şarabı ile cümle
şarabı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Rahip bu şarabı bırakmış.This wine was left by the monk.
Ve bunu bu şekilde öne sarabiliyorum.And I can run it forward, like this.
Elimi sürmeyeceğim bir ürün var ki o da 1947 Beyaz Cheval şarabı.There was one object that I could not get my hands on, and that was the 1947 Cheval Blanc.
1947 Beyaz Cheval, 20. yüzyılın muhtemelen en efsanevi şarabı.The '47 Cheval Blanc is probably the most mythologized wine of the 20th century.
Masamda bilirsiniz şarabı müthiş bulanlar vardı.There were people at my table who thought it was, you know, fantastic.
Sadece Beyaz Cheval şarabına yönelik değil tadımda ikram edilen tüm şaraplar için geçerli.And it wasn't just to that wine.
Şarabı açtın, değil mi?You have opened the wine, haven't you?
Herkes, tabii ki, tamamen aynı şarabı içiyor.Everybody, of course, drinks exactly the same wine.
İyi! pardon, elim kaydı ! İyi şarap! Ah, Demek şarabın içine zehir koydunuz!Pardon me, my hand slipped good wine! oh, who would have thought you have put poison in the wine!
Elindeki kırmızı şarabının ardından fikrini belirttiShe opines, over her Cabernet Sauvignon
Öğle yemeğiyle şarap içtim. Kahveyle de porto şarabı.I had wine with the lunch, and then port with the coffee.
Dün gece iki şişe şarabı devirdin, hatırlıyorsun değil mi?Do you know you downed two bottles of wine all on your own last night?
Kırmızı şarabı seviyorum.I love red wine!
Gül şarabı, Lotus şarabı Şaraplarımız özel budha kokuludur.Rose wine, Lotus White, Buddha's Palm Fragrant.
Yoksa şarabımız kurallı içilmezdi 3 kaseden sonra sarhoş olmasanız bile,Otherwise, this wine won't be called thus.
Şarabınız efendim.Here you go.
Sarhoş olamadan tüm şarabınız bitti hemenI can drink thirty bowls, let alone three.
Harika ! Kaplanın etini yer ve şarabını içerimGreat, I'll eat the meat and drink the wine, carry the bones with me when I sell wheat cakes.
Sanırım Madam Wang şarabıma.... ilaç koymuş olmalıI guess Madam Wang has put some drugs in the wine.
Şarabına ilaç koymuş olsam bile o sadece bir kere olurduEven I put drugs in the wine, it was just that once.
‹‹Sarhoşluğunu ne zamana dek sürdüreceksin? Artık şarabı bırak›› dedi.Eli said to her, "How long will you be drunken? Put away your wine from you."
O zaman Rab uykudan uyanır gibi, Şarabın rehavetinden ayılan bir yiğit gibi oldu.Then the Lord awakened as one out of sleep, like a mighty man who shouts by reason of wine.
Hayvanlarını kesti, Şarabını hazırlayıp sofrasını kurdu.She has prepared her meat. She has mixed her wine. She has also set her table.
Şarabın kızıl rengine, Kadehte ışımasına, Boğazdan aşağı süzülüvermesine bakma.Don't look at the wine when it is red, when it sparkles in the cup, when it goes down smoothly.
İçkiyi çaresize, Şarabı kaygı çekene verin.Give strong drink to him who is ready to perish; and wine to the bitter in soul:
Gümüşü cüruf oldu, Şarabına su katıldı.Your silver has become dross, your wine mixed with water.
Yeni şarabın sonu geldi, Asmalar soldu, Bir zamanlar sevinçli olanların hepsi inliyor.The new wine mourns. The vine languishes. All the merry-hearted sigh.
Yeni şarabı yeni tulumlara doldurmak gerek.But new wine must be put into fresh wineskins, and both are preserved.
Üstelik hiç kimse eski şarabı içtikten sonra yenisini istemez. ‹Eskisi güzel› der.››No man having drunk old wine immediately desires new, for he says, 'The old is better.'"
Başkalarıysa, ‹‹Bunlar taze şarabı fazla kaçırmış›› diye alay ettiler.Others, mocking, said, "They are filled with new wine."
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.For I am already being offered, and the time of my departure has come.
Şarabı içince sendeleyecek, üzerlerine göndereceğim kılıç yüzünden çıldıracaklar.››And they shall drink, and be moved, and be mad, because of the sword that I will send among them.
