Puan sisteminden dolayı onların şansları yaklaşık olarak eşitti.Zaradi točkovnega sistema sta bili njuni možnosti za skupno zmago približno enaki.
Hoşça kal, iyi şanslar, Morrissey.Sėkmės troško ir V. Anandas.
Ama eğer yaşama şansları varsa...Kai žmogus sugeba atsakyti į jį, tada ......
Herkese iyi şanslar diliyorum. diyerek görevinden istifa etti.Taip pat palinkėjo likusiems grupės nariams sėkmės.
Fakat diğer X-Men'lerin tüm olanları bilmelerine imkân yoktu ve bir trajediyi önleme şansları çok azdı.Mehed punkris ei teadnud toimuvast midagi ja nii võeti elu üsna kergelt.
"İyi Şanslar Chuck" filminde başarıyla rol almıştır.Ta mängis filmis "Andruse õnn".
Adam: Bol şanslar. (Alkışlar)Buona fortuna (applausi)
Adam: Bol şanslar.리차드 서포스: 행운을 빕니다.
Adam: Bol şanslar.Richard Searfoss:
Adam: Bol şanslar.Ричард Сирфосс:
Adam: Bol şanslar.ריצ'רד סירפוס: בהצלחה
Adam: Bol şanslar.صوت : حظ سعيد
Adam: Bol şanslar.(拍手)
Ama fırtınalı bir 1942 gecesinde şansları degisti.Ale szczęście odwróciło się od nich pewnej śnieżnej nocy w 1942.
Ama fırtınalı bir 1942 gecesinde şansları degisti.Maar een stormachtige nacht in 1942 veranderde hun geluk.
Ama fırtınalı bir 1942 gecesinde şansları degisti.Tapi pada suatu malam hujan badai pada tahun 1942, merubah keberuntungan mereka.
Ama fırtınalı bir 1942 gecesinde şansları degisti.Όμως μια νύχτα με καταιγίδες το 1942 άλλαξε την τύχη τους.
Ama fırtınalı bir 1942 gecesinde şansları degisti.لكن في عام 1942 غيرت ليلة عاصفة من حظهم
Ancak bunu yapma şansları yok.私たちが今わかるものは、市場を支えれば、
Armonik çalışmalarınızda size iyi şanslar diliyorum.Пожелавам ви успех с обертоновете и всичко най-добро на вашия глас.
Bana verilen şansları... Bir dizi var; dizide oynayacağızلقد توافرت لى الفرص.. هناك مسلسل تليفزيونى، سوف أقوم بأداء دور فى هذا المسلسل.
Bana verilen şansları...Possibilités offertes pour moi...
Bana verilen şansları...Se me han dado las oportunidades...
Bana verilen şansları...Ευκαιρίες που μου δόθηκαν...
Bana verilen şansları...Шансовете, които ми се дават..
Bana verilen şansları...Шансы предоставленные мне...
Başka şansları yok.De har ikke nogle bekvemmeligheder.
Başka şansları yok.De har inga bekvämligheter.
Başka şansları yok.Họ không có bất kì tiện nghi nào.
Başka şansları yok.Ils n'ont pas de commodités.
Başka şansları yok.편리한 것들은 존재치 않습니다.
Başka şansları yok.Mereka tidak menikmati kenyamanan.
Başka şansları yokmuş.De hade inget val.
Başka şansları yokmuş.Ils n'avaient pas le choix.
Başka şansları yokmuş.청소년기 초기에 학교를 그만두어야 했으니까요.
Başka şansları yokmuş.la începutul adolescenței. N-au avut de ales.
Başka şansları yokmuş.Nem volt más választásuk.
Başka şansları yokmuş.Nie mieli wyboru.
Başka şansları yokmuş.Niso imeli izbire.
Başka şansları yokmuş.Non avevano scelta.
Başka şansları yokmuş.No tenían alternativa.
Başka şansları yokmuş.Sie hatte keine Wahl.
Başka şansları yokmuş.Zij hadden geen keus.
Başka şansları yokmuş.Δεν είχαν επιλογή.
Başka şansları yokmuş.Те не са имали избор.
Başka şansları yokmuş.У них не було іншого вибору.
Başka şansları yokmuş.בתחילת גיל ההתבגרות שלהם. לא הייתה להם ברירה.
Başka şansları yokmuş.في مرحلة المراهقة المبكرة. اضطروا لذلك.
Başka şansları yokmuş.今でもそういうティーンエージャーは世界中に
Başka şansları yok.Nemají žádné vymoženosti.
Başka şansları yok.Nem élnek komfortosan.
Başka şansları yok.Nie mają specjalnych udogodnień.
Başka şansları yok.Non dispongono di comodità.
Başka şansları yok.No tienen todas las comodidades modernas.
Başka şansları yok.Nu au nici un fel de facilitati.
Başka şansları yok.Sie leben komfortfrei.
Başka şansları yok.Ze zijn niet voorzien van onze gemakken.
Başka şansları yok.Δεν έχουν μοντέρνες ανέσεις.
Başka şansları yok.В них немає особливих вигод.
Başka şansları yok.Те нямат никакви удобства.