şansı ile cümle
şansı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Ancak burada takım seçme konusunda şansızlık yaşadı.Il a quelques difficultés à s'imposer dans cette équipe.
Sonraki sezon aynı şansı yakalayamadı.Il n'est pas promu la saison suivante pour la même raison.
Salih bu takımla kamplara katılsa da,henüz o formayı giyme şansını elde edemedi.Entouré par cette joyeuse bande, Usa n'a pas l'occasion de s'ennuyer.
Ben bu şansı yakaladığım için şanslıyım.Je suis l'un de ceux qui ont cette chance.
Kazanma şansınız hala bulunmaktadır!Malgré cela, il peut encore gagner.
Şu anda elinde bir şans var ve bu şansı değerlendirirse dünyanın en iyi stoperlerinden biri olabilir.S’il travaille dur, il peut devenir l’un des meilleurs joueurs du monde.
Rakibin kalesine ani, umut vadeden hücum şansı.Tuile en crête de coq, censée conjurer le mauvais sort.
Şarkı yarı finalden finale geçme şansı bulamamıştır.Cela ne suffisait pas à Tony pour accéder à la finale.
Nihayet 1963 yılında bu şansı yakaladı.Amsterdam a offert cette possibilité à la fin de 1963.
Whistler, yaşadığı dönemde dünyaca tanınma şansına erişmiş bir ressamdır.Whistler a été mondialement reconnu de son vivant.
"'Şansımı Seveyim' güldürecek!".J'ai fait le bon choix", et rit.
Kibar Ananın Damatlarıyla arası pek iyi olmasa bile başka şansı yoktur.Avec l'autre exemplaire Vroubel n'a pas eu de chance.
Bu senin tek şansın.Es tu única oportunidad.
Herkes ikinci bir şansı hak ediyor.Todo el mundo merece una segunda oportunidad.
Tom'un Boston'a seyahat etme şansı vardı.Tom tuvo la oportunidad de viajar a Boston.
Tom her zaman Mary'yi ziyaret etmek istedi, ama onun hiç şansı olmadı.Tom siempre quiso visitar a Mary, pero nunca tuvo la oportunidad.
Gerçekten hiç şansım yok!¡De verdad que no tengo suerte!
İkinci bir şansın olmayacak.No tendrás una segunda oportunidad.
Sadece bir şansımız var.Solo tenemos una oportunidad.
Sadece bir şansımız vardı.Solo tuvimos una oportunidad.
Bu bizim tek şansımız olabilir.Puede que esta sea nuestra única oportunidad.
Doğduğun yer şansını, öldüğün yer başarını gösterir.El lugar donde naces muestra tu fortuna, el lugar donde mueres muestra tu triunfo.
Şansımız vardı da savaşı kazandık.Tuvimos la suerte de ganar la guerra.
Bir ülkeyi mutlu etme sanatı, herkese meşgul olma şansı vermektir.El arte de hacer feliz a un país consiste en darles a todos la oportunidad de estar ocupados.
Ben bu şansı yakaladığım için şanslıyım.Tuve la suerte de atrapar esta oportunidad.
Delvecchio Japonya ile Güney Kore'deki 2002 Dünya Kupası'na da götürüldü ancak forma şansı bulamadı.Delvecchio también viajó a Corea y Japón para el mundial de 2002 pero no jugó.
Bu oyunlar oyunculara birçok kez devam etme şansı veriyordu.Estos juegos a menudo dio a los jugadores múltiples oportunidades.
Bu kez Inter'de şansını denedi.Esta vez ingresó en la cárcel de la Trinitat.
Agnes ve annesi şansın ve pratik zekanın etkisiyle bir şekilde sürgün edilmemeyi başarmışlardır.Ágnes Heller y su madre lograron evitar la deportación por una suerte de azar y sentido práctico.
Lúthien gibi, yarı elflere de insanlar veya elfler arasında sayılmaları için seçim şansı verilmişti.Como a Lúthien, se les dio la oportunidad de ser contados entre los Elfos o entre los Hombres.
