undrede sig og sagde: "Se, ere ikke alle disse, som tale, Galilæere?
Hayret ve şaşkınlık içinde, ‹‹Bakın, bu konuşanların hepsi Celileli değil mi?›› diye sordular.Toţi se mirau, se minunau, şi ziceau unii către alţii: ,,Toţi aceştia cari vorbesc, nu sînt Galileeni?
Hayret ve şaşkınlık içinde, ‹‹Bakın, bu konuşanların hepsi Celileli değil mi?›› diye sordular.Zij begrepen er niets van. "Dat zijn toch mannen uit Galilea?" riepen zij verbaasd uit.
Hayret ve şaşkınlık içinde, ‹‹Bakın, bu konuşanların hepsi Celileli değil mi?›› diye sordular.А тогава престояваха в Ерусалим юдеи, благочестиви човеци, от всеки народ под небето.
Hayret ve şaşkınlık içinde, ‹‹Bakın, bu konuşanların hepsi Celileli değil mi?›› diye sordular.Здуміли ся ж усі і дивувались, говорячи один до одного: Чи не всі оце сі, що розмовляють, Галилейцї?
Hayret ve şaşkınlık içinde, ‹‹Bakın, bu konuşanların hepsi Celileli değil mi?›› diye sordular.И все изумлялись и дивились, говоря между собою: сии говорящие не все ли Галилеяне?
Hayret ve şaşkınlık içinde, ‹‹Bakın, bu konuşanların hepsi Celileli değil mi?›› diye sordular.וישתוממו ויתמהו ויאמרו איש אל רעהו הנה כל אלה המדברים הלא גלילים המה׃
Hayret ve şaşkınlık içinde, ‹‹Bakın, bu konuşanların hepsi Celileli değil mi?›› diye sordular.‎فبهت الجميع وتعجبوا قائلين بعضهم لبعض أترى ليس جميع هؤلاء المتكلمين جليليين‎.
Hayret ve şaşkınlık içinde, ‹‹Bakın, bu konuşanların hepsi Celileli değil mi?›› diye sordular.都 驚 訝 希 奇 說 、 看 哪 、 這 說 話 的 不 都 是 加 利 利 人 麼
Hayret ve şaşkınlık içinde, ‹‹Bakın, bu konuşanların hepsi Celileli değil mi?›› diye sordular.都 驚訝 希奇說 、 看 哪 、 這說話 的 不 都 是 加利利 人麼
Hepsi hayret ve şaşkınlık içinde birbirlerine, ‹‹Bunun anlamı ne?›› diye sordular.Ai ai đều sợ hãi, không biết nghĩ làm sao, bèn nói với nhau rằng: Việc nầy là nghĩa làm sao?
Hepsi hayret ve şaşkınlık içinde birbirlerine, ‹‹Bunun anlamı ne?›› diye sordular.Ai_ai đều sợ_hãi , không biết_nghĩ làm_sao , bèn nói với nhau rằng : Việc nầy là nghĩa làm_sao ?
Hepsi hayret ve şaşkınlık içinde birbirlerine, ‹‹Bunun anlamı ne?›› diye sordular.Álmélkodnak vala pedig mindnyájan és zavarban valának, egymásnak ezt mondván: Vajjon mi akar ez lennie?
Hepsi hayret ve şaşkınlık içinde birbirlerine, ‹‹Bunun anlamı ne?›› diye sordular.A žasli všetci a súc bezradní od údivu hovorili jeden druhému: Čo to chce byť?
Hepsi hayret ve şaşkınlık içinde birbirlerine, ‹‹Bunun anlamı ne?›› diye sordular.Dengan heran dan terpesona mereka semuanya bertanya satu sama lain, "Apa artinya ini?
Hepsi hayret ve şaşkınlık içinde birbirlerine, ‹‹Bunun anlamı ne?›› diye sordular.E todos pasmavam e estavam perplexos, dizendo uns aos outros: Que quer dizer isto?
Hepsi hayret ve şaşkınlık içinde birbirlerine, ‹‹Bunun anlamı ne?›› diye sordular.I děsili se všickni a divili se, jeden k druhému řkouce: I což toto bude?
Hepsi hayret ve şaşkınlık içinde birbirlerine, ‹‹Bunun anlamı ne?›› diye sordular.In vsi se zavzemajo in strmé, drug drugemu govoreč: Kaj če to biti?
Hepsi hayret ve şaşkınlık içinde birbirlerine, ‹‹Bunun anlamı ne?›› diye sordular.I zdumiewali się wszyscy, i dziwowali się, mówiąc jeden do drugiego: Cóż to wżdy ma być?
Hepsi hayret ve şaşkınlık içinde birbirlerine, ‹‹Bunun anlamı ne?›› diye sordular.다 놀라며 의혹하여 서로 가로되 이 어찐 일이냐 하며
Hepsi hayret ve şaşkınlık içinde birbirlerine, ‹‹Bunun anlamı ne?›› diye sordular.Men de blev alle forferdet og var rådville, og de sa til hverandre: Hvad kan dette være?
Hepsi hayret ve şaşkınlık içinde birbirlerine, ‹‹Bunun anlamı ne?›› diye sordular.Og de forbavsedes alle og,vare tvivlrådige og sagde den ene til den anden: "Hvad kan dette være?"
Hepsi hayret ve şaşkınlık içinde birbirlerine, ‹‹Bunun anlamı ne?›› diye sordular.Sie entsetzten sich aber alle und wurden irre und sprachen einer zu dem andern: Was will das werden?
Hepsi hayret ve şaşkınlık içinde birbirlerine, ‹‹Bunun anlamı ne?›› diye sordular.Todos estaban atónitos y perplejos, y se decían unos a otros: --¿Qué quiere decir esto
Hepsi hayret ve şaşkınlık içinde birbirlerine, ‹‹Bunun anlamı ne?›› diye sordular.Toţi erau uimiţi, nu ştiau ce să creadă, şi ziceau unii către alţii: ,,Ce vrea să zică aceasta?``
Hepsi hayret ve şaşkınlık içinde birbirlerine, ‹‹Bunun anlamı ne?›› diye sordular.Tutti erano stupiti e perplessi, chiedendosi l'un l'altro: «Che significa questo?»
Hepsi hayret ve şaşkınlık içinde birbirlerine, ‹‹Bunun anlamı ne?›› diye sordular.Εθαυμαζον δε παντες και ηπορουν, αλλος προς αλλον λεγοντες Τι σημαινει τουτο;
Hepsi hayret ve şaşkınlık içinde birbirlerine, ‹‹Bunun anlamı ne?›› diye sordular.Здумілися ж усї, і в сумніві казали один до одного: Що се має бути?

İlgili Sayfalar