şansı ile cümle
şansı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Hollywood'da bile şansını denedi ama burada da tutunamadı.Megpróbált Hollywoodnak is dolgozni, de nem járt sikerrel.
Schweinsteiger bu maçta forma şansı bulamadı.Shinryu nem látta ezt a lehetőséget Kitanoban.
Kayseri Erciyesspor ise lig üçüncüsü olarak Süper Lig'e çıkma şansını elde etti.Kotecha esélyesnek tartotta a számot harmadik kislemeznek.
Ama, Schalke 04 kalecisi Manuel Neuer'in yedeği olduğundan forma şansı bulamadı.És a Schalke04 csapatához szerződött ahol Manuel Neuer mögött ismét csak a kispad jutott neki.
1996-97'de bir kez daha şansını yurtdışında denedi.1996–97-ben másfél idényt ismét Pécsett játszott.
Pilot ağır yaralıdır ve kurtulma şansı yoktur.A pilóta életét vesztette, más nem sérült meg.
Dilerseniz tamamen silme şansiniz da var.Ha kell, még a rendőrséggel is farkasszemet néz.
Patlamayı önlemek için sadece bir şansı vardır.A robbanás előtti állapotot sugalmazza.
Daha sonra Güney Kore'de şansını denedi ve sonrasında eski kulübüne geri döndü.Később kisebb kitérőt tett Ausztriába, majd visszatért korábbi klubjába.
X-Factor 2010'da onunla tanışma şansını yakalamıştım."2010-ben jelentkezett az X-Faktorba.
Aşktan Yana Şansım Yok 02.Nem volt szerencsés a szerelemmel.
Ayrıca patencileri seviye indirme şansı verilmez.A paralimpia sem nélkülözi a szponzorokat.
Fazla forma şansı bulamayan futbolcu devre arasında takımdan ayrıldı.Nem halad rossz úton a többszörös utánpótlás válogatott labdarúgó.
Grup 2 - Kolombiya OFC'den gelecek takımla Kıtalararası Play-off oynama şansı elde etti..2. csoport - Kolumbia játszhatott interkontinentális selejtezőt.
Bu takımda da çeşitli sakatlıklarından ötürü fazla forma şansı bulamadı.Az itteni embereknek nem volt könnyű sorsa a sok bántalmazás miatt.
Burada kardeşi Graham Atkinson ile birlikte forma giyme şansını elde etti.Az Oxford United-ben az öccsével, Graham Atkinsonnal játszott együtt.
Eğer o dönemde bir seçme şansım olsaydı muhtemelen sahneyi çekimlerin ilerleyen zamanlarında çekerdim."Talán ha megkérdeztél volna minket, mielőtt megcsináltad ezt a kurva szórólapot.”
İlk sezonda pek forma şansı bulamadı.Az első idényben kevés lehetőséghez jutott.
Fakat A takımda oynama şansı bulamadı.A felnőtt csapatban nem kapott játéklehetőséget.
Kösnük ve atılgan ötüşlü erkeklerin çift bulma şansı daha yüksek olur.Ez utóbbi esetben az ikrák és az ivadékok túlélési esélyei természetesen sokkal jobbak.
2009-10 sezonunda da yine çok forma şansı bulamamıştı.A következő, 2009–10-es szezon már nem alakult számára ennyire jól.
Yaşar Doğu, güreş hayatı boyunca bir kez Dünya Şampiyonası'na katılma şansını yakaladı.Clark győzelmének köszönhetően életben tartotta világbajnoki esélyét.
Sadece ilk grup maçında forma şansı bulabildi.Az első edzőteremben nagy esélye van nyerni.
Bu sayede Portekizliler, Asya ticaretinde aracı olma şansı elde etmiş oldular.Portugalilaiset saivat siis tilaisuuden toimia välittäjinä Aasian kaupassa.
Nintendo'nun Türkçe olarak kelime anlamı "şansı cennete bırak"tır.Nimi ”Nintendo” on japania ja tarkoittaa suomeksi ”jätä onni taivaaseen”.
Filmin afişi; "Giden biriyle ya ikinci bir şansın daha olsaydı?" diyor.Elokuvan keskeinen kysymys on: Entä jos saisit toisen mahdollisuuden hänen kanssaan, jonka kerran menetit?
Grubun şansı 1997 yılında döndü.Vuonna 1997 joukkueen onni kuitenkin kääntyi.
Yani hastaneye yetiştirilme şansı yoktur.Simeillä on myös mahdollisuus synnyttää sairaalassa.
Ancak burada da pek forma şansı bulamadı.Toisaalla hänellä ei ollut yhtä paljon onnea.
Bu kez Inter'de şansını denedi.Tällä kertaa hän sijoittui hopealle.
