şansı ile cümle

şansı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
16 Ağustos günü Fransızlar, Prusya savunmasını ileri sürüp kaçış şansını yakaladılar.8月16日の時点ではフランス軍は要所のプロイセン軍の防衛を一掃して脱出できるチャンスがあった。
Bunun anlamı her takımın mutlaka kazanma şansı olmasıdır.それぞれ、チームパワーを0にさせることが勝利条件となる。
Aama ben şansımı tekrar deneyeceğim.だが、ハーリアは再び危機に直面する事になる。
Tiyatrolarda şansını denedi.時代劇に挑戦した。
Beyaz tenli olmayanların Memlûk olma şansı yoktu.親しい相手でなければ無地の白が望ましい。
Yani hastaneye yetiştirilme şansı yoktur.このことから病院作りに力を入れるようになる。
Riley'e bir kez daha geri dönme şansı sunarlar.再びリックに力を与える。
Bu dünyaya bir kez geldim ve bu şansımı iyi değerlendireceğim.それを彼らはこの世界に来て、見事に修正してしまったのだ。
Onunla tekrar görüşme şansım çok az.再び彼に会う望みはない。
Çünkü yeterince ilerleme şansı bulamamışlardı.但是他們並沒有取得進一步進展。
Ayrıca İtalya'nın Kuzey Afrika'da tek başarı şansının sürprize dayanan hızlı bir taarruz olduğunu görmüştür.他也了解意大利在北非成功的一个机会是基于突然袭击的快速攻势。
Pilot ağır yaralıdır ve kurtulma şansı yoktur.飛機嚴重損毀,機上無人受傷。
Aşktan Yana Şansım Yok 02.1992年《不能沒有愛》。
İnanılmaz bir Şans bu şansı iyi değerlendireceğim.戴上後會得到不可思議的好運氣。
Evlenme, sevgili bulma şansı.夔有雅望,令主婚。
Kazanma şansınız hala bulunmaktadır!最終仍能以些許優勢取勝。
Görev devamlı başarı nedeniyle Mart 2007'ye uzatıldı ve SOHOya tam 11 yıllık döngüyü gözlemleme şansı verdi.SOHO原始設計的生命期只有二年,但因為成功的迴響使任務一直延展至2007年3月,觀測了一個完整的11年太陽週期。
Hocamın verdiği şansı en iyi şekilde kullanmak için elimden geleni yaptım.我告诉我的客户要做最坏的打算。
Aksi takdirde o oyuncunun unvana erişme şansı kalmaz.如果不是這樣,投資者將有機會套利。
Nihayet 1963 yılında bu şansı yakaladı.他們在1963年報告了這一成果。
Sonraki sezon aynı şansı yakalayamadı.这个赛季中,他没有获得出场机会。
Ben bu şansı yakaladığım için şanslıyım.可是我非常享受這樣的機會。
Öğrenciler benze- şimler yoluyla dış dünyaya açılma şansını bulurlar.學生們抵達至異世界時的接頭人。
Ancak geçirdiği ağır sakatlık neticesinde fazla forma şansı bulamamıştır.但受到伤病影响,他并没有得到太多的上场机会。
Fakat A takımda oynama şansı bulamadı.但她未能隨隊參賽。
Real Madrid kupayı 3. kez kazanma şansını bir sonraki kupaya bırakmış oldu.这是皇家马德里连续第三年参加决赛,获得赢得第13个冠军头衔的机会。
Çünkü yeterince ilerleme şansı bulamamışlardı.다만 별다른 성공을 거두지는 못했다.
Pilot ağır yaralıdır ve kurtulma şansı yoktur.다행히 조종사들은 무사히 사출좌석으로 탈출하는데 성공했고 심각한 부상은 입지 않았다.
Patlamayı önlemek için sadece bir şansı vardır.이 폭탄은 패를 내지 않고 젖히기만 할 수 있는 기회가 한 번 생긴다.
Ağızdan alınan kortikosteroidler iyileşme şansını arttırabilir ve belirtilerin süresini kısaltabilir.구강 코르티코스테로이드는 회복의 가능성을 높이고 증상의 지속기간을 줄인다.
Dünya'nın tek şansı, ey Meryem!비추어라, 모름지기 이 세상, 이 대지를!
Dünyadaki en iyi ofis binasını inşa etmek için bir şansımız var.저희는 세계에서 가장 멋진 회사 건물을 지을 수 있을 것이라고 확신합니다.
