şarabı ile cümle
şarabı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Bir çok açıdan porto şarabına benziyordu.何人かは そのワインを絶賛していました
Bizim şarabımızı dökmeye nasıl cesaret edersin?¡Cómo te atreves a derramarme el vino?
Bizim şarabımızı dökmeye nasıl cesaret edersin?Désolée ! Comment oses-tu renverser notre vin ?!
Bizim şarabımızı dökmeye nasıl cesaret edersin?Sao người dám làm đổ rượu của bọn ta?
Bizim şarabımızı dökmeye nasıl cesaret edersin?Как се осмеляваш да ме заливаш със вино?
Bizim şarabımızı dökmeye nasıl cesaret edersin?Как ты посмела пролить наше вино?!
Bütün Yahuda halkı buğdayın, yeni şarabın, zeytinyağının ondalığını yine ambarlara getirmeye başladı.Allora tutto Giuda portò ai magazzini le decime del frumento, del vino e dell'olio
Bütün Yahuda halkı buğdayın, yeni şarabın, zeytinyağının ondalığını yine ambarlara getirmeye başladı.Alors tout Juda apporta dans les magasins la dîme du blé, du moût et de l`huile.
Bütün Yahuda halkı buğdayın, yeni şarabın, zeytinyağının ondalığını yine ambarlara getirmeye başladı.Atunci tot Iuda a adus în cămări zeciuiala din grîu, din must şi din untdelemn.
Bütün Yahuda halkı buğdayın, yeni şarabın, zeytinyağının ondalığını yine ambarlara getirmeye başladı.A všecken Juda přinášeli desátky obilé, mstu a oleje nového do skladů.
Bütün Yahuda halkı buğdayın, yeni şarabın, zeytinyağının ondalığını yine ambarlara getirmeye başladı.A wszystek Juda przynosili dziesięciny zboża, i moszczu, i świeżej oliwy do skarbu.
Bütün Yahuda halkı buğdayın, yeni şarabın, zeytinyağının ondalığını yine ambarlara getirmeye başladı.Az egész Júda pedig meghozá az olajnak, a mustnak és a gabonának tizedét a tárházakba.
Bütün Yahuda halkı buğdayın, yeni şarabın, zeytinyağının ondalığını yine ambarlara getirmeye başladı.Bấy giờ, cả Giu-đa đều đem đến trong kho thuế một phần mười về lúa mì, rượu mới, và dầu.
Bütün Yahuda halkı buğdayın, yeni şarabın, zeytinyağının ondalığını yine ambarlara getirmeye başladı.Bấy_giờ , cả Giu-đa đều đem đến trong kho thuế một phần mười về lúa_mì , rượu mới , và dầu .
Bütün Yahuda halkı buğdayın, yeni şarabın, zeytinyağının ondalığını yine ambarlara getirmeye başladı.Da brachte ganz Juda den Zehnten vom Getreide, Most und Öl zum Vorrat.
Bütün Yahuda halkı buğdayın, yeni şarabın, zeytinyağının ondalığını yine ambarlara getirmeye başladı.Então todo o Judá trouxe para os celeiros os dízimos dos cereais, do mosto e do azeite.
Bütün Yahuda halkı buğdayın, yeni şarabın, zeytinyağının ondalığını yine ambarlara getirmeye başladı.Ja koko Juuda toi kymmenykset jyvistä, viinistä ja öljystä varastohuoneisiin.
Bütün Yahuda halkı buğdayın, yeni şarabın, zeytinyağının ondalığını yine ambarlara getirmeye başladı.이에 온 유다가 곡식과 새 포도주와 기름의 십일조를 가져다가 곳간에 들이므로
Bütün Yahuda halkı buğdayın, yeni şarabın, zeytinyağının ondalığını yine ambarlara getirmeye başladı.Och hela Juda förde fram till förrådshusen sin tionde av säd, vin och olja;
Bütün Yahuda halkı buğdayın, yeni şarabın, zeytinyağının ondalığını yine ambarlara getirmeye başladı.Og hele Juda førte tienden av kornet, mosten og oljen til forrådskammerne.
Bütün Yahuda halkı buğdayın, yeni şarabın, zeytinyağının ondalığını yine ambarlara getirmeye başladı.Potom donášali, celý Júda, desatinu obilia i vína i oleja do skladov.
Bütün Yahuda halkı buğdayın, yeni şarabın, zeytinyağının ondalığını yine ambarlara getirmeye başladı.Så bragte hele Juda Tienden af Kornet, Mosten og Olien til Forrådskamrene;
Bütün Yahuda halkı buğdayın, yeni şarabın, zeytinyağının ondalığını yine ambarlara getirmeye başladı.Tedaj je prinesel ves Juda desetino žita in vina in olja v založne shrambe.
Bütün Yahuda halkı buğdayın, yeni şarabın, zeytinyağının ondalığını yine ambarlara getirmeye başladı.y todo Judá trajo a los almacenes el diezmo del grano, del vino y del aceite
Bütün Yahuda halkı buğdayın, yeni şarabın, zeytinyağının ondalığını yine ambarlara getirmeye başladı.Τοτε εφερε πας ο Ιουδας εις τας αποθηκας το δεκατον του σιτου και του οινου και του ελαιου.
Bütün Yahuda halkı buğdayın, yeni şarabın, zeytinyağının ondalığını yine ambarlara getirmeye başladı.И все Иудеи стали приносить десятины хлеба, вина и масла в кладовые.
Bütün Yahuda halkı buğdayın, yeni şarabın, zeytinyağının ondalığını yine ambarlara getirmeye başladı.Тогава целият Юда донесе във влагалищата десетъка от житото, от виното и от дървеното масло.
