şansı ile cümle
şansı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bu yüzden üstünde uğraşılarak, titiz bir şekilde hazırlanma şansı bulunmuştur.Она ставилась и с некоторой степенью вероятности решалась.
Fakat Denizli'de oynanan playoff'larda başarılı olamadı ve bir üst lige çıkma şansını elde edemedi.«Дон Жуан» на венской сцене провалился, и почти ничего не принёс.
Bunun anlamı her takımın mutlaka kazanma şansı olmasıdır.Каждый игрок вносит свой вклад в победу команды.
90 dakika forma şansı bulan futbolcu, 6-0'lık mağlubiyete karşı koyamadı.Титул, впрочем не помог чилийской команде избежать разгрома 66:0.
"Ey genç kız kendini yine suya at da her ikimizi kurtarma şansına bir kez daha ereyim.ايتها الشابة، القي بنفسك إلى الماء ثانية لكي تتوفر لي الفرصة ان انقذ فيها نفسينا معا! "..
Erken tedavi (semptomların başlamasından sonraki 48 saat içinde) iyi bir iyileşme şansını arttırır.العلاج المبكر (خلال 48 ساعة من ظهور الأعراض) يحسن الإنذار.
Bunun ardından şansını başka iş alanda denemeye karar verir.ومن ثُمَّ، كان عليه أن يُواجه تحدِّي العمل في مجالٍ آخر.
Rastgele sayı üreteçleri günümüzde kumar makinelerinin şansını belirlemekte de kullanılmaktadır.ويستخدم مولد رقم عشوائي اليوم لتحديد احتمالات ماكينات القمار الحديثة.
Felice Trapassi, çocuğunun iyi bir eğitim alma ve çevreyi tanıma şansı yakalayacağından dolayı gurur duydu.وقد سُر فيليس تراباسي لإعطاء ابنه فرصة في تعليم جيد ومدخل للمجتمع.
Ancak yapılan elemelerde yarı finali geçemedi ve oyunlara katılma şansını yitirdi.الأمر الأكثر إحباطاً هو إني لم أكن قادراً حتى للوصول إلى نهاية اللعبة.
Nintendo'nun Türkçe olarak kelime anlamı "şansı cennete bırak"tır.الاسم "نينتندو" (任天堂) تترجم من اليابانية بالكلمات: "دع الحظ للسماء."
Fakat A takımda oynama şansı bulamadı.لكنه بعدها فشل في أن يلعب مرة أخرى مع الفريق.
Bu süreç sonunda şarap bozulabilir veya istenen olgunluğa ulaşma şansını kaybeder.يمكن للاعبين بعد ذلك تداول النبيذ مقابل ربح أو خسارة.
Dönemi şansız bir dönemdir.ومرة جديدة كان على موعد مع القدر.
2022'deki turnuva için ise Avrupa ve Güney Amerika ülkeleri hariç tüm ülkelerin aday olma şansı vardı.بالنسبة لبطولة 2022 فقد تم استبعاد طلبات دول أمريكا الجنوبية وأوروبا.
Dünyadaki en iyi ofis binasını inşa etmek için bir şansımız var.و يضمن لها مكاناً على أفضل المنصات في العالم.
Ağızdan alınan kortikosteroidler iyileşme şansını arttırabilir ve belirtilerin süresini kısaltabilir.تحسن الكورتيكوستيرويدات عن طريق الفم فرصة الشفاء وتقلل المدة الإجمالية للأعراض.
Bir gün bir şey çıkana kadar ona kaçma şansı veriyor.إلا أنها قد تتكرر إلى أن يخرج أحدهم منتصراً.
Ben bu şansı yakaladığım için şanslıyım.أعترف إني خفت هذا الفوز.
Perşembe gecesi bir şansımız olduğunu düşünmüyordum."Eu não acho que nós temos uma chance na noite de quinta-feira".
Eğer o dönemde bir seçme şansım olsaydı muhtemelen sahneyi çekimlerin ilerleyen zamanlarında çekerdim."Se eu pudesse escolher, provavelmente teria colocado mais adiante nas gravações".
Castellon "Şansımıza her şey sonunda bir araya geldi.Castellon concluiu: "Felizmente tudo deu certo no final.
Abbasi komutan böylece sert şartlar içeren koşullarını imparatoriçe-naibe İrini'ye kabul ettirme şansı buldu.O comandante abássida foi, assim, capaz de ditar duros termos para a imperatriz Irene.
Kazanma şansınız hala bulunmaktadır!Ainda havia tempo para ganhar a aposta!
Ben bu şansı yakaladığım için şanslıyım.Eu agarrei a chance de tê-lo.
Sonuç olarak Alman kuvvetleri günde 5 – 10 km ilerleme şansına sahip olabildi.Assim, os progressos iniciais dos alemães foram apenas de 5 km a 10 km por dia.
