şarabı ile cümle
şarabı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Bana şarabı uzat, lütfen.Pass me the wine, please.
Ben şarabı daha çok soğutmak istiyorum.I want to chill the wine more.
Biz bir şişe roze şarabı istiyoruz.We'd like a bottle of rosé.
Madeira bir şarabın adıdır.Madeira is the name of a wine.
Biraz Fransız şarabın var mı?Do you have any French wine?
Şarabı suyla bozmamalısın.You should not adulterate wine with water.
Sizin hangi tür şarabınız var?What kind of wine do you have?
Biraz elma şarabı istiyorum, lütfen.I'd like some cider, please.
Ben bu et yemeğini senin en iyi beyaz şarabınla yemek isterim.I'd like to have this meat dish with your best white wine.
Hoşunuza gidip gitmeyeceğini anlamak için bu şarabın tadın.Taste this wine to see if you like it.
Bu şarabın tadı iyi.This wine tastes good.
Şarabı plastik bir torbaya koydum ve buzlu suya batırdım.I poured the wine in a plastic bag and then dipped it in ice water.
Beyaz şarabı kırmızıdan daha çok severim.I like white wine better than red.
Kırmızı şarabı beyazdan daha çok severim.I like red wine better than white.
Kırmızı şarabı beyaza tercih ederim.I prefer red wine to white.
Şarabı, kadını ve şarkıyı sevmeyen bütün ömrü boyunca bir aptal kalır.He who loves not wine, woman and songs, remains a fool his whole life long.
Beyaz şarabı onu servis etmeden önce soğutsan daha iyi olur.It's better to chill white wine before you serve it.
Şarabın hepsini içtiğine şaşırdım.I was amazed that she had drunk all of the wine.
Neden bugüne kadar böyle mükemmel bir şarabı sakladın?Why have you kept such an excellent wine back till now?
Beyaz şarabı kırmızı şaraptan daha çok seviyorum.I like white wine better than red wine.
Sen beyaz şarabı mı kırmızı şarabı mı tercih edersin?Do you prefer white wine or red wine?
Tom kırmızı şarabı döktüğünü kabul etti.Tom admitted to spilling the red wine.
Kırmızı şarabı beyaz şaraba tercih ederim.I prefer red wine to white wine.
Senin gözde ucuz şarabın nedir?What's your favorite cheap wine?
Favori yerli şarabın nedir?What's your favorite domestic wine?
Favori Fransız şarabın nedir?What's your favorite French wine?
Favori şarabın hangisidir?What's your favorite wine?
Tom ne birayı ne de şarabı sever.Tom doesn't like either beer or wine.
Tom kırmızı şarabı sevmezdi, ama şimdi neredeyse her gün içiyor.Tom didn't use to like red wine, but now he drinks it almost every day.
Tom, İspanyol şarabı ve Şili şarabı arasındaki farkı söyleyemez.Tom can't tell the difference between Spanish wine and Chilean wine.
Şarabı sevmezdim fakat şimdi çok seviyorum.I didn't use to like wine, but now I like it a lot.
Tom ara sıra bir bardak şarabı sever.Tom enjoys a glass of wine every now and then.
Tom Fransız şarabı için bir tat geliştirdi.Tom developed a taste for French wine.
Tom kesinlikle şarabını seviyor.Tom certainly enjoys his wine.
Tom hangi şarabın daha pahalı olduğunu anlayamaz.Tom can't tell which wine is more expensive.
Kırmızı mı yoksa beyaz şarabı mı tercih edersin?Do you prefer red or white wine?
Şarabım var.I have wine.
Onun şarabı var.He has wine.
Bu senin şarabın mı?Is this your wine?
Bu benim şarabım.This is my wine.
Bu benim şarabım mı?Is this my wine?
Bu senin şarabın.This is your wine.
Bu kimin şarabı?Whose wine is this?
Şarabın var.You have wine.
Şarabınız var.You have wine.
Şarabımız var.We have wine.
Onların şarabı var.They have wine.
Biraz şarabın var mı?Do you have some wine?
Şarabımız bitti.We're out of wine.
Yalnızca iki bardak şarabım vardı.I only had two glasses of wine.
Şarabı açalım.Let's open the wine.
Tek yapmak istediğim burada oturmak ve bu bir şişe şarabı seninle içmek.All I want to do is sit here and drink this bottle of wine with you.
Fransız şarabından hoşlanır mısın?Do you like French wine?
Şarabı bardağa doldurabilirsin.You can pour the wine into the glass.
Şarabımı döktüm.I spilled my wine.
Bu şarabı özel bir gün için saklıyordum.I've been saving this bottle of wine for a special occasion.
Şarabı açacağım ve havalandıracağım.I'm going to open the wine and let it breathe.
Tom'un şarabını nerede tuttuğunu merak ediyorum.I wonder where Tom keeps his wine.
Bir sürü şarabımız var.We have plenty of wine.
Şarabı getireceğim.I'll bring the wine.