şansı ile cümle
şansı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Yani hastaneye yetiştirilme şansı yoktur.Im Krankenhaus konnte er nicht mehr wiederbelebt werden.
Nintendo'nun Türkçe olarak kelime anlamı "şansı cennete bırak"tır.Nintendo selbst übersetzt den Namen mit „Lege das Glück in die Hände des Himmels“.
Ancak profesyonel formayı giyme şansı yakalayamadı.Der Sprung in die Profimannschaft gelang ihm jedoch nicht.
Bu aslında bir aldatmadır, böylece Adapa'nın ölümsüz olma şansını elinden almıştır.Somit vergab Adapa die Chance für die Menschheit die Unsterblichkeit zu erringen.
Ne ona karşı çıkma gücü, ne de güçlü insanın sahip olduğu özelliklere sahip olma şansı vardır.Es gibt keine Sicherheit, wenn man genauso stark ist wie ein möglicher Gegner.
Ancak zarın şansı simgelemesinden dolayı şans faktörü de kendisini hissettirmektedir.Er glaube jedoch, dass ein Mann selbst der Schmied seines Glückes sein müsse.
1985 yılında Sanremo’da şansını bir kere daha denemek ister.1985 in Montréal erkämpfte sie auch ihren größten Erfolg.
Bu hattı koruyarak Müttefikleri tamamen imha etme şansını böylece ellerinden kaçırdılar.Dadurch verpassten die Alliierten die Gelegenheit zur vollständigen Vernichtung des Feindes.
Bunun anlamı her takımın mutlaka kazanma şansı olmasıdır.Bei einem Unentschieden bekommt jede Mannschaft einen Gewinnpunkt.
Prof. Hans Poelzig'in öğrencisi oldu ve onun özel atölyesinde de çalışma şansını elde etti.Er wurde Meisterschüler von Arthur Degner und erhielt ein eigenes Atelier.
İnanılmaz bir Şans bu şansı iyi değerlendireceğim.Die Aussichtswarte bietet einen herrlichen Rundblick.
Onun danışman iblisi Skip, ona artık elinde başka şansı kalmadığını söyler.Sein Ratgeber Beiti aber meint, es gäbe noch einen Ausweg.
Lazio'da ise hiç forma giyme şansı bulamadı.So hatte er in Marokko kein Glück.
Sezonun son maçında ilk kez 90 dakika forma şansı buldu.Den Bolts gelang es in dieser Spielzeit zum ersten Mal die reguläre Saison mit über 90 Punkten abzuschließen.
Bazı türlerinde 21 geçilse dahi kazanma şansı vardır.Statt 21 kann selbstverständlich auch ein anderer Wert gewählt werden.
Bu şansı iyi değerlendirerek 4 maçta 4 gol attı.Dort machte er schnell auf sich aufmerksam, da er in vier Spielen vier Tore erzielte.
19 Şubat 1995'te Vanspor karşısında ilk kez forma şansı buldu.Am 13. Februar konnte er ein letztes Mal seine Frau Lucie sehen.
Fakat A takımda oynama şansı bulamadı.Allerdings bekam er in diesem Spiel keine Einsatzchance.
Aama ben şansımı tekrar deneyeceğim.Noch einmal scheint Mata Hari das Glück zu winken.
Iyasu'nun tekrar tahtı alması şansı kalmadı ve izini kaybettirdi.So bekommt Elias erneut seine Chance und scheitert wieder.
Bu onlara haberleri karşılaştırma şansı verir .Eventuell hat es das Bedürfnis seine Erfahrungen mitzuteilen.
Ama şansı yaver gider ve çekimlere başlar.Eine Auseinandersetzung beginnt und das Gute gewinnt.
Pilot ağır yaralıdır ve kurtulma şansı yoktur.Der Pilot wurde schwer verletzt, das Flugzeug zerstört.
Evlenme, sevgili bulma şansı.Liebtet ihr nicht, stolze Schönen!
Sezon boyunca sakatlığı nedeniyle 23 kez oynama şansı bularak 2 gol atabildi.Hier konnte er aufgrund von Verletzungen nur 22 Spiele in zwei Jahren bestreiten.
İkinci bir atak geçirende yeni bir atak geçirme şansı % 50 den fazladır.Ein Impass gegen den König hat eine Erfolgschance von 50 % auf einen zusätzlichen Stich.
Spor Toto Kupası'nda forma şansı bulmaktadır.Der gesamte Wettbewerb wird im Tuvalu Sports Ground in Funafuti ausgetragen.
