AGİT oylama şartlarının, kendi "serbest ve adil seçim" gerekliliklerini karşılamadığını belirtmişti.Er beabsichtigte damit „freie und faire“ Wahlen zu gewährleisten.
Tarım, yarı ilkel şartlarda devam etmektedir.Die Prozesse verlaufen unter halbsterilen Bedingungen.
Sırplar ültimatomun şartlara uymak zorunda kaldı.Kortokraks stammte aus bescheidenen Verhältnissen.
Çalışma şartlarını iyileştirmek istiyorlar.Ils veulent améliorer les conditions de travail.
Bu tam anlamıyla doğru değil. Hatta bu başka şartlarda tamamen yanlış.Ce n'est pas tout à fait exact. C'est même complètement faux dans de nombreux cas.
Gaiseric, Basiliscus'tan barış şartlarını hazırlamak için 5 gün izin istedi.Genséric demande à Basiliscus cinq jours pour produire les conditions d’une paix.
Minenin yıpranma oranı, atrisyon (aşınma) denir, normal şartlar altında yılda 8 mikrometredir.Le taux d'usure de l'émail, appelé attrition, est de 8 µm par an en temps normal.
1990 yılından sonra ise belli şartlarla adaya giriş izni verilmiştir.Néanmoins, depuis 1990, il est permis sous certaines conditions d'entreprendre l'ascension.
Bu doğru ama kendi şartlarına göre anlaşmak için.Ils sont d'accord, mais seulement à leurs conditions.
Film Fransa'da oldukça zor şartlar altında çevrilmiştir.Le film est tourné au Mexique dans des conditions assez difficiles.
Venedik Senatosu bu şartları iki ay süren tartışmalı toplantılardan sonra 24 Şubat 1510'da kabul etti.Le Sénat discute ces conditions pendant deux mois, puis finit par les accepter le 24 février 1510.
Antlaşma'nın şartları çeşitli şekillerde yorumlandı.Les termes du traité ont pu être interprétés de différentes manières.
Tüm bu şartların sonucu olarak göl suları acı-tuzludur.Il en résulte que les eaux de ce lac sont saumâtres.
Teslim şartları katlanılmaz değildir.La capitulation est inconditionnelle.
Yeni şartlara uymakta zorluk çekmektedir.Le temps de s'accoutumer à de nouvelles règles.
Bu şartlar altında Dünya'nın gölgesi Ay'a düşer.La Lune se trouve alors dans l'ombre de la Terre.
Şartlar giderek ağırlaşıyor.Cela devient de plus en plus dur...
Ayrıca Asgard'da normal şartlarda Naquadah kullanmaz, ancak özel durumlarda yararlanır.La consommation d'alcool n’est légale au Qatar que sous certaines conditions très strictes.
Birçok insan bu antlaşmanın şartlarının Roma için küçük düşürücü olduğunu düşünmüştür.Ces travaux suscitent la réprobation de certains pour avoir défiguré Rome.
Bu açıdan katılımcı grupların şartlarını göz önüne almaktadır.Le business model doit donc tenir compte des attentes des parties prenantes.
Fabrikada çok zor şartlar altında çalışırlar.À l’usine, les conditions de production sont terribles.
Bu ateşkes anlaşması İngiltere için çok ağır şartlar getirmekte idi.L'échec de l'attaque a eu des conséquences graves pour l'Angleterre.
Kapsül yumurtaları düşmanlardan ve kötü hava şartlarından korur.Les hangars protègent les avions de la météo et des rayons ultraviolets.
Olağanüstü şekilde iklim şartlarına uyum sağlar.Il s'adapte parfaitement aux conditions océaniques.
Kültürel değerler maalesef ekonomik şartlar nedeniyle unutulmaktadır.La production sera annulée en raison de difficultés financières.
Blaschko çizgileri normal şartlarda görünmeyen deri çizgileridir.Chez l'être humain, les lignes de Blaschko sont normalement invisibles.
Parlamento bu durumda referandumu kendi lehine çevirmek için şartlar koymaya çalışır.Au contraire, il monnaie ses voix au parlement selon ses intérêts du moment.
Sonunda Buonafede bu şartlara razı olur.Elle finira par accepter, sous conditions.
Ancak okulun şartları çok da iyi değildi.Par ailleurs, l’école fonctionnait très mal.
Çok zor şartlar altında yaşamaktadır.Il vit dans des conditions matérielles très difficiles.
Ayçiçek yağı bu şartlar sağlandığı zaman en fazla 12 ay bozulma olmadan depolanabilir.En s'économisant au maximum, il peut voler pendant douze heures d'affilée.