Ona 2. şansı verdiğini söyler.LG가 2번째 우승을 하였다.
Ben olay basında yayınladığında yurtdışına çıkma şansım olmasına rağmen hiçbir yere gitmedim.간혹 시를 읊조릴 때가 있더라도 성정에서 우러나지 않음이 없었다.
"Şarkının şansını çok yüksek buluyorum.노래가 차지하는 비중이 큰 거죠."
Prova yapma şansımız yoktu.또한 재전시도 허용하지 않았다.
Gerçekten hasta olma şansınız nedir?" dendiğinde çoğu kişi %99 cevabı verir.99%는 운이다."라고 솔직하게 언급 하였다.
Ayrıca patencileri seviye indirme şansı verilmez.무인역에는 승차권을 발매하지 않음.
Bunun hakkında pek kimseyle konuşma şansım olmadı.그날부터 다른 사람들과 대화하지 않으려 했습니다.
Aama ben şansımı tekrar deneyeceğim.이 때 바카마는 다시 한 번 환영은 본다.
Bir gün bir şey çıkana kadar ona kaçma şansı veriyor.하루가 넘어가기 전에 일일 과제를 마치지 않으면 체력이 닳는다.
Dünyadaki en iyi ofis binasını inşa etmek için bir şansımız var.יש לנו תמונה של בניין המשרדים הטוב ביותר בעולם.
Felice Trapassi, çocuğunun iyi bir eğitim alma ve çevreyi tanıma şansı yakalayacağından dolayı gurur duydu.פליצ'ה טראפאסי היה מרוצה להעניק לבנו סיכוי לחינוך מעולה וכניסה לחברה.
Don Giovanni hâlâ Anna'yı ayartma şansı olduğunu düşünmektedir.ומשמעו, סר אידן, הוא שעדיין יש סיכוי לגאולה...
Alexander-Arnold, İngiltere millî futbol takımının genç kategorilerinde forma şansı buldu.אלכסנדר-ארנולד ייצג את אנגליה במגוון נבחרות הנוער שלה.
Kartaca ordusunun da şansı iyi gitmedi.צבא קרתגו גם כן התדלדל מאוד.
Aynı zamanda, esenlik ve iyi şansın da sembolüdür.גם לחיצת יד והצדעה עשויות להוות ברכת שלום.
Bunun anlamı her takımın mutlaka kazanma şansı olmasıdır.חשוב כי לכל חבר צוות תהיה הזדמנות להביע את דעתו.
Grubun şansı 1997 yılında döndü.מזלה של הליגה השתפר בשנת 2005.
Ama şansı yaver gider ve çekimlere başlar.אבל היא לוקה בקדחת ומתחילה להזות.
İşte bu yüzden artık şansını NBA'de denemeye karar verecekti.לאחר עונה זו החליט להעמיד עצמו לבחירה בדראפט ה-NBA.
Onun danışman iblisi Skip, ona artık elinde başka şansı kalmadığını söyler.המשגיח, הרב אברהם אבא גרוסברד, אמר שכבר אין לו מקום בשבילם.
Çünkü yeterince ilerleme şansı bulamamışlardı.אך המזל לא היה לצדם.
Böylece eve gitme şansını kaçırmış olur.כבר הייתה יכולה להיות בדרכה הביתה.
Sistem, oyuncuya yanılma imkânı tanıyarak, kazanma şansını artıran bir özelliktir.העיקרון מגדיל את סיכוייו של שחקן המכיר אותו לזכות במספר לקיחות גדול יותר.
Yani hastaneye yetiştirilme şansı yoktur.למעשה, אין כל התקדמות בבניית בית החולים.
Aynı gece süresince birçok kişi farklı yerlerde UFO' ları görme şansına sahip olur.ישנם ימים מסוימים בשנה בהם ניתן לראות מטאורים רבים בלילה אחד.
Ancak bu sezon, önceki sezonlardaki kadar forma şansı bulamadı.עם זאת, עונה זו הייתה אף היא בעלת שיאים שליליים כמו העונה הקודמת.
Burs bana, eğitimime devam etme şansı verdi.המלגה נתנה לי אפשרות להמשיך בלימודיי.
16 Ağustos günü Fransızlar, Prusya savunmasını ileri sürüp kaçış şansını yakaladılar.На 16 август французите имат възможност да пробият основната пруска защита и да избягат.

İlgili Sayfalar