Şansını Dene yarışmasında yarışmacı olarak görev aldı.Er entschloss sich deshalb sein Glück als Berufsringer zu versuchen.
Şanssız gibi gözüken, ama şansızlığını şansa çeviren birisidir.Er ist ein Schürzenjäger und gilt als Pechvogel, der alles Unheil anzieht.
Dönemi şansız bir dönemdir.Ein Glück zur Stund.
16 yaşında Pınar Karşıyaka A takımında forma giyme şansı buldu.Schon mit 16 Jahren debütierte Shanice van de Sanden in der A-Nationalmannschaft.
Ancak fazla forma şansı bulamadı ve SPAL takımına transfer oldu.Sie konnte aber keine nennenswerten Erfolge erzielen, weshalb sie zum Skicross wechselte.
Prova yapma şansımız yoktu.Eine Rückkehr mit Proben war nicht vorgesehen.
Bu takımın U-15 kadrosunda forma şansı buldu.Dort konnte er in der U-15-Mannschaft des Vereins durch seine Offensivkraft überzeugen.
"Kelebeğin Şansı"Die Zeit der Schmetterlinge.
Herkes ikinci bir şansı hakeder.Tout le monde mérite une seconde chance.
İyi bir iş bulmak için çok şansı vardı.Il a eu beaucoup de chance de trouver un bon travail.
Fakirliğini kötü şansına bağlıyor.Il attribue sa pauvreté à la malchance.
Herkes ikinci bir şansı hak eder.Tout le monde a droit à une seconde chance.
Kaçmak için şansım yoktu.Je n'avais aucune chance d'y échapper.
Bir dahaki sefere aynı şansın olmayacak.Tu n'auras pas la même chance une seconde fois.
Bu fikre çok da ısınmış değilim ama başka şansım yok.Je ne suis pas très chaud à l'idée, mais je n'ai pas le choix.
Hiç şansım yok.Je n'en ai aucune chance.
Keşke bana konuşma şansı verseydi.J'aurais souhaité qu'il me laisse une chance de parler.
Şansını denemek istiyor.Elle veut tenter sa chance.
Yani başka bir ikinci şansı olmayacaktır.Il n'y aurait pas de deuxième chance.
Ancak büyüme şansı iyi değildi ve böylece yeni havalimanı El Prat 1918'de açılmış oldu.Cependant, par manque d'une prévision de bonne expansion, un nouvel aéroport est inauguré à El Prat en 1918.
Bu sayede Portekizliler, Asya ticaretinde aracı olma şansı elde etmiş oldular.Les Portugais trouvent ici une bonne occasion d'agir en tant qu'intermédiaires dans le commerce asiatique.
Pilot ağır yaralıdır ve kurtulma şansı yoktur.Le pilote et son passager sont grièvement blessés, sans espoir de survie.
Çünkü yeterince ilerleme şansı bulamamışlardı.Il ne parvint pas cependant à pousser fort loin ses avantages.
Aama ben şansımı tekrar deneyeceğim.C'est l'occasion pour Pury de tenter sa chance à nouveau.
Ona 2. şansı verdiğini söyler.Elle le remercie de lui avoir donné une seconde chance.
Hocamın verdiği şansı en iyi şekilde kullanmak için elimden geleni yaptım.J'ai coupé de mon mieux Les Misérables.
Kötü şansına sızlanır.Plaignez mon triste sort.
Ertesi sezon San Antonio Silver Stars ile 7 maç oynama şansı buldu.La saison suivante, elle joue avec les Silver Stars de San Antonio.
Galaksinin dış sınırından iç sınırına yaklaşırken, hayatın meydana gelme şansı önce artar sonra azalır.Du centre d'une galaxie vers sa périphérie, la capacité à abriter la vie augmente puis retombe.
Spanish 21 Kazanma şansı diğer blackjack oyun versyonlarına göre daha düşük olan bir türdür.Le Trente et un est un jeu de pari basé sur le principe du blackjack.
Takım oyuncularından Cléo'nun sakatlığından sonra ise oynama şansı buldu.Mais après avoir vu la coupe de Lewis, ils changent d'avis.
Sezon sonunda Karlsruher SC ile play-off oynama şansı elde ettiler.À l'issue de cette saison, le Karlsruher SC remporte la 3.
Bazı türlerinde 21 geçilse dahi kazanma şansı vardır.21 A quel temps la part est viable.