şarabı ile cümle
şarabı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
1947 Beyaz Cheval, 20. yüzyılın muhtemelen en efsanevi şarabı.Der 47er Cheval Blanc ist wahrscheinlich der am meisten sagenumwobene Wein des 20. Jahrhunderts.
1947 Beyaz Cheval, 20. yüzyılın muhtemelen en efsanevi şarabı.El Cheval Blanc del 47 es, con toda probabilidad, el vino más mitificado del siglo XX.
1947 Beyaz Cheval, 20. yüzyılın muhtemelen en efsanevi şarabı.Jedná se pravděpodobně o jedno z nejmýtyzovanějších vín 20. století.
1947 Beyaz Cheval, 20. yüzyılın muhtemelen en efsanevi şarabı.Le Cheval Blanc 1947 est probablement le vin le plus mythique du 20ème siècle.
1947 Beyaz Cheval, 20. yüzyılın muhtemelen en efsanevi şarabı.Lo Cheval Blanc del 1947 è certamente il vino più celebrato del XX secolo.
1947 Beyaz Cheval, 20. yüzyılın muhtemelen en efsanevi şarabı.O Cheval Blanc de '47 é provavelmente o vinho mais mítico do século XX.
1947 Beyaz Cheval, 20. yüzyılın muhtemelen en efsanevi şarabı.Vinul Cheval Blanc din '47 este probabil cel mai mitologizat vin al secolului 20.
1947 Beyaz Cheval, 20. yüzyılın muhtemelen en efsanevi şarabı.Το 1947 Cheval Blanc είναι πιθανότατα από τα πιο μυθοποιημένα κρασιά του 20ου αιώνα.
1947 Beyaz Cheval, 20. yüzyılın muhtemelen en efsanevi şarabı.Вероятно, Шеваль Блан 47 - самое мифологизированное вино 20 века.
1947 Beyaz Cheval, 20. yüzyılın muhtemelen en efsanevi şarabı."Шевал Бланк" от 1947 е вероятно най-митологизираното вино на XX век.
1947 Beyaz Cheval, 20. yüzyılın muhtemelen en efsanevi şarabı.שבאל בלאן 47' הוא כנראה היין הכי מיתולוגי של המאה ה-20.
1947 Beyaz Cheval, 20. yüzyılın muhtemelen en efsanevi şarabı.نبيذ " شافيل بلانك ، 1947 " هو أكثر نبيذ أسطوري في القرن العشرين على الأرجح
1947 Beyaz Cheval, 20. yüzyılın muhtemelen en efsanevi şarabı.そしてボルドーにとってもシュヴァル・ブランは
1 Mayıs’ta halka çöreği yenir ve daha çok gazozu andıran bal şarabı içilir.En Vappu se comen bollos y se bebe una bebida llamada sima, parecida a una limonada.
1 Mayıs’ta halka çöreği yenir ve daha çok gazozu andıran bal şarabı içilir.På första maj äter man munkar och dricker mjöd, som liknar läsk.
1 Mayıs’ta halka çöreği yenir ve daha çok gazozu andıran bal şarabı içilir.Vappuna syödään munkkeja ja juodaan simaa, joka on hieman limsan tapainen juoma.
1 Mayıs’ta halka çöreği yenir ve daha çok gazozu andıran bal şarabı içilir.气泡酒也是庆典的一部分。人们通常用气球和蛇纹石装饰屋子。高中毕业生通常会带着白色的毕业帽,劳动人民则会参加劳动节大游行。
Asma, ‹İlahlarla insanlara zevk veren yeni şarabımı bırakıp ağaçlar üzerinde sallanmaya mı gideyim?› dedi.포도나무가 그들에게 이르되 하나님과 사람을 기쁘게 하는 나의 새 술을 내가 어찌 버리고 가서 나무들 위에 요동하리요 한지라
Asma, ‹İlahlarla insanlara zevk veren yeni şarabımı bırakıp ağaçlar üzerinde sallanmaya mı gideyim?› dedi.Rispose loro la vite: Rinuncerò al mio mosto che allieta dei e uomini, e andrò ad agitarmi sugli alberi
Asma, ‹İlahlarla insanlara zevk veren yeni şarabımı bırakıp ağaçlar üzerinde sallanmaya mı gideyim?› dedi.ותאמר להם הגפן החדלתי את תירושי המשמח אלהים ואנשים והלכתי לנוע על העצים׃
Asma, ‹İlahlarla insanlara zevk veren yeni şarabımı bırakıp ağaçlar üzerinde sallanmaya mı gideyim?› dedi.فقالت لها الكرمة أاترك مسطاري الذي يفرح الله والناس واذهب لكي املك على الاشجار.
