şaskınlık ile cümle

şaskınlık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
RAB sizi delilikle, körlükle, şaşkınlıkla cezalandıracak.поразит тебя Господь сумасшествием, слепотою и оцепенением сердца.
RAB sizi delilikle, körlükle, şaşkınlıkla cezalandıracak.יככה יהוה בשגעון ובעורון ובתמהון לבב׃
RAB sizi delilikle, körlükle, şaşkınlıkla cezalandıracak.يضربك الرب بجنون وعمى وحيرة قلب.
RAB sizi delilikle, körlükle, şaşkınlıkla cezalandıracak.耶 和 華 必 用 癲 狂 、 眼 瞎 、 心 驚 攻 擊 你
RAB sizi delilikle, körlükle, şaşkınlıkla cezalandıracak.耶和華 必 用 癲狂 、 眼瞎 、 心驚攻擊你
Şaşkınlık içinde, ‹‹Bütün insanlar yalancı›› dedim.(115:2) Я сказал в опрометчивости моей: всякий человек ложь.
Şaşkınlık içinde, ‹‹Bütün insanlar yalancı›› dedim.(2)В тревогата си рекох: Всеки човек е измамлив.
Şaşkınlık içinde, ‹‹Bütün insanlar yalancı›› dedim.Csüggedezésemben ezt mondtam én: Minden ember hazug.
Şaşkınlık içinde, ‹‹Bütün insanlar yalancı›› dedim.Dalam kebingunganku aku berkata, "Tak seorang pun dapat dipercaya.
Şaşkınlık içinde, ‹‹Bütün insanlar yalancı›› dedim.Eu dizia na minha precipitação: Todos os homens são mentirosos.
Şaşkınlık içinde, ‹‹Bütün insanlar yalancı›› dedim.Ho detto con sgomento: «Ogni uomo è inganno»
Şaşkınlık içinde, ‹‹Bütün insanlar yalancı›› dedim.Ich sprach in meinem Zagen: Alle Menschen sind Lügner.
Şaşkınlık içinde, ‹‹Bütün insanlar yalancı›› dedim.În neliniştea mea, ziceam: ,,Orice om este înşelător.``
Şaşkınlık içinde, ‹‹Bütün insanlar yalancı›› dedim.jag som måste säga i min ångest: »Alla människor äro lögnaktiga.»
Şaşkınlık içinde, ‹‹Bütün insanlar yalancı›› dedim.Já jsem byl řekl v pospíchání: Všeliký člověk jest lhář.
Şaşkınlık içinde, ‹‹Bütün insanlar yalancı›› dedim.Jam był rzekł w zatrwożeniu mojem: Wszelki człowiek kłamca.
Şaşkınlık içinde, ‹‹Bütün insanlar yalancı›› dedim.Ja som povedal vo svojom spechu: Každý človek je lhár.
Şaşkınlık içinde, ‹‹Bütün insanlar yalancı›› dedim.Jaz sem rekel v svoji osuplosti: Vsi ljudje so lažnivci.
Şaşkınlık içinde, ‹‹Bütün insanlar yalancı›› dedim.Je disais dans mon angoisse: Tout homme est trompeur.
Şaşkınlık içinde, ‹‹Bütün insanlar yalancı›› dedim.Jeg sa i min angst: Hvert menneske er en løgner.
Şaşkınlık içinde, ‹‹Bütün insanlar yalancı›› dedim.내가 경겁 중에 이르기를 모든 사람은 거짓말장이라 하였도다
Şaşkınlık içinde, ‹‹Bütün insanlar yalancı›› dedim.Minä sanoin hädässäni: "Kaikki ihmiset ovat valhettelijoita".
Şaşkınlık içinde, ‹‹Bütün insanlar yalancı›› dedim.sagde så i min Angst: "Alle Mennesker lyver!"
Şaşkınlık içinde, ‹‹Bütün insanlar yalancı›› dedim.Trong cơn bối rối tôi nói rằng: Mọi người đều nói dối.
Şaşkınlık içinde, ‹‹Bütün insanlar yalancı›› dedim.Trong cơn bối_rối tôi nói rằng : Mọi người đều nói_dối .
