Kalite şartlarına uygunluktur.Fortielser om rammevilkår.
1992 yılında ise kadınlara özel birlikler lağvedilmiş, kadınlar erkeklerle eşit şartlarda kabul edilmiştir.Kvinder kunne også indgå kontrakter på lige vilkår med mænd.
Beş yıl hapiste kaldıktan sonra bir daha birbirlerini görmemek şartıyla tahliye edilirler.Efter frigivelse fra varetægtsfængsel, blev de nægtet tilladelse til at se hinanden.
"Şartlarım Oluşmazsa Konser Konusu Kapanır".Opfylder selskabet ikke mindstekravet, skal selskabet opløses.
Bu zikir yapılırken bâzı şartlara riayet etmek gerekir.Der skal aflægges rapport om kravenes opfyldelse.
Çünkü kızı babasına giderse daha iyi şartlarda yetişecektir.Ama Gonca rahatsız olur.Hendes far forsøger at få hendes mor til syntes bedre om hans afrejse, men hun skubber ham grædende væk.
Çobanın yaşama şartları her mevsime göre değişir.Mængden af landbrugsafgrøde varierer hvert år afhængigt af sæsonbetingelserne.
Ancak okulun şartları çok da iyi değildi.Skolen gikk heller ikke så mye bedre.
Askeri bir bozgunun ardından 244 yılında Gordian III, hala tartışılan şartlar altında öldü.Som følge av et militært nederlag døde Gordianus III under omstendigheter som fortsatt er omdiskuterte.
Paris'te, Jean-Paul Sartre ve Albert Camus ile arkadaş oldu.I Paris ble han venn med Jean-Paul Sartre og Albert Camus.
(İse edatı, şart kipi ekiyle karıştırılmamalıdır.)Må ikke å forveksles med tantan-men (se dette).
Atina’ya ilk olarak ne şartlar altında gittiği bilinmemektedir.Det er ikke kjent hvilke omstendigheter som gjorde at hun først reiste til Athen.
Mezarı kötü şartlardaydı ve iskeletten bütün kalanlar bulunmamıştı.Graven var i dårlig stand, og ikke alle delene av skjelettet ble funnet.
Bu kararlar İzlanda'nın savaş zamanında sahip olduğu iyi yaşam şartlarını sürdürmek için alınmıştı.Denne politikkens hensikt var å bevare Islands generelle levestandard på det nivå den hadde fått under krigen.
Hem istemcinin hem de sunucunun paylaşılan bir sırra sahip olmasını şart koşmaktadır.Hva må til for at du og assistenten skal komme til enighet?
Çünkü başta verilen şartlara göre, berber kendini tıraş etmeyen herkesi tıraş etmek zorundadır.En kjent versjon er barbereren som barberer alle som ikke barberer seg selv.
Çünkü Van Kalesi'nin o zamanın şartlarıyla yapılmasının olanaksız olduğu düşünülmektedir.Festningen ble på denne tiden ansett som uangripelig.
2025'te şartlı tahliye olabileceği görüşülecektir ve eğer olursa 78 yaşında tekrar özgür kalabilecektir.Han vil ha mulighetene for prøveløslatelse i 2046, når han er 65 år gammel.
Üretici firma üretim şartlarını denetler.Produksjonsteorien studerer bedriftenes økonomiske adferd.
1998'de şartnameler istikrarlı bir hale geldi.Etter 1998 opplevde Russland en stabil vekst.
Eğer koşulan şartla sağlanmazsa, MİB sıradaki komutu işler.Dersom disse ikke finnes, går Mambo videre til neste steg.
Dilek-şart kipi, "ise" bağlacı ile karıştırılmamalıdır.Man snakker ikke «til», men «med» sin mottaker.
Böylece esirliği daha rahat şartlar altında geçmeye başladı.Tiden i fangenskap ble tilbragt under komfortable forhold.
Ağır çalışma şartları.«Et brutalt arbeidsmiljø?
Bunlar, basınç eğimi, Rossby dalgaları, jet streamlar ve yerel hava şartlarıdır.Disse omfatter trykkgradient, rossbybølger, jetstrømmer og lokale værforhold.
Osmanlı Paşasından konacak bir yer ister paşa ise bir şart koşar.Vi har tenkt til å ta en veldig lang pause etter Ozzfest for å gjøre egne ting.
Despotluk, bağımsız olarak Osmanlılara yıllık haraç ödemek şartıyla varlığını sürdürdü.Pommern forble uavhengig mot å betale en årlig tributt til polakkene.
Ertesi yılın Temmuzunun ortalarına kadar öldüğü kabul edildi.Baudouin'in ölümünün şartları belirsizdi.Ikke før på midten av juli var det fastlagt med sikkerhet at Balduin var død.
Sinekler - Jean Paul Sartre'ın oyunu.Med forord av Jean-Paul Sartre.
Bunu göstermek için şu iki şart sağlanmalıdır. a.Denne fremstillingen gir to tolkninger av «O».