Ministry of Interior of Pakistan ^ Turizm Hakkında ^ "Pasaport ve vize şartları"."The Declaration of Istanbul on Organ Trafficking and Transplant Tourism."
Burada çevrimin ideal şartlarda olduğu varsayılır.Cette dernière offre des conditions de tournage idéales.
Sistemde normal şartlar altında 3 adet akışkan bulunur.3 navettes opèrent en service normal sur la ligne.
Geleneksel dabaklık ise zor şartlar altında sürdürülmektedir.La course de fond se déroule dans des conditions difficiles.
Cobra Harekâtı kötü hava şartları yüzünden birkaç kez ertelendi.La date de l'assaut a été repoussée plusieurs fois à cause du mauvais temps.
Artık sonbahar gelmiş, hava şartları değişmişti.Le tournage a lieu durant l'automne, les conditions climatiques sont rudes.
Gayet fena şartlar altında Irak'ta Ana El-Aaditha'da ve sonra Irak'ın Anbar bölgesinde yaşadı..L'unité fut déployée lors de la Guerre en Irak à Fallujah puis dans la province d'Anbâr en Irak.
Fakat Hanna eğer tekrar evlenirse miras şartlarına göre eski kocasından kalan serveti kaybedeceğini açıklar.De plus, si Hermina se remariait, elle perdait sa rente annuelle ainsi que tous les autres bénéfices.
Araçları göremediğinizde bazı şartlarda seslerini duyabiliyorsunuz.On ne le voit pas mais le joueur peut entendre sa voix à deux reprises dans certains cas.
Bir katılımcı, şartları sağladığı müddetçe tekrar katılım için başvurabilir.Le participant peut passer la question une seule fois dans le but d'y revenir s'il reste du temps.
Ama karşılığında bazı şartları vardı.Sur certains points, il avait ses exigences.
Sınırlı menzili ve sakin deniz ile uygun rüzgar şartlarına ihtiyaç duyması kullanımını sınırlıyordu.Le plan exigeait des conditions idéales de vent et de marée.
Serbest piyasa şartlarında özel sigorta şirketleri de faaliyet göstermektedir.Dans le cadre d'activités marchandes, le travail libre est fourni par les travailleurs indépendants.
Yasa yürürlüğe girdi ancak hükümlerinin uygulanması için katı şartlar taşıyordu.Les lois électorales restaient en vigueur mais les fonds nécessaires à leur application étaient restreints.
Öz ısı ölçümlerinin yanında hangi şartlar altında yapıldıkları da belirtilir.Pourquoi les obliges-tu à sortir de leurs tranquilles demeures?
Borçlanma şartlarına uymama ihtimali yüksektir.L’adjudication doit solder les dettes éventuelles.
AGİT oylama şartlarının, kendi "serbest ve adil seçim" gerekliliklerini karşılamadığını belirtmişti.L'Union européenne juge le scrutin « ni libre, ni équitable ».
Ancak, şâhın ölümünün etrafını saran şartlar net değildir.Les circonstances qui entourent sa mort sont obscures.
Bununla beraber Lamborghini anlaşmadaki şartları yerine getirememiştir.Bien sûr, Henri ne respecta pas les termes de cet accord.
Durum ve şartlara göre bilahare izin verilecektir."Là-bas, quels que soient leurs titres, le respect et la gratitude leur seront réaffirmés ».
Şartların gerektirdiği hiçbir teçhizata sahip değillerdi.Je ne remplissais aucune des conditions stipulées dans ce règlement.
Bu şartlarda Derneğin Başkanı M. E. Grant Duff bürosunu bıraktı.Dans ces circonstances, le président de la société, Mountstuart Elphinstone Grant Duff, démissionne.
Ağır çalışma şartları.Les conditions de travail.
Blaschko çizgileri normal şartlarda görünmeyen deri çizgileridir.Las líneas de Blaschko son líneas cutáneas invisibles en condiciones normales.
Antlaşma şartlarına göre Kudüs Müslümanların kontrolünde kalacaktı.Según los términos del acuerdo, Jerusalén permanecería bajo control musulmán.
Bu şartlar altında itaat %47.5'e düştü.En estas condiciones la obediencia cayó al 47,5 %.
İlk başta kendisini şartların bir kurbanı olarak görür ve sorunlarından ötürü başkalarını suçlar.En primer lugar, se considera a sí mismo una víctima de las circunstancias y culpa a otros por sus problemas.
Herakleios, kendi imparatorluğunun da bitkin olduğunu bilerek sert şartlar uygulamadı.Heraclio no impuso duras condiciones, a sabiendas de que su propio Imperio estaba también a punto de agotarse.
Ağır çalışma şartları.Requisitos difíciles de trabajo.