Şaşkınlık içinde, ‹‹Bütün insanlar yalancı›› dedim.Y dije en mi apresuramiento: "Todo hombre es mentiroso.
Şaşkınlık içinde, ‹‹Bütün insanlar yalancı›› dedim.Zelfs toen ik zo bang was, dat ik geen mens meer vertrouwde.
Şaşkınlık içinde, ‹‹Bütün insanlar yalancı›› dedim.εγω ειπα εν τη εκπληξει μου, πας ανθρωπος ειναι ψευστης.
Şaşkınlık içinde, ‹‹Bütün insanlar yalancı›› dedim.אני אמרתי בחפזי כל האדם כזב׃
Şaşkınlık içinde, ‹‹Bütün insanlar yalancı›› dedim.‎انا قلت في حيرتي كل انسان كاذب‎.
Şaşkınlık içinde, ‹‹Bütün insanlar yalancı›› dedim.我 曾 急 促 地 說 、 人 都 是 說 謊 的
Şaşkınlık içinde, ‹‹Bütün insanlar yalancı›› dedim.我 曾 急促 地說 、 人都 是 說謊的
Şaşkınlık içindeydim, bilirsiniz, sadece bir yıl önce toprak piste çıkmıştım, ve 50 metre koşamamıştım.저는 여기서 완승을 했죠 1년 전 만해도 자갈 트랙에 나가서 50미터도 채 뛰지 못했었는데
Şaşkınlık içindeydim, bilirsiniz, sadece bir yıl önce toprak piste çıkmıştım, ve 50 metre koşamamıştım.50メートル走れなかったくらいだから もう圧倒されていたのね でも一方で、まだ負けたことはなかった
Şaşkınlık içindeydim, bilirsiniz, sadece bir yıl önce toprak piste çıkmıştım, ve 50 metre koşamamıştım.Było to dla mnie niesamowite. Rok wcześniej wysiadałam po przebiegnięciu 50 metrów.
Şaşkınlık içindeydim, bilirsiniz, sadece bir yıl önce toprak piste çıkmıştım, ve 50 metre koşamamıştım.Eu estou simplesmente atónita por um ano antes na pista de cascalho nem conseguir correr 50 metros.
Şaşkınlık içindeydim, bilirsiniz, sadece bir yıl önce toprak piste çıkmıştım, ve 50 metre koşamamıştım.ואני נדהמת מהעובדה שרק לפני שנה יצאתי למסלול חצץ ולא יכולתי לרוץ 50 מטר.
Şaşkınlık içindeydim, bilirsiniz, sadece bir yıl önce toprak piste çıkmıştım, ve 50 metre koşamamıştım.وانا مازلت لا اعي تماما ما يجري لانني قبل عام واحد كنت اجري على المضمار الحجري ولم استطع ان اكمل ال 50 مترا
Şaşkınlıkla bunu dinleyen kargalar korkuluğu kurtarmak istediler.Conmocionados por la historia,
Sevinçten hâlâ inanamayan, şaşkınlık içindeki öğrencilerine, ‹‹Sizde yiyecek bir şey var mı?›› diye sordu.A keď ešte neverili od radosti a divili sa, povedal im: Či tu máte niečo na jedenie?
Sevinçten hâlâ inanamayan, şaşkınlık içindeki öğrencilerine, ‹‹Sizde yiyecek bir şey var mı?›› diye sordu.Fiindcă ei, de bucurie, încă nu credeau, şi se mirau, El le -a zis: ,,Aveţi aici ceva de mîncare?``
Sevinçten hâlâ inanamayan, şaşkınlık içindeki öğrencilerine, ‹‹Sizde yiyecek bir şey var mı?›› diye sordu.Když pak oni ještě nevěřili pro radost, ale divili se, řekl jim: Máte-li tu něco, ješto by se pojedlo?
Sevinçten hâlâ inanamayan, şaşkınlık içindeki öğrencilerine, ‹‹Sizde yiyecek bir şey var mı?›› diye sordu.Ker pa še ne verjamejo od veselja in se čudijo, jim reče: Imate li tu kake jedi?
