şansı ile cümle

şansı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Takımımızın kazanma şansı zayıf.La nostra squadra è improbabile che vinca.
Nintendo'nun Türkçe olarak kelime anlamı "şansı cennete bırak"tır.Il nome Nintendo significa "lasciare la sorte al cielo".
Abbasi komutan böylece sert şartlar içeren koşullarını imparatoriçe-naibe İrini'ye kabul ettirme şansı buldu.Il comandante abbaside fu quindi in grado di dettare termini duri all'imperatrice-reggente Irene.
Dönemi, çok şansız bir dönemdir.Nomination - Miglior momento sfortunato.
Ben bu şansı yakaladığım için şanslıyım.Beato me se ho questa fortuna!
Ağızdan alınan kortikosteroidler iyileşme şansını arttırabilir ve belirtilerin süresini kısaltabilir.I corticosteroidi orali migliorano la possibilità di recupero e riducono la durata complessiva dei sintomi.
Perşembe gecesi bir şansımız olduğunu düşünmüyordum."Si decise, dunque, di giocare di martedì sera.
Daha fazla forma şansı bulabilmek için 2003-2004 sezonunda Elazığspor'a transfer olmuştur.Bisognava tornare indietro alla stagione 2003-2004 per trovare un rendimento peggiore.
Nortia, Etrüsk mitolojisinde kader ve şansın tanrıçasıdır.Norzia (latino Nortia o Nurtia) è la dea etrusca del destino e della fortuna.
Kötü şansına sızlanır.Si dice che porti sfortuna.
Bu atletlere daha hızlı koşma, dolayısıyla daha iyi atlama şansı tanıyordu.Non doveva essere un veloce corridore, ed è invece probabile che fosse più adatto a una caccia di agguato.
Böylece eve gitme şansını kaçırmış olur.Sembrava che non fosse capace di alzarsi per andare a casa.
Bunun anlamı her takımın mutlaka kazanma şansı olmasıdır.Tutto questo al fine teorico di garantire ad ogni concorrente le stesse possibilità di vittoria.
Ayrıca Madonna bestelerinin diğer yönleri üzerinde çalışma şansını da elde etti.Questo fatto diede a Madonna l'opportunità di lavorare su altri aspetti delle composizioni.
Bunun hakkında pek kimseyle konuşma şansım olmadı.Non avevo occasione di incontrare le persone.
Yani hastaneye yetiştirilme şansı yoktur.Gli proporrà di costruire un ospedale.
Bu şansı iyi değerlendirerek 4 maçta 4 gol attı.Riuscì per quattro volte a segnare quattro gol nella stessa partita.
Patlamayı önlemek için sadece bir şansı vardır.In nessun caso furono comunque in grado di azionare un'esplosione preventiva.
Ertesi sezon San Antonio Silver Stars ile 7 maç oynama şansı buldu.Andò solo poco meglio la stagione successiva, quando disputò 7 incontri per i San Antonio Silver Stars.
Maçta 45 dakika forma şansı buldu ve maç 3-1 galibiyet ile sonuçlandı.La sua performance durò 45 minuti anziché i 3 previsti, così gli si aprirono le porte del successo.
Grubun şansı 1997 yılında döndü.Quella dei singoli arriverà nel 1997.
İşte bu yüzden artık şansını NBA'de denemeye karar verecekti.Per questo primato entra nella storia dell'NBA.
Ancak burada takım seçme konusunda şansızlık yaşadı.Tom non ha altra scelta che dirigere l'orchestra.
Yani başka bir ikinci şansı olmayacaktır.Non può esserci una terza possibilità.
1996-97'de bir kez daha şansını yurtdışında denedi.Tra il 2003 e il 2005 ha tentato una carriera all'estero, tra la Germania e l'Ucraina.
Ardından kiralık olarak oynadığı Tottenham Hotspur'ta 10 kez forma şansı buldu ve 1 gol kaydetti.Ha iniziato la sua carriera nel Tottenham Hotspur, nel quale giocò 7 partite e segnò un gol.
Şansız bir insan ve kötü bir kumarbazdır.Ha una forte personalità ed è un calciatore grintoso.