Asma, ‹İlahlarla insanlara zevk veren yeni şarabımı bırakıp ağaçlar üzerinde sallanmaya mı gideyim?› dedi.葡 萄 樹 回 答 說 、 我 豈 肯 止 住 使 。 神 和 人 喜 樂 的 新 酒 、 飄 颻 在 眾 樹 之 上 呢
Asma, ‹İlahlarla insanlara zevk veren yeni şarabımı bırakıp ağaçlar üzerinde sallanmaya mı gideyim?› dedi.葡萄樹 回答 說 、 我豈肯 止住 使 。 神 和 人 喜 樂 的 新 酒 、 飄颻 在 眾樹 之上 呢
Başkalarıysa, ‹‹Bunlar taze şarabı fazla kaçırmış›› diye alay ettiler.A drugi se posmehujejo in govore: sladkega vinca so se napili.
Başkalarıysa, ‹‹Bunlar taze şarabı fazla kaçırmış›› diye alay ettiler.Ale zase iní sa posmievali a hovorili: Naplnení sú sladkým vínom.
Başkalarıysa, ‹‹Bunlar taze şarabı fazla kaçırmış›› diye alay ettiler.Altri invece li deridevano e dicevano: «Si sono ubriacati di mosto»
Başkalarıysa, ‹‹Bunlar taze şarabı fazla kaçırmış›› diye alay ettiler.Dar alţii îşi băteau joc, şi ziceau: ,,Sînt plini de must!``
Başkalarıysa, ‹‹Bunlar taze şarabı fazla kaçırmış›› diye alay ettiler.Die andern aber hatten's ihren Spott und sprachen: Sie sind voll süßen Weins.
Başkalarıysa, ‹‹Bunlar taze şarabı fazla kaçırmış›› diye alay ettiler.E outros, zombando, diziam: Estão cheios de mosto.
Başkalarıysa, ‹‹Bunlar taze şarabı fazla kaçırmış›› diye alay ettiler.Jiní pak posmívajíce se, pravili: Mstem se zpili tito.
Başkalarıysa, ‹‹Bunlar taze şarabı fazla kaçırmış›› diye alay ettiler.또 어떤이들은 조롱하여 가로되 저희가 새 술이 취하였다 하더라
Başkalarıysa, ‹‹Bunlar taze şarabı fazla kaçırmış›› diye alay ettiler.Lecz drudzy naśmiewając się, mówili: Ci się młodem winem popili.
Başkalarıysa, ‹‹Bunlar taze şarabı fazla kaçırmış›› diye alay ettiler.Mais d`autres se moquaient, et disaient: Ils sont pleins de vin doux.
Başkalarıysa, ‹‹Bunlar taze şarabı fazla kaçırmış›› diye alay ettiler.Mások pedig csúfolódva mondának: Édes bortól részegedtek meg.
Başkalarıysa, ‹‹Bunlar taze şarabı fazla kaçırmış›› diye alay ettiler.Men andre sagde spottende: "De ere fulde af sød Vin."
Başkalarıysa, ‹‹Bunlar taze şarabı fazla kaçırmış›› diye alay ettiler.Men andre sa spottende: De er fulle av søt vin!
Başkalarıysa, ‹‹Bunlar taze şarabı fazla kaçırmış›› diye alay ettiler.Men somliga drevo gäck med dem och sade: »De äro fulla av sött vin.»
Başkalarıysa, ‹‹Bunlar taze şarabı fazla kaçırmış›› diye alay ettiler.Mutta toiset pilkkasivat heitä ja sanoivat: "He ovat täynnä makeata viiniä".
Başkalarıysa, ‹‹Bunlar taze şarabı fazla kaçırmış›› diye alay ettiler.Nhưng có kẻ lại nhạo báng rằng: Họ say rượu mới đó.
