şarabı ile cümle
şarabı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.Lähettäköön siis herrani palvelijoillensa nisut, ohrat, öljyn ja viinin, niinkuin on sanonut.
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.Må alltså nu min herre sända till sina tjänare vetet och kornet, oljan och vinet som han har talat om.
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.Maintenant, que mon seigneur envoie à ses serviteurs le froment, l`orge, l`huile et le vin dont il a parlé.
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.Min Herre skal derfor sende sine Trælle Hveden, Byggen, Vinen og Olien, han talte om;
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.Nu kan min herre sende sine tjenere hveten og bygget, oljen og vinen som han har talt om.
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.Poslej naj pošilja torej gospod moj hlapcem svojim pšenice in ječmena, olja in vina, kakor je obljubil.
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.Pšenice však toliko a ječmene, oleje a vína, což řekl pán můj, nechť pošle služebníkům svým.
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.So sende nun mein Herr Weizen, Gerste, Öl und Wein seinen Knechten, wie er geredet hat;
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.Stuur mij de tarwe, de gerst, de olijfolie en de wijn waarover u sprak,
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.Teraz tedy pšenicu a jačmeň, olej a víno, o čom hovoril môj pán, nech pošle svojim služobníkom.
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.Vậy bây giờ xin chúa tôi hãy gởi cho các tôi tớ chúa lúa miến, lúa mạch, dầu, và rượu, mà chúa tôi đã nói đến;
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.А пшеницу и ячмень, оливковое масло и вино, о которых говорил ты, господин мой, пошли рабам твоим.
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.ועתה החטים והשערים השמן והיין אשר אמר אדני ישלח לעבדיו׃
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.والآن الحنطة والشعير والزيت والخمر التي ذكرها سيدي فليرسلها لعبيده.
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.我 主 所 說 的 小 麥 、 大 麥 、 酒 、 油 、 願 我 主 運 來 給 眾 僕 人
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.我 主 所 說 的 小麥 、 大麥 、 酒 、 油 、 願我 主運來 給眾 僕人
Eğer şarabınızın tamamını içip bitirirseniz, kabın dibindeki desen meydana çıkacak.Zdá se, že jak v něm ubývalo vína, začala se objevovat dekorace na dně.
Eğer şarabınızın tamamını içip bitirirseniz, kabın dibindeki desen meydana çıkacak.Мені здається, що коли допиваєш вино, то відкриваєш для себе прикрашене дно посудини.
Elimi sürmeyeceğim bir ürün var ki o da 1947 Beyaz Cheval şarabı.제가 직접 손을 댈 수 없었던 물건이 하나 있습니다. 그것은 바로 1947년산 슈발 블랑 와인입니다.
Elimi sürmeyeceğim bir ürün var ki o da 1947 Beyaz Cheval şarabı.Ada satu benda yang saya tidak bisa saya temukan, dan itu adalah 1947 Cheval Blanc.
Elimi sürmeyeceğim bir ürün var ki o da 1947 Beyaz Cheval şarabı.A exista un obiect pe care n-am reuşit să pun mâna, acesta era Cheval Blanc 1947.
Elimi sürmeyeceğim bir ürün var ki o da 1947 Beyaz Cheval şarabı.Była taka rzecz, której nie mogłem dostać w swoje ręce: Cheval Blanc, rocznik 1947.
Elimi sürmeyeceğim bir ürün var ki o da 1947 Beyaz Cheval şarabı.C'è stato un articolo su cui non sono riuscito a mettere le mani: uno Cheval Blanc del 1947.
Elimi sürmeyeceğim bir ürün var ki o da 1947 Beyaz Cheval şarabı.Có một thứ mà tôi không chạm vào được, đó là chai Cheval Blanc 1947.
Elimi sürmeyeceğim bir ürün var ki o da 1947 Beyaz Cheval şarabı.Da gab es ein Objekt, das ich nicht in die Finger bekommen konnte, und das war der 1947er Cheval Blanc.
Elimi sürmeyeceğim bir ürün var ki o da 1947 Beyaz Cheval şarabı.Der var et objekt, som jeg ikke kunne få fat på, og det var 1947 Cheval Blanc.
Elimi sürmeyeceğim bir ürün var ki o da 1947 Beyaz Cheval şarabı.Enega izdelka nisem mogel dobiti v roke, in to je vino Cheval Blanc letnik 1947.
Elimi sürmeyeceğim bir ürün var ki o da 1947 Beyaz Cheval şarabı.Er was één object dat ik niet heb kunnen vinden, en dat was de Cheval Blanc uit 1947.
Elimi sürmeyeceğim bir ürün var ki o da 1947 Beyaz Cheval şarabı.Houve um objeto que eu não consegui experimentar, foi o Cheval Blanc de 1947.
Elimi sürmeyeceğim bir ürün var ki o da 1947 Beyaz Cheval şarabı.Hubo un objeto al que no pude poner mis zarpas... ...y fue un Cheval Blanc de 1947.
Elimi sürmeyeceğim bir ürün var ki o da 1947 Beyaz Cheval şarabı.Il y a eu une chose sur laquelle je n'ai pu mettre la main, la bouteille de Cheval Blanc 1947.
Elimi sürmeyeceğim bir ürün var ki o da 1947 Beyaz Cheval şarabı.K jednomu objektu jsem se vůbec nemohl dostat, jednalo se o Cheval Blanc r. 1947.
