şansı ile cümle

şansı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Galatasaray'a bir daha dönme şansı bulamadı.Ze kon niet anders dan Gerbrandy opnieuw vragen.
Fakat forma şansı bulamayınca tekrar Rio Ave'ye dönmüştür.Zonder succes keerde hij terug naar Maryland.
Toplam 5 maçta, her biri 10 dakikadan az forma şansı buldu.De vijf wisten lang een voorsprong van boven de 10 minuten te halen.
Nihayet 1963 yılında bu şansı yakaladı.Die kans kreeg hij in 1939.
Castellon "Şansımıza her şey sonunda bir araya geldi.Dankzij Fabian Cancellara kwam alles weer even samen.
Yani hastaneye yetiştirilme şansı yoktur.Hierbij is geen opname in het ziekenhuis voorzien.
Hollywood'da bile şansını denedi ama burada da tutunamadı.Hij probeerde het scenario in Hollywood te slijten, maar dat mislukte.
Ona 2. şansı verdiğini söyler.Ze geeft hem een tweede kans.
Bu sayede Portekizliler, Asya ticaretinde aracı olma şansı elde etmiş oldular.De Portugezen vestigden een handelsrijk in Azië.
Bu ameliyatta az da olsa ölüm şansı vardır.Er zit wel een risico aan de operatie.
Gerçekten hasta olma şansınız nedir?" dendiğinde çoğu kişi %99 cevabı verir.Op iemands vraag "Hoeveel mensen werken er in het Vaticaan?" antwoordde hij gevat "De helft".
Savaş, onların şansını mahvetti.De oorlog ontneemt hun het geluk.
Amma şansı var!Wat een geluk heeft hij!
O zaman şansın vardı, değil mi?Je hebt toen geluk gehad, niet?
Çok şansımız var.We hebben veel geluk.
İnsanın, yeniden doğum döngüsünden kurtulması için hiçbir şansı yoktur.Człowiek nie jest w stanie uciec od swojego bycia.
Ona 2. şansı verdiğini söyler.Odpowiedział jej, że drugą szansę.
Çünkü yeterince ilerleme şansı bulamamışlardı.Zdolności tej nie posiadało wiele zaawansowanych gadów.
İşte bu yüzden artık şansını NBA'de denemeye karar verecekti.Tym samym zakończył on swoje działania w NBA.
Ben bu şansı yakaladığım için şanslıyım.Mogę tylko powiedzieć, że jestem szczęśliwy, iż dano nam tę szansę.
Hollywood'da bile şansını denedi ama burada da tutunamadı.Próbował też swoich sił na Broadwayu, lecz również tam nie odnosił sukcesów.
Kötü şansına sızlanır.Prześladuje ją straszny pech.
Aşktan Yana Şansım Yok 02.Nie ma szczęścia w miłości.
1985 yılında Sanremo’da şansını bir kere daha denemek ister.W 1985 ponownie zwyciężył w Soczi.
Pilot ağır yaralıdır ve kurtulma şansı yoktur.Pilot katapultował się i wyszedł z wypadku bez obrażeń.
Bunun anlamı her takımın mutlaka kazanma şansı olmasıdır.Każde wykonane zadanie będzie wpływało na zysk drużyny.
U-21'e geçti, 3 maç forma şansı buldu.W trakcie grania w kadrze U-21 zdobył trzy bramki.
Perşembe gecesi bir şansımız olduğunu düşünmüyordum."Mógł publicznie wypowiadać się tylko w czwartkowe popołudnia.
Bu nedenle sadece az sayıda parçası gelecek nesillere ulaşma şansını yakalamıştır."Owoce” kryzysu zebrały jednak dopiero następne pokolenia.
Dönemi, çok şansız bir dönemdir.Ta nasza młodość, ten szczęsny czas...
2001 seçimlerinde şansını Kérékou'ya karşı bir kez daha deneyen Soglo, bunda da başarılı olamamıştır.W 2001 roku kolejny raz stajemy przed szansą awansu niestety zabrakło szczęścia.
Nihayet 1963 yılında bu şansı yakaladı.Dostąpił tego zaszczytu w 1963 r.