İrlanda A millî takımında ise yalnızca 1 kez forma şansı bulmuştur.Maansa A-maajoukkueessa Ibagaza on esiintynyt vain yhden kerran.
Evlenme, sevgili bulma şansı.Itke, rakastettu maa.
2013 sezonunda da fazla forma şansı bulamadı.Kausi 2013 ei sujunut yhtä hyvin.
Riley'e bir kez daha geri dönme şansı sunarlar.Ensin Rioichi saa takaisin oman keppinsä.
Eğer o dönemde bir seçme şansım olsaydı muhtemelen sahneyi çekimlerin ilerleyen zamanlarında çekerdim."Αν είχα επιλογή, πιθανότητα θα προτιμούσα να γυρίσω τη σκηνή αργότερα».
Ona 2. şansı verdiğini söyler.Τότε είχε πιστέψει πως ο Θεός της έδωσε μια δεύτερη ευκαιρία.
Michael gibi hayatımın en önemli idollerinden biri ile çalışma şansına eriştiğim için çok gurur duyuyorum."Είμαι περήφανος που συνεργάστηκα με τον Μάικλ, ένα από τα είδωλα της εποχής μας».
Kötü şansına sızlanır.Αγνοείται η τύχη της.
Bu yöntemle, Sınavlar’ın üçüncü aşamasına geçebilen herhangi biri Çuunin olma şansına sahiptir.Με τον τρόπο αυτό, οποιοσδήποτε φτάσει στο τρίτο στάδιο μπορεί να γίνει Chuunin.
Bir gün bir şey çıkana kadar ona kaçma şansı veriyor.Σκοπεύει στην αποφυγή προβλημάτων πριν αυτά συμβούν.
Bunun hakkında pek kimseyle konuşma şansım olmadı.'Ένιωθα σαν να μην υπήρχε κανένας με τον οποίο θα μπορούσα να μιλήσω γι' αυτό.
Nihayet 1963 yılında bu şansı yakaladı.Έλαβε την αρίθμησή της το 1963.
Böylelikle sezon sonuna kadar sadece 5 maçta forma şansı bulabildi.Ως σήμερα μόνο 5 φορές έχει καταφέρει να προκριθεί στον τελικό.
Fàbregas bu maçta forma giyme şansı bulamadı.Το Battle mode δεν ήταν διαθέσιμο σε αυτό τον τρόπο παιχνιδιού.
Evlenme, sevgili bulma şansı.Γάμος από σκοπιμότητα.
U-21'e geçti, 3 maç forma şansı buldu.Πραγματοποίησε έξι συμμετοχές με την Εθνική U-21 πετυχαίνοντας 3 γκολ.
Bunun anlamı her takımın mutlaka kazanma şansı olmasıdır.Υπάρχουν πολλά ερωτήματα για κάθε ομάδα έτσι ώστε οι παίκτες να έχουν περισσότερες ευκαιρίες για να κερδίσουν.
Ray'i kurtarmaya çalışırken kaçma şansını kaybeder.Da hun prøver at redde Ray mister hun dog sin chance for at flygte.
Böylece topluluğun hayatta kalma şansı daha da azaldı.På den måde sikredes de laveste i samfundet en mulighed for at overleve.
Kazanma şansınız hala bulunmaktadır!Der er forskellige chancer for at vinde.
Bu gezi şansız başladı.Dermed er turen overstået.
X-Factor 2010'da onunla tanışma şansını yakalamıştım."De mødtes til The X Factor i 2010.
U-21'e geçti, 3 maç forma şansı buldu.Han spillede 39 U-21 landskampe og scorede 3 mål.
Serie B'de de hoca değişikliğine rağmen forma şansı bulamadı.I modsætning til Golf Variant blev Bora Variant ingen succes.
Alexander-Arnold, İngiltere millî futbol takımının genç kategorilerinde forma şansı buldu.Alexander-Arnold har repræsenteret England på flere forskellige ungdomslandshold.
Kupada ise dört maçta forma şansı buldu.Skakboksning kan således vindes på 4 måder.
Patlamayı önlemek için sadece bir şansı vardır.Denne skal fjernes for at undgå eksplosioner.
Ancak ilk sezonunda ligde hiç forma şansı bulamadı.I begyndelsen havde orkestret intet fast sæde.
Ardından sunucu yarışmacıya açılmamış diğer kapıyı seçme şansı olduğunu söyler.Spilstyreren tilbyder nu spilleren muligheden for at vælge den eneste anden uåbnede dør.
Daum, sezon sonunda başka ülkelerde şansını denemek istediğini söyleyerek takımdan ayrıldı.Hun forlod serien midtvejs for at prøve lykken andre steder.