Aama ben şansımı tekrar deneyeceğim.Mas vou tentar a minha sorte de novo.
Prova yapma şansımız yoktu.Provavelmente não haveria tempo para nenhum ensaio.
Bu sonuçla Evo Morales 4. kez başkan seçilme şansını kaybetti.Resulta que, dessa forma, Evo Morales pode concorrer a mais um mandato presidencial.
Şansı tekrar Katır ticareti ile döndü ve bu yüzden , mulio "katır sürücüsü" takma adı verildi.Para recuperar a sua fortuna, ressuscitou o comércio com mulas, o que lhe valiou o apelido de Múlio.
Ancak sezonun geri kalanında fazla forma şansı bulamadı ve gol atamadı.No entanto, no restante da temporada não fez boas atuações e não marcou mais nenhum gol.
Burada düzenli forma şansı bulmuş fakat takım ligi sonuncu tamamlayarak ligden düşmüştür.Foi outra decepção, mas finalmente a equipe estava no caminho certo.
Ağızdan alınan kortikosteroidler iyileşme şansını arttırabilir ve belirtilerin süresini kısaltabilir.Os corticosteroides por via oral aumentam a probabilidade de recobro e diminuem a duração dos sintomas.
Bu kulüpte fazla forma şansı bulamadı.Não teve muitas oportunidades no clube holandês.
Altı ili kapsar: Şansi, Henan, Anhui, Hubei, Hunan ve Jiangsi.Cobre seis províncias: Shanxi, Henan, Anhui, Hubei, Hunan e Jiangxi.
2013 sezonunda da fazla forma şansı bulamadı.Na temporada de 2013 não obteve um grande sucesso.
Sonraki sezon ise daha fazla forma şansı buldu.A temporada de 1999 trouxe muito mais sorte.
UEFA Avrupa Ligi'nde iki kez, Schweizer Cup'ta ise bir kez forma şansı buldu.A nível europeu, disputou em duas oportunidades a Copa da UEFA.
Galatasaray'a bir daha dönme şansı bulamadı.Nada mais pode parecer impossível para Rinópolis.
Bu gezi şansız başladı.A SORTE ESTÁ LANÇADA.
Aksi takdirde o oyuncunun unvana erişme şansı kalmaz.Caso contrário, o atleta poderá ser desclassificado.
Bu sayede sağkalım süresi uzatılmasına karşın, şifa şansı oldukça düşüktür.Entretanto, por ser muito perecível, seu período pós colheita é curto.
Haliyle forma şansını elde etmek çok güç oluyor.Como podemos ver, possui grande capacidade de adaptação.
Tom yarın Boston'a hareket edeceği için, bugün bunu ona vermek için son şansımız.Já que o Tom está indo para Boston, esta é a nossa última chance de dar isso para ele.
Çünkü yeterince ilerleme şansı bulamamışlardı.Veel voorsprong kregen zij echter niet.
İlk sezonunda 15 kez forma şansı buldu.In het seizoen daarop vond hij de weg naar het doel vijftien keer.
Fakat yarı finalde Leyton Orient'a yenilerek küme yükselme şansını kaçırdı.Tussendoor werd hij even uitgeleend aan Leyton Orient.
Ben bu şansı yakaladığım için şanslıyım.Dat is mijn geluk geweest.
İnsanın, yeniden doğum döngüsünden kurtulması için hiçbir şansı yoktur.Er is een zeer reële mogelijkheid dat men niet meer als mens na de wedergeboorte zal terugkeren.
Prova yapma şansımız yoktu.Mogelijkheden voor krachttraining waren er niet.
İşte bu yüzden artık şansını NBA'de denemeye karar verecekti.Na zijn passage in de NBA ging hij zijn geluk beproeven in Europa.
Kazanma şansınız hala bulunmaktadır!Indien u blijft, maakt u kans om geld te winnen.
1985 yılında Sanremo’da şansını bir kere daha denemek ister.In 1985 zette hij er bij Antwerp een punt achter.
"Kelebeğin Şansı""Geschiedenis van de hondenkar"
Kötü şansına sızlanır.En door pure pech.
Patlamayı önlemek için sadece bir şansı vardır.Dit om het risico op ontploffing te voorkomen.
Üç kazanan Robbie ile buluşma şansı yakalayacaktı.Drie keer lukt het hem zelfs om Robotboy te vangen.
Ancak burada takım seçme konusunda şansızlık yaşadı.Maar alweer kwam een tegenslag de band tegemoet.
Ancak geçirdiği sakatlıklar nedeniyle sadece 16 maçta forma şansı bulabildi.Mede door blessures speelde hij slechts 16 wedstrijden.
Burada fazla forma şansı bulamamış ve bir dönem Jong PSV'ye kiralanmıştır.Er werd geen club voor hem gevonden en hij moest bij Jong PSV aansluiten.