Elimi sürmeyeceğim bir ürün var ki o da 1947 Beyaz Cheval şarabı.Volt aztán valami, amit nem tudtam megkaparintani: az 1947-es Cheval Blanc.
Elimi sürmeyeceğim bir ürün var ki o da 1947 Beyaz Cheval şarabı.Αυτό είναι ένα από τα προϊόντα που δεν μπόρεσα να βρω, και είναι το κρασί 1947 Cheval Blanc.
Elimi sürmeyeceğim bir ürün var ki o da 1947 Beyaz Cheval şarabı.А вот предмет, который я не мог заполучить в руки, Шеваль Блан 1947 года.
Elimi sürmeyeceğim bir ürün var ki o da 1947 Beyaz Cheval şarabı.Имаше един обект, до който не успях да се добера - "Шевал Бланк" от 1947 г.
Elimi sürmeyeceğim bir ürün var ki o da 1947 Beyaz Cheval şarabı.יש חפץ אחד שלא הצלחתי להשיג - שבאל בלאן 1947.
Elimi sürmeyeceğim bir ürün var ki o da 1947 Beyaz Cheval şarabı.هناك شيء واحد لم أستطع الحصول عليه وهو نبيذ " شافيل بلانك ، 1947 "
Elimi sürmeyeceğim bir ürün var ki o da 1947 Beyaz Cheval şarabı.それは1947年ものシュヴァル・ブランです 47年のシュバル・ブランはおそらく20世紀で最も祭り上げられたワインでしょう
Elindeki kırmızı şarabının ardından fikrini belirttiElla opina, sustentada por su Cabernet Sauvignon
Elindeki kırmızı şarabının ardından fikrini belirttiMeint sie, über dem Cabernet Sauvignon
Elindeki kırmızı şarabının ardından fikrini belirttiהיא מצהירה כששותה את יינה
Eller, haşlanmış tuz sığır eti ve elma şarabı ve Hint ekmek geliyor.A kéz jönnek be főtt só marha-és almabor és az indiai kenyeret.
Eller, haşlanmış tuz sığır eti ve elma şarabı ve Hint ekmek geliyor.As mãos estão chegando à carne sal cozido e maçã e pão indiano.
Eller, haşlanmış tuz sığır eti ve elma şarabı ve Hint ekmek geliyor.Các tay vào thịt bò muối, đun sôi và rượu táo và bánh mì Ấn Độ.
Eller, haşlanmış tuz sığır eti ve elma şarabı ve Hint ekmek geliyor.De handen komen in om gekookt zout vlees en cider en Indiase brood.
Eller, haşlanmış tuz sığır eti ve elma şarabı ve Hint ekmek geliyor.Die Hände werden in zu gekochtem Pökelfleisch und Apfelwein und indisches Brot kommen.
Eller, haşlanmış tuz sığır eti ve elma şarabı ve Hint ekmek geliyor.Hænderne kommer ind på kogt salt oksekød og cider og indisk brød.
Eller, haşlanmış tuz sığır eti ve elma şarabı ve Hint ekmek geliyor.Händerna kommer in till kokt salt kött och cider och indiska bröd.
Eller, haşlanmış tuz sığır eti ve elma şarabı ve Hint ekmek geliyor.Kädet ovat tulossa sisään keitettyä suolaa naudanlihan ja siideri ja Intian leipää.
Eller, haşlanmış tuz sığır eti ve elma şarabı ve Hint ekmek geliyor.바늘이 삶은 소금 쇠고기와 음료수 인도 빵에오고있다.
Eller, haşlanmış tuz sığır eti ve elma şarabı ve Hint ekmek geliyor.Las manos están llegando a la carne salada hierve y la sidra y el pan indio.
Eller, haşlanmış tuz sığır eti ve elma şarabı ve Hint ekmek geliyor.Le mani sono in arrivo alla carne di manzo salata e lessate sidro e il pane indiano.
Eller, haşlanmış tuz sığır eti ve elma şarabı ve Hint ekmek geliyor.Les mains sont à venir pour le boeuf salé cuit et le cidre et le pain indien.
Eller, haşlanmış tuz sığır eti ve elma şarabı ve Hint ekmek geliyor.Mâinile sunt vin pentru carnea de vită fiartă şi sare cidru de mere şi pâine indiană.
Eller, haşlanmış tuz sığır eti ve elma şarabı ve Hint ekmek geliyor.Ręce idą w celu gotowana wołowina soli i cydr i indyjski chleb.
Eller, haşlanmış tuz sığır eti ve elma şarabı ve Hint ekmek geliyor.Roke prihajajo se v kuhana govedina sol in jabolčnik in indijski kruh.
Eller, haşlanmış tuz sığır eti ve elma şarabı ve Hint ekmek geliyor.Ruce jsou na cestě do soli vařené hovězí maso a jablečného moštu a indický chléb.
Eller, haşlanmış tuz sığır eti ve elma şarabı ve Hint ekmek geliyor.Ruky sú na ceste do soli varené hovädzie mäso a jablčného muštu a indický chlieb.
Eller, haşlanmış tuz sığır eti ve elma şarabı ve Hint ekmek geliyor.Tangan yang datang untuk daging sapi rebus garam dan sari dan roti India.