şarabı ile cümle
şarabı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.Ik zeg dit omdat mijn tijd bijna voorbij is. Ik zal voor God geofferd worden en binnenkort sterven.
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.Kajti jaz bom skoraj žrtvovan, in ločitve moje čas je blizu.
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.관제와 같이 벌써 내가 부음이 되고 나의 떠날 기약이 가까왔도다
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.Lebo ja som už po kuse obetovaný liatou obeťou a čas môjho odchodu sa už dostanovil.
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.Mert én immár megáldoztatom, és az én elköltözésem ideje beállott.
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.Neb já se již k tomu blížím, abych obětován byl, a čas rozdělení mého nastává.
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.Porque yo ya estoy a punto de ser ofrecido en sacrificio, y el tiempo de mi partida ha llegado
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.Quanto a me, il mio sangue sta per essere sparso in libagione ed è giunto il momento di sciogliere le vele
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.Quanto a mim, já estou sendo derramado como libação, e o tempo da minha partida está próximo.
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.Sillä minut jo uhrataan, ja minun lähtöni aika on jo tullut.
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.Thi jeg ofres allerede, og Tiden til mit Opbrud er for Hånden.
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.Ty själv är jag nu på väg att offras, och tiden är inne, då jag skall bryta upp.
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.Về phần ta , ta đang bị đổ ra làm lễ quán , kỳ qua_đời của ta gần rồi .
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.Về phần ta, ta đang bị đổ ra làm lễ quán, kỳ qua đời của ta gần rồi.
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.Διοτι εγω γινομαι ηδη σπονδη και ο καιρος της αναχωρησεως μου εφθασε.
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.Ибо я уже становлюсь жертвою, и время моего отшествия настало.
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.Мене бо вже на жертву наготовлено, і час мого відходу настав.
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.от когото и ти се пази, защото той много се противи на нашите думи.
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.כי עתה זה אסך נסך ועת פטירתי הגיעה׃
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.فاني انا الآن اسكب سكيبا ووقت انحلالي قد حضر.
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.我 現 在 被 澆 奠 、 我 離 世 的 時 候 到 了
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.我 現 在 被 澆奠 、 我離世 的 時候 到了
Dün gece iki şişe şarabı devirdin, hatırlıyorsun değil mi?Apa kau tahu, kau menegak semua dua botol anggur sendirian tadi malam?
Dün gece iki şişe şarabı devirdin, hatırlıyorsun değil mi?Có biết là mình cậu uống hết hai chai rượu tối qua không?
Dün gece iki şişe şarabı devirdin, hatırlıyorsun değil mi?Erinnerst du dich, dass du gestern Abend ganz alleine 2 Flachen Wein getrunken hast?
Dün gece iki şişe şarabı devirdin, hatırlıyorsun değil mi?Sai che ti sei scolata due bottiglie di vino da sola ieri sera?
Dün gece iki şişe şarabı devirdin, hatırlıyorsun değil mi?Sais-tu que tu t'es enfilé 2 bouteilles de vin à toi toute seule la nuit dernière ?
Dün gece iki şişe şarabı devirdin, hatırlıyorsun değil mi?Stii ca aseara ai baut 2 sticle de vin?
Dün gece iki şişe şarabı devirdin, hatırlıyorsun değil mi?Veš, da si včeraj čisto sama spila dve steklenici vina?
Dün gece iki şişe şarabı devirdin, hatırlıyorsun değil mi?Vet du att du drack två flaskor med vin för dig själv igår kväll?
Dün gece iki şişe şarabı devirdin, hatırlıyorsun değil mi?Wiesz, że sama wypiłaś dwie butelki wina ostatniej nocy?
Dün gece iki şişe şarabı devirdin, hatırlıyorsun değil mi?Wist je dat je gisteravond twee flessen wijn achterover hebt geslagen helemaal in je eentje?
Dün gece iki şişe şarabı devirdin, hatırlıyorsun değil mi?Το ξέρεις πως κατέβασες δύο μπουκάλια κρασί μόνη σου χθες το βράδυ;
Dün gece iki şişe şarabı devirdin, hatırlıyorsun değil mi?Ты знаешь, что сама выпила две бутылки вина прошлым вечером?
Dün gece iki şişe şarabı devirdin, hatırlıyorsun değil mi?هل تعرفين أنكِ شربتى زجاجتين من النبيذ بمفردك الليلة الماضية؟
Dün gece iki şişe şarabı devirdin, hatırlıyorsun değil mi?あ... そうだった?
Dünya kralları onunla fuhuş yaptılar. Yeryüzünde yaşayanlar onun fuhşunun şarabıyla sarhoş oldular.››A kivel paráználkodtak a föld királyai, és az õ paráznaságának borával megrészegedtek a föld lakosai.
Dünya kralları onunla fuhuş yaptılar. Yeryüzünde yaşayanlar onun fuhşunun şarabıyla sarhoş oldular.››Các vua trong thiên hạ phạm tội tà dâm với nó, và dân sự trong thế gian cũng say sưa vì rượu tà dâm của nó.