Bütün Yahuda halkı buğdayın, yeni şarabın, zeytinyağının ondalığını yine ambarlara getirmeye başladı.וכל יהודה הביאו מעשר הדגן והתירוש והיצהר לאוצרות׃
Bütün Yahuda halkı buğdayın, yeni şarabın, zeytinyağının ondalığını yine ambarlara getirmeye başladı.واتى كل يهوذا بعشر القمح والخمر والزيت الى المخازن
Bütün Yahuda halkı buğdayın, yeni şarabın, zeytinyağının ondalığını yine ambarlara getirmeye başladı.猶 大 眾 人 就 把 五 榖 、 新 酒 、 和 油 的 十 分 之 一 、 送 入 庫 房
Bütün Yahuda halkı buğdayın, yeni şarabın, zeytinyağının ondalığını yine ambarlara getirmeye başladı.猶大眾人 就 把 五 榖 、 新 酒 、 和 油 的 十分之一 、 送入 庫房
Çünkü eğer şarap olmuşsa ve beklenen kişi ordaysa açıyorum şarabı.Ponieważ, kiedy wino jest dobre, a w pobliżu jest człowiek, otwieram je.
Çünkü eğer şarap olmuşsa ve beklenen kişi ordaysa açıyorum şarabı.Porque, se o vinho está pronto e a pessoa está ali, eu abro-o.
Çünkü eğer şarap olmuşsa ve beklenen kişi ordaysa açıyorum şarabı.Porque si el vino está listo y la persona está ahí, lo voy a abrir.
Çünkü eğer şarap olmuşsa ve beklenen kişi ordaysa açıyorum şarabı.Pretože, ak je víno pripravené a mám spoločnosť, otváram ho.
Çünkü eğer şarap olmuşsa ve beklenen kişi ordaysa açıyorum şarabı.Protože pokud je to víno zralé a mám osobu, se kterou ho chci vypít, otevřu ho.
Çünkü eğer şarap olmuşsa ve beklenen kişi ordaysa açıyorum şarabı.Want als de wijn rijp is en de persoon er is, trek ik de fles open.
Çünkü eğer şarap olmuşsa ve beklenen kişi ordaysa açıyorum şarabı.Διότι αν το κρασί είναι έτοιμο και το άτομο είναι εκεί, το ανοίγω.
Çünkü eğer şarap olmuşsa ve beklenen kişi ordaysa açıyorum şarabı.Bởi vì nếu rượu đã sẵn sàng, và mọi người đã ở đó, tôi sẽ mở nó.
Çünkü eğer şarap olmuşsa ve beklenen kişi ordaysa açıyorum şarabı.Denn wenn der Wein soweit ist und die Person ist da, dann öffne ich ihn.
Çünkü eğer şarap olmuşsa ve beklenen kişi ordaysa açıyorum şarabı.Deoarece, dacă vinul este pregătit și persoana se află acolo, îl deschid.
Çünkü eğer şarap olmuşsa ve beklenen kişi ordaysa açıyorum şarabı.For hvis vinen er klar og personen er der, så åbner jeg vinen.
Çünkü eğer şarap olmuşsa ve beklenen kişi ordaysa açıyorum şarabı.Karena jika anggur itu siap dan orang itu ada di sana. Saya akan membukanya.
Çünkü eğer şarap olmuşsa ve beklenen kişi ordaysa açıyorum şarabı.와인이 준비되고 사람이 있으면, 전 와인을 개봉하죠.
Çünkü eğer şarap olmuşsa ve beklenen kişi ordaysa açıyorum şarabı.Mert ha a bor kész van és az a személy ott van, kinyitom.
Çünkü eğer şarap olmuşsa ve beklenen kişi ordaysa açıyorum şarabı.Namreč, če je vino pripravljeno in je oseba prisotna, ga bom odprl.
Çünkü eğer şarap olmuşsa ve beklenen kişi ordaysa açıyorum şarabı.Om vinet är redo och gästen är där, öppnar jag flaskan.
Çünkü eğer şarap olmuşsa ve beklenen kişi ordaysa açıyorum şarabı.Parce que si le vin est prêt et que la personne est là, je l'ouvre.
Çünkü eğer şarap olmuşsa ve beklenen kişi ordaysa açıyorum şarabı.Perché se il vino è pronto da bere e la persona è lì, lo apro.
Çünkü eğer şarap olmuşsa ve beklenen kişi ordaysa açıyorum şarabı.Бо якщо вино готове, і є, з ким його випити, я його відкрию.
Çünkü eğer şarap olmuşsa ve beklenen kişi ordaysa açıyorum şarabı.Защото, ако виното е готово и човека е там, аз го отварям.
Çünkü eğer şarap olmuşsa ve beklenen kişi ordaysa açıyorum şarabı.И если вино готово и есть, с кем его выпить, я его открою.
Çünkü eğer şarap olmuşsa ve beklenen kişi ordaysa açıyorum şarabı.כי אם היין מוכן והאדם נמצא שם, אני פותח אותו.
Çünkü eğer şarap olmuşsa ve beklenen kişi ordaysa açıyorum şarabı.لأن لو كان النبيذ معتق و الشخص هنا، فسوف افتحه.
Çünkü eğer şarap olmuşsa ve beklenen kişi ordaysa açıyorum şarabı.もう 人生で 何も後回しにしたくない
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.Albowiem ja już bywam ofiarowany, a czas rozwiązania mego nadchodzi.
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.Căci eu sînt gata să fiu turnat ca o jertfă de băutură şi clipa plecării mele este aproape.
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.Car pour moi, je sers déjà de libation, et le moment de mon départ approche.
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.Denn ich werde schon geopfert, und die Zeit meines Abscheidens ist vorhanden.
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.For jeg ofres allerede, og tiden for min bortgang er forhånden.