şansı ile cümle
şansı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bu Agrippina'nın büyük oğlu Nero'ya onun elemine etme şansı verdi.Ved at få ham til at adoptere sin søn, Nero, fik hun enorm magt.
Prova yapma şansımız yoktu.Men der var ikke tid til at eksperimenter.
Bu sayede bir sonraki sene UEFA Gençlik Ligi'nde mücadele etme şansı yakaladı.I midtugen derefter var han med i hele UEFA Europa League kampen mod Juventus.
Ray'i kurtarmaya çalışırken kaçma şansını kaybeder.Mens hun forsøker å redde Ray, mister hun muligheten til å stikke av.
Ancak burada takım seçme konusunda şansızlık yaşadı.Der hadde han derimot problemer med å få etablert seg på laget.
X-Factor 2010'da onunla tanışma şansını yakalamıştım."Han ble kjent etter å ha deltatt i X-Factor i 2009.
Nortia, Etrüsk mitolojisinde kader ve şansın tanrıçasıdır.Nortia var i etruskisk mytologi gudinne for skjebne og hell.
Kazanma şansınız hala bulunmaktadır!I tillegg må vinnings hensikt foreligge.
Ancak burada da pek forma şansı bulamadı.Heller ikke her fikk han mye tillit.
İşte bu yüzden artık şansını NBA'de denemeye karar verecekti.Senere ble dette valget ansett som uegnet av NBA.
Castellon "Şansımıza her şey sonunda bir araya geldi.Slaget ved Castillon ble det siste.
Pilot ağır yaralıdır ve kurtulma şansı yoktur.Annenpiloten klarte å nødlande og ingen ble skadet.
Çünkü yeterince ilerleme şansı bulamamışlardı.De klarte imidlertid ikke å presse seg videre.
Ancak son sezonunda takımı emanet alan Louis van Gaal döneminde sadece 3 maçta forma şansı buldu.Trener Louis van Gaal har også ved forskjellige anledninger brukt spillerne samtidig.
Villa'ya döndüğünde ise, partneri Darius Vassell ile birlikte sürekli olarak forma şansı buldu.Da han kom tilbake fra lån var han igjen førstevalg på topp sammen med Darius Vassell.
Prova yapma şansımız yoktu.De kunne ikke stille til gjenvalg.
Kötü şansına sızlanır.Sayang nasibnya kurang beruntung.
Patlamayı önlemek için sadece bir şansı vardır.Kita tidak boleh membiarkan kemungkinan bahwa salah satu bom tersebut gagal meledak.
Pilot ağır yaralıdır ve kurtulma şansı yoktur.Pilot mengalami luka wajah berat dan selamat dari kecelakaan.
Kazanma şansınız hala bulunmaktadır!Dan hilanglah harapannya untuk menang.
Sadako her zaman bir şansın doğacağını umut ederdi.Harapan Sadako adalah agar dapat hidup.
Fàbregas bu maçta forma giyme şansı bulamadı.Sayangnya, Miss Brazil tidak meraih posisi di kontes tersebut.
Böylece eve gitme şansını kaçırmış olur.Kapasitas tersebut untuk perjalanan pulang pergi.
"'Şansımı Seveyim' güldürecek!"."Jika tertawa, kau pasti merasa bahagia".
Bu sayede sonraki sezon DFB-Pokal'a katılma şansı kazandılar.Mereka akan mencari kesempatan menjadi anggota EBU di lain waktu.
Ertesi sezon daha fazla oynama şansı yakaladı ve 15 lig maçında oynadı.Di musim berikutnya ia bermain dari awal dan bermain sampai lima hari pertandingan dalam perakaran.
Bu kez Inter'de şansını denedi.Kali ini ia bergabung dalam Predacon.
Çünkü yeterince ilerleme şansı bulamamışlardı.Tapi rupanya tidak banyak yang sukses menemukannya.
Gerçekten hasta olma şansınız nedir?" dendiğinde çoğu kişi %99 cevabı verir.Ia menjawab, "99% benar... latar belakangnya semua benar."
Bu sayede bir sonraki sene UEFA Gençlik Ligi'nde mücadele etme şansı yakaladı.Dalam kesempatan itu, ia berpidato di hadapan Youth Assembly PBB.
Şansı gittikçe açılmıştı.Peluang Usaha Lebih Terbuka.