Başkalarıysa, ‹‹Bunlar taze şarabı fazla kaçırmış›› diye alay ettiler.Nhưng có kẻ lại nhạo_báng rằng : Họ say rượu mới_đó .
Başkalarıysa, ‹‹Bunlar taze şarabı fazla kaçırmış›› diye alay ettiler."Och, die mensen hebben teveel zoete wijn gedronken", lachten sommigen schamper.
Başkalarıysa, ‹‹Bunlar taze şarabı fazla kaçırmış›› diye alay ettiler.Pero otros, burlándose, decían: --Están llenos de vino nuevo
Başkalarıysa, ‹‹Bunlar taze şarabı fazla kaçırmış›› diye alay ettiler.Tetapi ada juga orang-orang yang mengejek. Mereka berkata, "Ah, orang-orang itu hanya mabuk saja!
Başkalarıysa, ‹‹Bunlar taze şarabı fazla kaçırmış›› diye alay ettiler.Αλλοι δε χλευαζοντες ελεγον οτι ειναι μεστοι απο γλυκυν οινον.
Başkalarıysa, ‹‹Bunlar taze şarabı fazla kaçırmış›› diye alay ettiler.А иные, насмехаясь, говорили: они напились сладкого вина.
Başkalarıysa, ‹‹Bunlar taze şarabı fazla kaçırmış›› diye alay ettiler.Инші ж, сьміючись, казали, що молодим вином повпивались.
Başkalarıysa, ‹‹Bunlar taze şarabı fazla kaçırmış›› diye alay ettiler.И те всички се смаяха, и в недоумението си думаха един на друг: Какво значи това?
Başkalarıysa, ‹‹Bunlar taze şarabı fazla kaçırmış›› diye alay ettiler.ואחרים לעגו ויאמרו כי מלאי עסיס המה׃
Başkalarıysa, ‹‹Bunlar taze şarabı fazla kaçırmış›› diye alay ettiler.وكان آخرون يستهزئون قائلين انهم قد امتلأوا سلافة
Başkalarıysa, ‹‹Bunlar taze şarabı fazla kaçırmış›› diye alay ettiler.還 有 人 譏 誚 說 、 他 們 無 非 是 新 酒 灌 滿 了
Başkalarıysa, ‹‹Bunlar taze şarabı fazla kaçırmış›› diye alay ettiler.還 有 人 譏誚說 、 他 們無 非 是 新 酒 灌滿了
Bir akşam yemeğinde bu şarabı ikram etmiş olsaydım zannediyorum hayatımın şarap tecrübesi olurdu.47년산 슈발 블랑이 나왔다면 아마 제 인생에 있어서 잊지 못할 맛을 느꼈을 것입니다.
Bir akşam yemeğinde bu şarabı ikram etmiş olsaydım zannediyorum hayatımın şarap tecrübesi olurdu.אם היו מגישים לי אותו בסעודה חגיגית - זאת היתה חווית היין של חיי, והיא הייתה בלתי נשכחת.
Bir akşam yemeğinde bu şarabı ikram etmiş olsaydım zannediyorum hayatımın şarap tecrübesi olurdu.لو قدم لي خلال حفلة عشاء ، لكان يمكن أن يكون تجربة مهمة في حياتي ، وذكرى لا تنسى
Bir akşam yemeğinde bu şarabı ikram etmiş olsaydım zannediyorum hayatımın şarap tecrübesi olurdu.どのワインでも生涯忘れられないものになったでしょう しかし三日間にわたって60種のすばらしいワインを飲むと
Bir çok açıdan porto şarabına benziyordu.그런 면에서 포루투갈산 와인과 꽤 비슷했습니다.
Bir çok açıdan porto şarabına benziyordu. Masamda bilirsiniz şarabı müthiş bulanlar vardı.Houve pessoas na minha mesa que o acharam fantástico.
Bir çok açıdan porto şarabına benziyordu.V veliko pogledih je podoben portu.
Bir çok açıdan porto şarabına benziyordu.שהוא די דומה לפורט בדרכים רבות.
Bir çok açıdan porto şarabına benziyordu.والذي يشبه نبيذ " بورت " في كثير من الوجوه