Sana uyuşturucuyu/şarabı ve kumarı sorarlar.They ask you of (intoxicants,) wine and gambling.
İyiler ise, kafur katılmış bir kadehten (cennet şarabı) içerler.Surely the devotees will drink cups flavoured with palm blossoms
Onlara orada bir kaseden içirilir ki (bu şarabın) karışımında zencefil vardır.There will they drink a cup flavoured with ginger
Karışımı Tesnim'dendir (En üstün cennet şarabındandır).Blended with the water of Tasnim, (heights ultimate of evolution),
Anlaşma kapsamında, Çin'e 3,5 milyon şişeden fazla Yunan şarabı ihraç edilecek. [Reuters]Under the deal, more than 3.5 million bottles of Greek wine will be exported to China. [Reuters]
Wen bir Domaine Tselepos şarabı içerek Yunan ihracatının kapısını açtı.Wen drank a Domaine Tselepos wine, opening the door for Greek exports.
Arnavutluk'ta Arnavut şarabı çeşitleriAlbanian wine varieties in Albania
Arnavut şarabı, eşsiz tatlılık ve yerli çeşitleri ile karakterize edilir.The wine of Albania is characterized by its unique sweetness and indigenous varieties.
Pek çok modern Hint-Avrupa dilinde benzer sözcükler bal ve bal şarabı manasında kullanılmaktadır.[1]Tocharian B mit), cognate with English mead.[1]
Şarap aksesuvarı şarabı depolamada ya da sunmada kullanılabilen ekipmandır.A wine accessory is generally any equipment that may be used in the storing or serving of wine.
Bir şişe şarabın boyun eğriliğine uyan iç yüzeyli buz halkası.A ring of ice having an inside surface which matches the curvature of the neck of a bottle of wine.
Halka şişenin boynuna oturur ve şarabı soğutur.The ring sits on the neck of the bottle and cools the wine.
Konveksiyon sıcak şarabı soğuk boyuna kadar çekerek soğuk şarabı şişenin dibine batırır.Convection causes cool wine to sink within the bottle drawing warm wine up to the cold neck.
Şarap sürahisi içine bütün bir şişe şarabın döküldüğü bir bardak servis kabıdır.A wine decanter is a glass serving vessel into which an entire bottle of wine is poured.
Şarap hunileri şarabı sürahiye dökerek süzme işlemine yardımcı olur.Wine funnels aid the decanting process by funnelling the wine into a decanter.
Şarap poppers şarabı açmanın başka bir yoludur.Wine poppers are another means of opening wine.
Şarap soğutucuları (şarabın soğutulmasında kullanılan her türlü ekipman) şunları içerebilir:Wine coolers (any type of equipment used in the chilling or cooling of wine) may include:
Şarabın sınırlı miktarlarda oksijene maruz kalması şarap için faydalı olabilir.The exposure of wine to oxygen in limited quantities can be beneficial to the wine.
Şarabın asıl renkleri:The main colors of wine are:
Şarabın rengi esas olarak üzüm çeşidinin sert çekirdekli tane rengine bağlıdır.The color of the wine mainly depends on the color of the drupe of the grape variety.
Yaşlandırmada tahta fıçı (genellikle meşe fıçı) kullanılması da şarabın rengini etkiler.The use of a wooden barrel (generally oak barrels) in aging also affects the color of the wine.
Gamay'dan yapılmış Beaujolais Nouveau şarabı.A Beaujolais Nouveau wine made from Gamay.
Tacama tarafından Don Manuel % 100 Petit Verdot şarabıDon Manuel by Tacama 100% Petit Verdot
Şekerler ve alkol şarabın tatlılığını artırır; asitler (ekşilik) ve acı tanenler buna karşı koyar.Sugars and alcohol enhance a wine's sweetness; acids (sourness) and bitter tannins counteract it.
Vouvray gibi tatlı bir şarabın tadı yüksek asidite seviyesi nedeniyle aslında sek olabilir.A sweet wine such as a Vouvray can actually taste dry due to the high level of acidity.
Fermantasyonu durdurmak şarabın olası tatlılığını da artırır.Stopping the fermentation also enhanced a wine's potential sweetness.
Şarabın ne kadar tatlı olacağını etkileyen bileşenler arasında artık şeker bulunur.Among the components influencing how sweet a wine will taste is residual sugar.
Romalıların tıbbi uygulamaları şarabın benzer şekilde kullanılmasını içeriyordu.The medical practices of the Romans involved the use of wine in a similar manner.