Pilot ağır yaralıdır ve kurtulma şansı yoktur.Phi công may mắn không bị thương.
Filmin Titanik'i geçme şansının varlığı çeşitli nedenlerle açıklanmıştır.Một số lời giải thích vì sao bộ phim này vượt qua Titanic đã được đưa ra.
Psikososyal faktörler, bir çocuğun gıda neofobisi geliştirme şansını da artırabilir.Các yếu tố tâm lý xã hội cũng có thể làm tăng cơ hội phát triển của hội chứng sợ thực phẩm mới của trẻ.
Ben bu şansı yakaladığım için şanslıyım.Tôi thật may mắn vì đã có anh ấy.
Turnuvanın başında 11 oyuncunun (Halep ilk maçını oynadıysa on) teorik olarak 1 numara olma şansı vardı.11 tay vợt khác cũng có cơ hội lên vị trí số 1 khi giải đấu bắt đầu (10 nếu Halep chơi trận đấu đầu tiên).
Bu sayede Portekizliler, Asya ticaretinde aracı olma şansı elde etmiş oldular.Người Bồ Đào Nha sau đó chớp lấy cơ hội này đóng vai trò trung gian thương mại ở châu Á.
Perşembe gecesi bir şansımız olduğunu düşünmüyordum.""Bạn không nghĩ lại có chuyện như vậy xảy ra ban đêm.
Böylece UEFA Kupası'na katılma şansını yakaladılar.Không giành nổi một suất dự cúp UEFA.
Şansı gittikçe açılmıştı.Tình hình dần dần cải thiện.
Toplam 5 maçta, her biri 10 dakikadan az forma şansı buldu.Trong tất cả các trận đánh, mỗi hiệp không được quá 5 phút.
Gerek kuzeyde ve gerekse güneyde, Alman kuvvetleri için artık bir başarı şansı kalmamıştı.Trên hướng Bắc và Trung tâm, quân đội Đức cũng phải giữ thế phòng ngự.
Kötü şansına sızlanır.Kỳ vọng lạm phát.
Riley'e bir kez daha geri dönme şansı sunarlar.Noelle có cơ hội gặp lại Larry.
Yani başka bir ikinci şansı olmayacaktır.Còn những thí sinh còn lại sẽ có một cơ hội thứ hai.
Dönemi şansız bir dönemdir.Có lòng mà gặp thời đắc dụng là điều may.
Pizarro her ikisini de öldürme şansını eline geçirmekten büyük bir zevk duymaktadır.ピツァロは二人を一度に殺すチャンスだと喜ぶ。
Michael gibi hayatımın en önemli idollerinden biri ile çalışma şansına eriştiğim için çok gurur duyuyorum."自分は人生で最も崇拝する人物のマイケルと仕事することが出来たことを本当に心から誇りに思う。
Kötü şansına sızlanır.悪運に強い。
Çünkü yeterince ilerleme şansı bulamamışlardı.だが、望ましい展開には至らなかった。
Pilot ağır yaralıdır ve kurtulma şansı yoktur.パイロットは怪我も無く脱出に成功。
Perşembe gecesi bir şansımız olduğunu düşünmüyordum."木曜日の朝ヒット見てないのか!
Filmin afişi; "Giden biriyle ya ikinci bir şansın daha olsaydı?" diyor.彼は「もし我々が幸運なら第二部があるだろう。
Bu gezi Simran'ın bir yabancıyla evlenmeden önce Avrupa’yı görmek için son şansıdır.シムランは父に結婚前の最後のわがままとして1ヵ月間のヨーロッパ旅行に行かせてもらう。
Böylece eve gitme şansını kaçırmış olur.彼女が彼の家を去るべき日が来る。
Kartaca ordusunun da şansı iyi gitmedi.もっとも、カルタゴ軍にも有利な点はあった。
Patlamayı önlemek için sadece bir şansı vardır.攻撃中のみ爆風でダメージを与えられる。
Bu deneme başarısız olsa da Kayahan ve 3. Nesil şansını 1989'da da denedi.この攻撃は失敗し、紀元前389年にも失敗した。
Ancak burada takım seçme konusunda şansızlık yaşadı.ただし事前の制約があるチームから抽選する。
Bu kez Inter'de şansını denedi.今回は天上でタロスに苦戦している。