şantaj ile cümle
şantaj kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
O bana şantaj yaptı.He blackmailed me.
O, ona şantaj yaptı.She blackmailed him.
Ona onun tarafından şantaj yapılıyor.She is being blackmailed by him.
O ona şantaj yapıyor.She is blackmailing him.
Onun tarafından ona şantaj yapıldı.She was blackmailed by him.
Tom Mary tarafından şantaj ediliyor.Tom is being blackmailed by Mary.
Mary Tom'a şantaj yapıyor.Mary is blackmailing Tom.
O bir şantaj.That's blackmail.
Bana şantaj yapma.Do not blackmail me.
Bana şantaj yapmayın.Do not blackmail me.
Bize şantaj yapılıyor.We're being blackmailed.
Tom bana şantaj yapıyor.Tom is blackmailing me.
Tom şantajcıdır.Tom is the blackmailer.
Bana şantaj yapılmayacak.I won't be blackmailed.
Bu bir şantaj.This is extortion.
Bu şantaj.This is blackmail.
Şantaja uğruyorum.I'm being blackmailed.
Birisi bana şantaj yapıyor.Somebody is blackmailing me.
Tom'a Mary tarafından şantaj yapılıyordu.Tom was being blackmailed by Mary.
Bu, şantaj mı?Is this blackmail?
Bana şantaj mı yapıyorsun?Are you blackmailing me?
Bu sana şantaj gibi geliyor mu, Tom?Does that sound like blackmail to you, Tom?
Bana şantaj yapmaya mı çalışıyorsun?Are you trying to blackmail me?
Tom bir şantajcıydı.Tom was a blackmailer.
Dokuz FIFA yetkilisi tutuklandı ve şantaj ve rüşvet ile suçlandı.Nine FIFA officials have been arrested and charged with racketeering and bribery.
Tom, Mary'nin ona şantaj yaptığını söyledi.Tom said Mary was blackmailing him.
Bayan bana şantaj yapmaya mı çalışıyor?Is the lady trying to blackmail me?
Tom duygusal olarak Mary'ye şantaj yapıyor.Tom is emotionally blackmailing Mary.
Tom Mary'nin ona şantaj yaptığını söylemesine karşın ayrıntı vermedi.Tom said Mary was blackmailing him, but he didn't elaborate.
Tom Mary'ye şantaj yapıyordu.Tom has been blackmailing Mary.
Tom Mary'ye şantaj yaptı.Tom blackmailed Mary.
Tom Mary'ye şantaj yapıyor.Tom is blackmailing Mary.
Leyla, Sami'ye şantaj yapmakla suçlandı.Layla was charged of blackmailing Sami.
Tom bir şantajcı değil.Tom isn't a blackmailer.
Tom bir şantajcı.Tom is a blackmailer.
Tom'a şantaj yapılıyor.Tom is being blackmailed.
Sami Leyla'ya şantaj yaptı.Sami blackmailed Layla.
Şantaj bana işlemeyecek.Blackmail won't work on me.
Tobias, İsabella tarafından şantaja uğruyordu.Tobias was being blackmailed by Isabella.
İntikam, şantaj ve aktivizm bu saldırıları motive edebilir.Revenge, blackmail and activism can motivate these attacks.
Şantaj yapan kişiye ise şantajcı denmektedir.The woman demands money as blackmail.
Mihai, 2007'de, New York Times'a verdiği röportajda olayları şöyle hatırlıyor: "Şantajdılar.In an interview with The New York Times from 2007, Michael recalls the events: "It was blackmail.
Bu fotoğrafları daha sonra şantaj için kullanacaktır.They would later blackmail them.
Sue Ellen'a bir aralar şantaj yapmıştı.Tina in particular just knocked me out.
Finn'in soyunma odasına gizlice esrar koyar ve New Directions'a katılma konusunda ona şantaj yapar.He plants marijuana in Finn's locker, and blackmails him into joining New Directions.
Artık yatalak olan Gravelli, şantaj ve haraç suçlarından mahkemeye çıkacağı tarihi beklemektedir.The people behind this appalling blackmail and smear campaign must be brought to justice.
Bunun için yalan söylemekte ya da şantaj yapmakta bir an olsun tereddüt etmez.He does not hesitate to use violence or blackmail to fulfill his goals.
Bana şantaj yapamazsın!You can't blackmail me!
Zivkoviç ise şantaja boyun eğmeyeceğini söyleyerek SDP ile görüşmeyi reddetti.Zivkovic has refused to talk to the SDP, saying he will not tolerate blackmail.
Bildirildiğine göre, elde edilen bilgiler şantaj, tehdit ve rüşvet için kullanılıyordu.The information obtained reportedly was used for blackmail, threats and bribery.
Eskii başbakan görevi kötüye kullanmak, şantaj ve rüşvet almakla suçlanıyor.The former prime minister has been charged with abuse of office, blackmail and bribe taking.
Başbakan bu tehditleri "şantaj" olarak nitelendirdi.He described the threats as "blackmail".
Romen medya patronu, şantaj suçlamasıyla tutuklandıRomanian media tycoon arrested for blackmail
Diğer bir kent sakini Senad Sehiç, şantajın çoğu idari işlevin merkezinde yer aldığını söyledi.Another resident, Senad Sehic, said blackmail is at the centre of most government functions.
Bu, Sırbistan'a AB yolunda Kosova konusunda şantaj yapılmasına son verir." dedi.This would end the blackmailing of Serbia over Kosovo when it approaches the EU," he said.
Daha fazla kanıt bulunana kadar Ellie'ye ve yol arkadaşlarına sessizce şantaj yaparlar.They blackmail Ellie and her fellow travellers into silence until more evidence can be found.
Ko'yu resmi yollardan soruşturmak yerine cesedi getirmesi için Ko'ya şantaj yapar.Rather than formally report Ko, Park black-mails him and demands possession of the body.
IŞİD'in kendisine şantaj yapmaya çalıştığını ve varlıklarına el koyduklarını iddia etti.He claims ISIL attempted to blackmail him and took his possessions.
Şantaj yapan kişiye ise şantajcı denmektedir.Er wurde der Erpressung verdächtigt.
Sue Ellen'a bir aralar şantaj yapmıştı.Wie sich herausstellt, wurde Dave erpresst.
İlgili Sayfalar