şarabı ile cümle

şarabı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Tom şarabın tıpasını açtı.Tom uncorked the wine.
Tom şarabını yudumladı.Tom sipped his wine.
Tom şarabını içti.Tom drank his wine.
Ben şarabı içtim.I drank the wine.
Şarabı içtim.I drank the wine.
Tom Mary'nin onun için doldurduğu şarabı yudumladı.Tom sipped the wine that Mary had poured for him.
Ben kırmızı şarabı beyaz şaraptan daha çok seviyorum.I like red wine much more than white wine.
İki bardak şarabımız vardı.We had a couple glasses of wine.
Tom ve Mary akşam yemeğinden sonra bir şişe kırmızı şarabı paylaştı.Tom and Mary split a bottle of red wine after dinner.
Benim şarabımı kim içiyor?Who's been drinking my wine?
Benim şarabımdan biraz tatmayacak mısın?Won't you sample some of my wine?
Tom'un bu şarabı seveceğinden eminim.I'm sure Tom will like this wine.
Eminim Tom bu şarabı beğenecek.I'm sure Tom will like this wine.
Sanırım Tom bu şarabı sevecek.I think Tom will like this wine.
Bence Tom bu şarabı beğenecek.I think Tom will like this wine.
Tom kendi şarabını hazırlar.Tom makes his own wine.
Tom evde kendi şarabını yapar.Tom makes his own wine at home.
Şarabı alacağım.I'll get the wine.
Biraz elma şarabı ister misiniz?Would you like some cider?
Tom, Mary'nin onun için doldurduğu beyaz şarabı içti.Tom drank the white wine Mary poured for him.
Tom bütün bir şişe şarabın tümünü tek başına içti.Tom drank the whole bottle of wine all by himself.
Bana şarabın nerede olduğunu söyle.Tell me where the wine is.
Bana şarabını nerede sakladığını söyle.Tell me where you keep your wine.
Biz palmiye şarabı üretiyoruz.We produce palm wine.
Biz kırmızı şarabın peynirle lezzetli olduğunu unutmamalıyızWe musn't forget that red wine is delicious with cheese.
Kırmızı şarabı beğeniyor musun?Do you like red wine?
Bana şarabı uzat.Pass me the wine.
O şarabın içinde küçük bir mantar olduğuna inanıyorum.I believe there's a little cork in that wine.
Tom şarabı tattı.Tom tasted the wine.
Tom şarabın tadına baktı.Tom tasted the wine.
Tom kırmızı şarabı, beyaz şaraba tercih eder.Tom prefers red wine to white wine.
Bir kadeh şarabın sinirlerimi sakinleştirmeme yardımcı olacağını düşünüyorum.I think a glass of wine would help me calm my nerves.
Tom şarabını yavaşça yudumladı.Tom sipped his wine slowly.
Şarabı burada bizimle bırak.Leave the wine here with us.
Tom bir şişe şarabını tıpasını çıkardı.Tom uncorked a bottle of wine.
En pahalı şarabın nedir?What's your most expensive wine?
Hâlâ kalan yarım şişe şarabımız var.We still have half a bottle of wine left.
Bir şişe şarabın yeterli olacağından emin misin?Are you sure one bottle of wine is going to be enough?
Bu şarabı gerçekten çok seviyorum.I really like this wine a lot.
Onlar şarabı şişeledi.They bottled the wine.
Geçmişte şarabı sevmezdim ama şimdi ona bağımlıyım.I did not like wine in the past, but now I am addicted to it.
Kırmızı şarabı seviyorum.I like red wine.
Tom Mary'ye hangi şarabı daha çok sevdiğini sordu.Tom asked Mary which wine she liked better.
Şarabın ve arkadaşın eskisi makbuldür.Old friends and old wine are best.
Bunu şarabın üstün kalitesine bağlıyorum efendim.I attribute it to the superior quality of the wine, sir.
Hangi şarabı tavsiye edersin?Which wine would you recommend?
Tom'un zaten üç bardak şarabı vardı.Tom has had three glasses of wine already.
Bu bir Fransız şarabı mı?Is it a French wine?
Avrupalılar şarabı seviyor.Europeans love wine.
Sangiovese bir İtalyan şarabıdır.Sangiovese is an Italian wine.
Ben kırmızı üzerine beyaz şarabı tercih ederim.I prefer the white wine over the red.
Aldığım tüm şarabı içmedin, değil mi?You didn't drink all the wine that I bought, did you?
Beyaz şarabı beğeniyor musun?Do you like the white wine?
Keşke birkaç şişe iyi şarabım olsa.I wish I had a couple of bottles of good wine.
O şarabın iyi olduğunu düşünüyorum.I think that wine is good.
Bu şarabın iyi olduğunu düşünüyorum.I think this wine is good.
Şarabını döşemeye dökme.Don't spill your wine on the upholstery.
Bir şişe şarabı paylaşalım.Let's split a bottle of wine.
Tom Mary'nin bir şişe şarabı kime vermek istediğini biliyordu.Tom knew who Mary wanted to give the bottle of wine to.
Şarabı bitirdim ve bardağı koydum.I finished the wine and set down the glass.

İlgili Sayfalar