Dünya kralları onunla fuhuş yaptılar. Yeryüzünde yaşayanlar onun fuhşunun şarabıyla sarhoş oldular.››Các vua trong thiên_hạ phạm_tội tà_dâm với nó , và dân_sự trong thế_gian cũng say_sưa vì rượu tà_dâm của nó .
Dünya kralları onunla fuhuş yaptılar. Yeryüzünde yaşayanlar onun fuhşunun şarabıyla sarhoş oldular.››Cu ea au curvit împăraţii pămîntului; şi locuitorii pămîntului s'au îmbătat de vinul curviei ei!``
Dünya kralları onunla fuhuş yaptılar. Yeryüzünde yaşayanlar onun fuhşunun şarabıyla sarhoş oldular.››땅의 임금들도 그로 더불어 음행하였고 땅에 거하는 자들도 그 음행의 포도주에 취하였다 하고
Dünya kralları onunla fuhuş yaptılar. Yeryüzünde yaşayanlar onun fuhşunun şarabıyla sarhoş oldular.››med hvem Jordens Konger have bolet, og de, som bo på Jorden, ere blevne drukne af hendes Utugts Vin.
Dünya kralları onunla fuhuş yaptılar. Yeryüzünde yaşayanlar onun fuhşunun şarabıyla sarhoş oldular.››Raja-raja dunia berbuat cabul dengan dia, dan penghuni bumi menjadi mabuk karena minum anggur percabulannya.
Dünya kralları onunla fuhuş yaptılar. Yeryüzünde yaşayanlar onun fuhşunun şarabıyla sarhoş oldular.››s katero so nečistovali kralji zemeljski, in z vinom nečistosti njene so se opijanili zemlje prebivalci.
Dünya kralları onunla fuhuş yaptılar. Yeryüzünde yaşayanlar onun fuhşunun şarabıyla sarhoş oldular.››S kteroužto smilnili králové země a zpili se vínem smilství jejího obyvatelé země.
Dünya kralları onunla fuhuş yaptılar. Yeryüzünde yaşayanlar onun fuhşunun şarabıyla sarhoş oldular.››s ktorou smilnili kráľovia zeme, a spili sa vínom jej smilstva obyvatelia zeme.
Dünya kralları onunla fuhuş yaptılar. Yeryüzünde yaşayanlar onun fuhşunun şarabıyla sarhoş oldular.››som kongene på jorden drev hor med, og de som bor på jorden, blev drukne av hennes horelevnets vin.
Dünya kralları onunla fuhuş yaptılar. Yeryüzünde yaşayanlar onun fuhşunun şarabıyla sarhoş oldular.››Z którą wszeteczeństwo płodzili królowie ziemi i upili się winem wszeteczeństwa jej obywatele ziemi.
Dünya kralları onunla fuhuş yaptılar. Yeryüzünde yaşayanlar onun fuhşunun şarabıyla sarhoş oldular.››з котрою блудили парі земні, і впивались вином блудодїяння її, ті, що домують на землї.
Dünya kralları onunla fuhuş yaptılar. Yeryüzünde yaşayanlar onun fuhşunun şarabıyla sarhoş oldular.››с нею блудодействовали цари земные, и вином ее блудодеяния упивались живущие на земле.
Dünya kralları onunla fuhuş yaptılar. Yeryüzünde yaşayanlar onun fuhşunun şarabıyla sarhoş oldular.››אשר זנו אתה מלכי האדמה וישכרו שכני תבל מיין תזנותה׃
Dünya kralları onunla fuhuş yaptılar. Yeryüzünde yaşayanlar onun fuhşunun şarabıyla sarhoş oldular.››التي زنى معها ملوك الارض وسكر سكان الارض من خمر زناها.
Dünya kralları onunla fuhuş yaptılar. Yeryüzünde yaşayanlar onun fuhşunun şarabıyla sarhoş oldular.››地 上 的 君 王 與 他 行 淫 . 住 在 地 上 的 人 喝 醉 了 他 淫 亂 的 酒
Dünya kralları onunla fuhuş yaptılar. Yeryüzünde yaşayanlar onun fuhşunun şarabıyla sarhoş oldular.››地上 的 君王 與 他 行淫 . 住在 地上 的 人 喝 醉 了 他 淫亂 的 酒
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.Acum, domnul meu să trimeată slujitorilor tăi grîul, orzul, untdelemnul şi vinul de care a vorbit.
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.Agora mande meu senhor para os seus servos o trigo, a cevada, o azeite, e o vinho, de que falou;
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.Ahora pues, envíe mi señor a sus siervos el trigo, la cebada, el aceite y el vino que ha prometido
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.Azért most, a mely búzát, árpát, olajat és bort igért az én uram, küldje el az õ szolgáinak;
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.Kami menantikan kiriman kedua jenis gandum, anggur dan minyak zaitun yang Tuan janjikan itu
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.내 주의 말씀하신 밀과 보리와 기름과 포도주는 주의 종들에게 보내소서