Patlamayı önlemek için sadece bir şansı vardır.Será un lugar donde sólo se puede tener una explosión.
2006-07 sezonunda ise pek forma şansı bulamadı.Sin embargo, durante la temporada 2006-07 apenas contó con oportunidades.
Albüm sıralamasında "Haydi Şansım" şarkısından sonra, "Gel Bana" şarkısı yer alır.Ganador de “Mejor Canción Tropical” por “Déjame Entrar”.
Bu sayede Portekizliler, Asya ticaretinde aracı olma şansı elde etmiş oldular.Por lo tanto, los portugueses actuaron como intermediarios en el comercio asiático.
Pilot ağır yaralıdır ve kurtulma şansı yoktur.El piloto se eyectó con éxito y no se produjeron heridos en el suelo.
Rakibin kalesine ani, umut vadeden hücum şansı.Gran bazar en El Paseo del Gato con Suerte.
Beşiktaş A takımında forma şansı bulamadı.Los aduaneros no hallaron nada extraño en su equipaje.
Yani başka bir ikinci şansı olmayacaktır.Sólo quiere una segunda oportunidad.
Nihayet 1963 yılında bu şansı yakaladı.Finalmente se retiró en 1963.
Tiyatrolarda şansını denedi.También probó suerte en el teatro.
İnanılmaz bir Şans bu şansı iyi değerlendireceğim.Aprovechar esto es una oportunidad increíble.
Beşiktaş'tan sonra şansını Amerika'da denedi.El siguiente año jugó en América de Quito.
İnsanın, yeniden doğum döngüsünden kurtulması için hiçbir şansı yoktur.Es imposible viajar de regreso a antes de que nacieras.
Tennis Borussia Berlin fazla forma şansı bulamadı ve yarım sezonluğuna Hannover 96'ye kiralık verildi.Tras disputar 17 partidos de liga, sin ver puerta, fue cedido en el mercado de invierno al Hannover 96.
Nortia, Etrüsk mitolojisinde kader ve şansın tanrıçasıdır.En la mitología etrusca, Nortia fue la diosa del destino y la fortuna.
Castellon "Şansımıza her şey sonunda bir araya geldi.El Kairós de cada uno finalmente llega.
Çünkü yeterince ilerleme şansı bulamamışlardı.La experiencia no pudo avanzar.
Kötü şansına sızlanır.Por fortunas peores.
Dünyadaki en iyi ofis binasını inşa etmek için bir şansımız var.Se planeó para que fuera el edificio de oficinas más eficiente del mundo.
Kevin Kampl, Almanya'yı seçme şansına sahip olmasına rağmen Slovenya'yı seçmiştir.Kampl tiene la doble nacionalidad y habría sido elegible para jugar para Alemania, pero eligió Eslovenia.
1975 yılında, sadece bir kez İngiltere millî takımıyla oynama şansını elde etti.En 1919 jugó su único partido con la selección absoluta de Inglaterra.
Bu dünyaya bir kez geldim ve bu şansımı iyi değerlendireceğim.Esta ocasión ha llegado y la sabré aprovechar.
Aşktan Yana Şansım Yok 02.Para Ti No Tengo Amor 3.
Ancak kupa final maçlarında sakatlığı nedeniyle forma şansı bulamadı.Sin embargo, finalmente no llegó a acudir con la selección marroquí por una lesión de última hora.
İşte bu yüzden artık şansını NBA'de denemeye karar verecekti.Esto hizo que más tarde fuera fichado para jugar en la NBA.
Prova yapma şansımız yoktu.No tuvimos la oportunidad de hacer una adaptación.
Sezonun son haftasina kadar ligde kalma şansını sürdürdü.Permaneció en esa posición hasta la semana siguiente.
Senin şansın vardı.Hai avuto la tua occasione.
Sence onun kazanma şansı var mı?Secondo te ha qualche possibilità di vincere?
Tom son kez kez Boston'dayken Mary'yi ziyaret etme şansı yoktu.Tom non ha avuto la possibilità di far visita a Mary l'ultima volta che è stato a Boston.