Sevinçten hâlâ inanamayan, şaşkınlık içindeki öğrencilerine, ‹‹Sizde yiyecek bir şey var mı?›› diye sordu.저희가 너무 기쁘므로 오히려 믿지 못하고 기이히 여길 때에 이르시되 여기 무슨 먹을 것이 있느냐 하시니
Sevinçten hâlâ inanamayan, şaşkınlık içindeki öğrencilerine, ‹‹Sizde yiyecek bir şey var mı?›› diye sordu.Lecz gdy oni jeszcze nie wierzyli od radości, ale się dziwowali, rzekł im: Macie tu co jeść?
Sevinçten hâlâ inanamayan, şaşkınlık içindeki öğrencilerine, ‹‹Sizde yiyecek bir şey var mı?›› diye sordu.Men da de ennu ikke trodde for glede, og undret sig, sa han til dem: Har I her noget å ete?
Sevinçten hâlâ inanamayan, şaşkınlık içindeki öğrencilerine, ‹‹Sizde yiyecek bir şey var mı?›› diye sordu.Mikor pedig még nem hívék az öröm miatt, és csodálkozának, monda nékik: Van-é itt valami enni valótok?
Sevinçten hâlâ inanamayan, şaşkınlık içindeki öğrencilerine, ‹‹Sizde yiyecek bir şey var mı?›› diye sordu.Ενω δε αυτοι ηπιστουν ετι απο της χαρας και εθαυμαζον, ειπε προς αυτους Εχετε τι φαγωσιμον ενταυθα;
Sevinçten hâlâ inanamayan, şaşkınlık içindeki öğrencilerine, ‹‹Sizde yiyecek bir şey var mı?›› diye sordu.Когда же они от радости еще не верили и дивились, Он сказал им: есть ли у вас здесь какая пища?
Sevinçten hâlâ inanamayan, şaşkınlık içindeki öğrencilerine, ‹‹Sizde yiyecek bir şey var mı?›› diye sordu.Но понеже те от радост още не вярваха и се чудеха, Той рече: Имате ли тук нещо за ядене?
Sevinçten hâlâ inanamayan, şaşkınlık içindeki öğrencilerine, ‹‹Sizde yiyecek bir şey var mı?›› diye sordu.Ще ж як не поняли вони віри з радощів та дивувались, рече їм: Маєте що їсти тут?
Sevinçten hâlâ inanamayan, şaşkınlık içindeki öğrencilerine, ‹‹Sizde yiyecek bir şey var mı?›› diye sordu.והם עוד לא האמינו משמחה ותמהו ויאמר אליהם היש לכם פה דבר אכל׃
Sevinçten hâlâ inanamayan, şaşkınlık içindeki öğrencilerine, ‹‹Sizde yiyecek bir şey var mı?›› diye sordu.وبينما هم غير مصدقين من الفرح ومتعجبون قال لهم أعندكم ههنا طعام.
Sevinçten hâlâ inanamayan, şaşkınlık içindeki öğrencilerine, ‹‹Sizde yiyecek bir şey var mı?›› diye sordu.他 們 正 喜 得 不 敢 信 、 並 且 希 奇 、 耶 穌 就 說 、 你 們 這 裡 有 甚 麼 喫 的 沒 有
Sevinçten hâlâ inanamayan, şaşkınlık içindeki öğrencilerine, ‹‹Sizde yiyecek bir şey var mı?›› diye sordu.他 們正 喜 得 不 敢 信 、 並且 希奇 、 耶穌 就 說 、 你 們這裡 有 甚 麼喫 的 沒有
Şimdi bir şaşkınlık kültürümüz söz konusu.A kultúránk a figyelem-elterelés köré épül.
Şimdi bir şaşkınlık kültürümüz söz konusu.Avem o cultura care distrage atentia.
Şimdi bir şaşkınlık kültürümüz söz konusu.Giờ đây chúng ta đang có văn hóa của sự sao nhãng.
Şimdi bir şaşkınlık kültürümüz söz konusu.Hoje temos a cultura da distração.
Şimdi bir şaşkınlık kültürümüz söz konusu.이제 우리에게는 산만한 문화가 있습니다

İlgili Sayfalar