şansı ile cümle
şansı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Dönemi şansız bir dönemdir.Räcker med ett tillfälle.
Maçta 45 dakika forma şansı buldu ve maç 3-1 galibiyet ile sonuçlandı.Han gjorde i den 46:e minuten det sista målet i en 5–1-vinst.
Murphy, "Herkes, şimdi ezilen yetenekliler hakkındaki bir şovda yer alma şansına sahip.Мерфі прокоментував: «Зараз у всіх і кожного є шанс потрапити в шоу про талановитих невдах.
Bu kez Inter'de şansını denedi.На цей раз він був у союзі з Веномом.
İşte bu yüzden artık şansını NBA'de denemeye karar verecekti.Але він віддав перевагу кар'єрі в NBA.
Patlamayı önlemek için sadece bir şansı vardır.Жертв внаслідок вибуху немає.
Bu tip sistemleri de model mağzalarından temin edebilme şansına sahibiz.Але ми повинні домогтися, щоб вони самі принесли нам ключі від цих будівель.
Toprak içinde bulunan yumurtaların yaşama şansı su içindeki larvalardan daha fazladır.Шансів на запилення тут більше, ніж під водою.
Pilot ağır yaralıdır ve kurtulma şansı yoktur.Пілот важко травмувався, але, на щастя залишився живий.
Yani hastaneye yetiştirilme şansı yoktur.До лікарні довезти не встигли.
Riley'e bir kez daha geri dönme şansı sunarlar.Тепер Іллідан дає можливість їм повернутися.
Artık doğurganlık özelliği kaybedilmiştir ve kadının gebe kalma gibi şansı yoktur.Стан жінки погіршився й надії на порятунок майже не має.
Bunun anlamı her takımın mutlaka kazanma şansı olmasıdır.Кожен гравець має рівні шанси на перемогу.
Böylece Trabzonspor 1. lige çıkma şansını son maçta kaybetmiştir.Можливо, це і стало причиною того, що «Детройт» програв у першому раунді.
Şanssız gibi gözüken, ama şansızlığını şansa çeviren birisidir.Він ледве не став жертвою замаху, на його щастя — невдалого.
Sadece Havutçu, turnuvada forma şansı bulabildi.І все ж був у волжан шанс поправити турнірне становище.
Başarı şansını olabildiğince artırabilmek için iki yanlı bir blöf düşünülmüştü.Для того, щоб максимально підвищити шанси на успіх, маскування було подвійним блефом.
Bu takımla ilk kez Brezilya birinci liginde forma şansı buldu.Тоді ж вперше отримав виклик в збірну Бразилії.
Burs bana, eğitimime devam etme şansı verdi.Стипендія дала мені змогу продовжувати навчання.
Sadece bir şansımız var.У нас є лише один шанс.
Tom'un hâlâ bir şansı olabilir.Том все ще може мати шанс.
Bir şansın olduğunu hâlâ düşünüyor musun?Ти все ще думаєш, що маєш шанс?
Senin son şansın.Це твій останній шанс.
Tom, bir şansı hak ettiğini söylüyor.Том каже, що ви заслуговуєте на шанс.
Tom'un başka şansı olmayabilir.Том, можливо, не отримає ще одного шансу.
Sahne arkasında çalışmak ona Paul Scofield gibi ciddi aktörleri çalışırken görme şansı verdi.Práce v zákulisí mu dala příležitost vidět při práci skutečné herce, např. Paula Scofielda.
Ancak büyüme şansı iyi değildi ve böylece yeni havalimanı El Prat 1918'de açılmış oldu.Nemělo však dobré vyhlídky na rozšíření v budoucnosti, a tak nové letiště v El Pratu otevřeli v roce 1918.
Pilot ağır yaralıdır ve kurtulma şansı yoktur.Pilot byl vyproštěn bez zranění.
Perşembe gecesi bir şansımız olduğunu düşünmüyordum."Za noci tuto šanci neměli.
Yani hastaneye yetiştirilme şansı yoktur.V nemocnici se ho nepodařilo oživit.
Bu sıralarda Kasparov dünya şampiyonu Anatoli Karpov ile oyun oynama şansı arıyordu.Turnaj tehdy navštívil i mistr světa Anatolij Karpov.
Aama ben şansımı tekrar deneyeceğim.KSČM má znovu šanci.