1996-97'de bir kez daha şansını yurtdışında denedi.W latach 1946–1973 przebywał na emigracji w USA.
Don Giovanni hâlâ Anna'yı ayartma şansı olduğunu düşünmektedir.Donia Anna odkrywa podstęp.
Burada 15 maçta forma şansı buldu.Tam w 15 meczach zdobył 15 bramek.
Ancak, 2. Bundesliga'da sadece iki maçta forma şansı bulabildi.W Bundeslidze rozegrał jedynie 2 mecze.
Sonraki senelerde ise şansı çok da yaver gitmedi, sık sık yine takım değiştirmeye başladı.Długo tam jednak nie pozostał i często zmieniał drużyny.
X-Factor 2010'da onunla tanışma şansını yakalamıştım."W 2010 roku wzięła udział w X Factor.
Serkan Boydak, ilk olarak Beşiktaş altyapısında iken millî olma şansını yakalamıştır.Tytułowa Ciotka Zgryzotka, choć początkowo wydaje się, że chodzi o Idę Pałys.
Hayatta kalma şansını artırmak için en kısa zamanda müdahale edilmesi gerekiyor.Jen nalega na jak najszybszą operację.
Hiç şansın olmayacak.Nie ma szans.
Nintendo'nun Türkçe olarak kelime anlamı "şansı cennete bırak"tır.Nintendos egen översättning är "Lägg lyckan i himlens händer".
Ben bu şansı yakaladığım için şanslıyım.Och jag hade turen att lyckas sluta med den där skiten.
Pilot ağır yaralıdır ve kurtulma şansı yoktur.Piloten klarade sig utan skador.
Lazio'da ise hiç forma giyme şansı bulamadı.Hos Lasse är det åter inte så lyckligt.
Bir gün yanlışlıkla girdiği bir gazino, kötü şansını bir anda değiştirir.En nattlig bilolycka slår i ett ögonblick sönder deras lycka.
Hayatta kalma şansını artırmak için en kısa zamanda müdahale edilmesi gerekiyor.Man ska få hjälp att komma upp så snart som möjligt efter operationen.
Ancak herhangi bir resmî maçta forma giyme şansı bulamadı ve yıl sonunda futbolculuk kariyerini sonlandırdı.Hon har ännu inte officiellt avslutat sin karriär, även om hon sannolikt har spelat sin sista tävlingsmatch.
Yarı finalde ise Galatasaray'a elenerek, final şansını yitirdi.Med Jag finns här för dig fick Glenmark sitt definitiva genombrott.
Bu da liste sonunda yer alan milletvekili adaylarının seçilme şansını azaltır.Detta försämrade kandidaturens chanser på kort sikt.
1996-97'de bir kez daha şansını yurtdışında denedi.Åren 1969–1973 spelade man åter i utslagsform.
Bu türden bir kalkışmanın herhangi bir şekilde başarıya ulaşma şansının olmadığı da açıkça görülmüştür.De har undrat om någon överhuvudtaget kan uppnå ett så fullkomligt välbefinnande.
Kişi sürekli belli bir olayı düşündüğü için o problemi halledecek çözüm yollarını görme şansı artar.Kan den lösa eventuella problem som en person skulle lösa genom att tänka?
Bu tarihten sonra uzun süre forma şansı bulamadı.Innan dess hade han inte någon större erfarenhet av politiken.
Prova yapma şansımız yoktu.Något kunskapsprov behövde inte göras.
Özellikle Kal Ho Naa Ho adlı filmiyle şansı yakaladı.Hon debuterade i filmen Kaho Naa...
Fakat üç oyuncu da bu takımlarda forma şansı bulamadı.De tre skådespelarna kunde inte vara bättre.
Şanssız gibi gözüken, ama şansızlığını şansa çeviren birisidir.Lyckans ost – En person som har tur i något.
Siyah, oyunu pata sürükleme şansına sahip değil çünkü fazladan bir piyon hamlesi var.Svart har en extra sten därför att den spelaren börjar.
Fakat millî takımın teknik direktörlüğüne Alf Ramsey'in gelmesiyle birlikte forma şansı bulamamaya başladı.Detta beroende på att förbundskaptenen Alf Ramsey valde att spela utan yttrar.

İlgili Sayfalar