Güney Afrika'daki Dünya Kupası'nda iki kez forma şansı buldu.Con la maglia della Nazionale egiziana ha conquistato per due volte la Coppa d'Africa.
Burs bana, eğitimime devam etme şansı verdi.Стипендия дала мне возможность продолжать обучение.
Tom şansına inanamadı.Том не мог поверить своей удаче.
Sadece bir şansımız vardı.У нас был только один шанс.
Sence onun kazanma şansı var mı?Как ты думаешь, у неё есть шансы на победу?
İkinci şansı vermenin anlamı yok. İnsanlar değişmez.Нет смысла давать второй шанс. Люди не меняются.
O, iyi bir hayat arkadaşına sahip olma şansına erişti.Ему посчастливилось найти хорошую жену.
Onun kalbini feth etme şansı yok.У него нет шансов завоевать её сердце.
Onun kalbini kazanma şansı yok.У него нет шансов завоевать её сердце.
Tek bir şansın bile yok!У тебя нет ни единого шанса!
Beni yenmek için tek bir şansın bile yok!У тебя нет ни единого шанса меня победить!
Dünyadaki en iyi ofis binasını inşa etmek için bir şansımız var.У нас есть шанс на создание лучшего офисного здания в мире.
Murphy, "Herkes, şimdi ezilen yetenekliler hakkındaki bir şovda yer alma şansına sahip.Мёрфи прокомментировал: «Сейчас у всех и каждого есть шанс попасть в шоу о талантливых неудачниках.
Yani hastaneye yetiştirilme şansı yoktur.Выдвинул идею строительства госпиталя.
1964'te Barrett, Bob Dylan'ı izleme şansı buldu.В 1964 году Барретт и Госден посетили выступление Боба Дилана.
Ayrıca Madonna bestelerinin diğer yönleri üzerinde çalışma şansını da elde etti.Это дало Мадонне возможность работать над другими моментами.
Galatasaray'a bir daha dönme şansı bulamadı.Наверняка только можно сказать, что он не вернулся более в Галикарнас.
İnsanın, yeniden doğum döngüsünden kurtulması için hiçbir şansı yoktur.У этих людей нет никаких шансов переродиться.
X-Factor 2010'da onunla tanışma şansını yakalamıştım."В 2009 году принимал участие в мюзикле «Factor X».
Çünkü yeterince ilerleme şansı bulamamışlardı.Но развить дальнейший успех они не смогли.
Pilot ağır yaralıdır ve kurtulma şansı yoktur.Лётчик был тяжело ранен в голову, спасти его не удалось.
Nihayet 1963 yılında bu şansı yakaladı.Он успешно окончил его в 1963 году.
"Kelebeğin Şansı"«Судьба барабанщика».
Yani başka bir ikinci şansı olmayacaktır.Другого шанса может и не быть.
Ertesi sezon daha fazla oynama şansı yakaladı ve 15 lig maçında oynadı.В следующем сезоне Пит получил больше игрового времени, сыграв в пяти матчах чемпионата.
Savcılık ifademde de belirttiğim gibi, sahne sıram gelinceye kadar sahneyi daha önceden görme şansım yoktu.Раньше я говорила, что не буду сниматься в сценах с окончанием на лицо.
Eğer o dönemde bir seçme şansım olsaydı muhtemelen sahneyi çekimlerin ilerleyen zamanlarında çekerdim."Если бы у меня был выбор — я вообще бы свёл диалоги к минимуму».
Prova yapma şansımız yoktu.Я помню, что у меня не было времени, чтобы репетировать.
Evlilik dışı çocukların üniversiteye gitmesi yasak olduğundan üniversite öğrenimi görme şansı yoktu.Возможно, эти незамужние женщины остались бы незамужними и в том случае, если бы не закончили университет.
Şansı gittikçe açılmıştı.Успех становился всё шире.
Şarkı yarı finalden finale geçme şansı bulamamıştır.Эксперты не оценивали высоко шансы песни даже на выход в полуфинал.
Böylece topluluğun hayatta kalma şansı daha da azaldı.Это повышает шансы группы на выживание.
Bu aslında bir aldatmadır, böylece Adapa'nın ölümsüz olma şansını elinden almıştır.Таким образом, Адапа упустил шанс стать бессмертным.

İlgili Sayfalar