Deneyimli bir askerdi ve evinde yenilen hanedanının şöhretini yeniden kazanma şansı vardı.Byl zkušeným vojákem a toto byla příležitost pro znovuzískání reputace.
Böylece topluluğun hayatta kalma şansı daha da azaldı.Podle mého měly šance na přežití menší skupinky.
Yani başka bir ikinci şansı olmayacaktır.Ví, že stejně nedostane jinou možnost.
Patlamayı önlemek için sadece bir şansı vardır.Jediný způsob, jak ze smyčky uniknou, je zabránit této explozi.
Ancak burada takım seçme konusunda şansızlık yaşadı.Rozhodl se zkusit štěstí tam.
Sonraki senelerde ise şansı çok da yaver gitmedi, sık sık yine takım değiştirmeye başladı.V dalších sezónách už byl méně úspěšný a často střídal angažmá.
Ona bu şansı o zamanki teknik direktörü Joe Royle vermişti.Na chvíli to vypadalo, že nový manažer Joe Royle bude mít úspěch.
X-Factor 2010'da onunla tanışma şansını yakalamıştım."V roce 2012 se přihlásila do soutěže "The X Factor".
1996-97'de bir kez daha şansını yurtdışında denedi.V letech 1976–1978 tak došlo k dalšímu pokusu o obnovení činnosti.
Ben bu şansı yakaladığım için şanslıyım.Jaké štěstí, že jsem dnes jeden z nich našel.
Sadako her zaman bir şansın doğacağını umut ederdi.Miko byla přesvědčena, že jednou nastane příležitost.
Toplam 5 maçta, her biri 10 dakikadan az forma şansı buldu.Všechny ostatní mají poločasy kratší než 10 hodin, většina pod 5 minut.
O Fortuna, kadere ve Fortuna'ya, Roma mitolojisindeki tanrıça ve şansı kişiselleştirerek sitem eder.Mluví se v ní o osudu a o štěstí, to je zosobněno římskou bohyní Fortunou.
İlk sezonda pek forma şansı bulamadı.Ve své první profesionální sezoně prakticky nic neukázal.
Filmin Titanik'i geçme şansının varlığı çeşitli nedenlerle açıklanmıştır.Au fost oferite diferite explicații despre cum filmul a avut șansa să surclaseze Titanicul.
Çünkü yeterince ilerleme şansı bulamamışlardı.Nu au avut însă prea mult succes în această căutare.
Ertesi gün genç bir kız kılığında stüdyoya geri dönecek ve şansını yeniden deneyecektir.Într-o zi, fata blândă a plecat în lume să își încerce norocul.
2009-2010 sezonunda ise fazla forma şansı bulamamıştır.În perioada 2009-2011, proiectul ecranizării nu cunoscut nicio dezvoltare.
Değişen çevre şartlarına uyumlu bireylerin ortaya çıkma şansını arttırır.O – Oportunități Ce schimbări ale mediului extern putem exploata?
Aşktan Yana Şansım Yok 02.Cu toate acestea nu a avut noroc în dragoste.
1996-97'de bir kez daha şansını yurtdışında denedi.Din 1976 până în 1984, ea a făcut vizite anuale în Franța.
Hayatta kalma şansını artırmak için en kısa zamanda müdahale edilmesi gerekiyor.Să instaurăm cât mai repede cursul nou al vieții.
Bu başarısı sayesinde ilk defa bir Grand Slam'e ana tablodan katılma şansını yakaladı.Asta a fost prima dată cand Pouille reușește să ajungă în al treilea tur pe tabloul unui Grand Slam.
23. bölümde ise jüri üyelerine toplamda 2 elenen yarışmacıyı daha seçme şansı verilmiştir.Dintre ceilalți 7, juriul alege încă doi concurenți cărora le mai dă o șansă.
Şansımı zorlamak istemedim.N-am vrut să-mi forțez norocul.
Kötü şansına sızlanır.Az átkozott szerencséje miatt gondolom.
Üç kazanan Williams ile buluşma şansı yakalayacaktı.A végén három győztes találkozhat Williams-szel.
Bu yöntemle, Sınavlar’ın üçüncü aşamasına geçebilen herhangi biri Çuunin olma şansına sahiptir.Tehát mindenki, aki bejut a harmadik részébe a vizsgának, esélye van rá, hogy csúnin legyen.