Film Fransa'da oldukça zor şartlar altında çevrilmiştir.Filmen ble innspilt ulike steder i Frankrike.
Bu yüzden Karadeniz Bölgesi içerisinde yer almasına rağmen karasal iklim şartları hakimdir.Selv om dette er innenfor islandsk lov, utfordrer det rettferdighetssansen.
Bunun mümkünü olabilmesi için elbette uygun şartlar sağlanmalıdır.Dette kan bare skje om forholdene ligger til rette for det.
Kabul edilen birkaç eser ise kötü şartlarda sergileniyordu.Det viktige var at tiltak mot dårlige år ble gjort.
Ondan sonra, yer altında ve "belirli şartlar" altında faaliyet göstermektedir.Etter dette ville han «handle etter omstendighetene».
Jean-Paul Sartre ile tanışması burada gerçekleşmiştir.Det var i denne avisen han ble kjent med Jean-Paul Sartre.
Jean-Paul Sartre ve Martin Heidegger etkilendiği felsefecilerdendi.Det er særlig Martin Heidegger og Jean-Paul Sartre som bruker begrepet.
Şartlara göre, Kızılyüzen Nehri sınır tayin edildi.Under denne ekspedisjonen ble koloniens nordgrenser definert.
Seçim son derece zor şartlar altında yapıldı.Imidlertid foregikk prosessen under svært vanskelige betingelser.
Bir etkinlik alanı düzenlemek isteyen grupların bazı şartları sağlaması gerekir.Arbeidsoppgaver som har bestemte likhetstrekk danner et yrke.
Otomobil kötü hava şartlarına ve toza karşı sürücü ve yolcuları koruyamıyordu.Karosseriet beskytter bilens passasjerer og systemer mot vær og vind.
Şartnamede dizayn için hafif başlangıç değişimi vardı.Dette krevde minimal endring på sporvognkonstruksjonen.
Bu şartlar altında Dünya'nın gölgesi Ay'a düşer.Fra Jorden ser det ut som om de har landet i månens høyre øye.
Ancak, şâhın ölümünün etrafını saran şartlar net değildir.Omstendighetene omkring hennes død er fortsatt uklare.
Askeri bir bozgunun ardından 244 yılında Gordian III, hala tartışılan şartlar altında öldü.Menyusul kekalahan militernya, Gordian III meninggal tahun 244 dalam situasi yang masih diperdebatkan.
Bu şartlar altında birleşme temel bir diplomatik sorun haline geldi.Penyatuan di bawah kondisi tersebut memicu permasalahan diplomatik yang mendasar.
Ateşkes, İtalya'nın Müttefikler'e teslim olmasını şart koşmaktaydı.Gencatan senjata tersebut meneguhkan menyerahnya Italia kepada Sekutu.
Babası vazgeçirmeye çalışsa da, sonunda bir şartla buna izin verir.Karena ayahnya memaksa, akhirnya ia pun menyetujuinya.
Bu şartlar 1748'deki Aix-la-Chapelle Antlaşması ile kesinleştirildi.Perang berakhir dengan ditandatanganinya Traktat Aix-la-Chapelle pada tahun 1748.
Bunun üzerine ölünceye kadar aynı vazifede kalmak şartıyla Üsküp Kadılığına tayin edildi.Ia dihukum dengan pengucilan (tahanan rumah) sampai meninggalnya.
Normal şartlar altında bile bazı T hücreleri ve antikorlar kendinden-olan peptidlerle tepkimeye girerler.Pada keadaan kondisi yang normal, banyak sel T dan antibodi bereaksi dengan peptida self.
Ona bakarsan namazda da kıbleye dönmek şart değil.Dan terhadap orang yang meminta-minta, janganlah engkau menghardik(nya).
Kıral çok sevinmistir ve kabul ettiği şartı karşılanmaya hemen hazırdır.Raja merasa puas, langsung menanyakan kapan berangkat.
Tüm vatandaşların en az dokuz sene okul eğitimi görmesi şart.Anak-anak di bawah umum 9 tahun harus bersekolah.
Dolayısıyla da doğal şartlarda oluşturulamazlar.Oleh sebab itu mereka sama sekali tidak terjadi secara alami.
Mezarı kötü şartlardaydı ve iskeletten bütün kalanlar bulunmamıştı.Makam tersebut dalam kondisi buruk dan tidak banyak hiasan asli yang tersisa.
Fakat yine sarayda kalmaları ve yasamaları şart koşuldu.Namun pangkat dan kehadirannya di istana tetap ada.
RTCA/DO 160A, Çevresel şartlar.Yos Sudarso 166 A, Medan.
Az da olsa sulu tarımda yapıldığı halde daha çok kuru şartlarda hububat üretilmektedir.Lebih baik jika ditanam dalam kondisi agak kering.
Bu kez Roma ordusu için şartlar gittikçe kötüleşmeye başlamıştı.Pada titik ini, perselisihan di antara panglima pasukan Romawi semakin memperburuk keadaan.