şansı ile cümle
şansı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Onun şansı açıktır.She's on a roll.
Ona bir kaçma şansı verdiler.They gave him a chance to escape.
İkinci bir şansı bekle.Wait for a second chance.
Onun başarma şansı yok.He has no chance of succeeding.
Gerçekten hiç şansım yok!I really am unlucky!
Susturmak için asla iyi bir şansı kaçırma.Never miss a good chance to shut up.
Şansının yaver gitmesi için dua ediyorum.I pray that you will have the best of luck.
Onun iyi bir seçilme şansı var.He has a good chance of getting elected.
Seçilme şansı yüksek.His chances of being elected are good.
Kendimi ona tanıtmak için şansım yoktu.I haven't had the chance to introduce myself to her.
Her şeyin bir var olma şansı yoktur.Not everything gets a chance to exist.
O, sorunu çözmek için çalıştı, ama şansı yoktu.He tried to solve the problem, but had no luck.
Onun rakibine karşı bir şansı yok.He doesn't stand a chance against his opponent.
Şansım olursa kazanabilirim.I may win if I have luck.
Bu sefer başarısız olsanız bile, başka bir şansınız olacak.Even if you fail this time, you'll have another chance.
Seçimi kazanması için hiçbir şansının olmadığını sezinlediler.They felt he had no chance to win the election.
O, başarma şansını yakaladı.He got his chance to succeed.
Bu planın çok az başarı şansı vardı.This plan had little chance of success.
Yargıç Parker'ın seçimi kazanma şansı yoktu.Judge Parker had no chance to win the election.
Onun cevabı bilebilme şansı var.There's a chance that she might know the answer.
O şansına küstü.He is shit out of luck.
Takımımızın kazanma şansı zayıf.It's unlikely that our team will win.
Mazeretler arayanın başarı için herhangi bir şansı yoktur.He who looks for excuses doesn't have any chances for success.
Tom'un seçimi kazanma şansı az.Tom has little chance of winning the election.
Tom'un seçimi kazanma şansı yüksek.Tom has a good chance of winning the election.
Tom'un iyi bir seçilme şansı vardı.Tom has a good chance of getting elected.
Tom'un Boston'a seyahat etme şansı vardı.Tom had a chance to travel to Boston.
Tom ile zaman geçirmek için bu senin son şansın.This is your last chance to spend time with Tom.
Tom, Mary'yi ikna etme şansı olan tek kişidir.Tom is the only person that has any chance to persuade Mary.
Tom'un Mary'nin ona yapmasını söylediğini yapmaktan başka şansı yoktu.Tom had no choice but to do what Mary told him to do.
Tom'un Mary'nin ona yardım etmesini istemekten başka şansı yoktu.Tom had no choice but to ask Mary to help him.
Tom her zaman Mary'yi ziyaret etmek istedi, ama onun hiç şansı olmadı.Tom always wanted to visit Mary, but he never had the chance.
Hatası için kötü şansını suçluyor.He blames his failure on bad luck.
Harvard'a girmede Tom'un şansının ne olduğunu düşünüyorsun?What do you think Tom's chances of getting into Harvard are?
Tom yarışı kazanma şansı olduğunu düşündü.Tom thought he had a chance to win the race.
Tom, hayatta kalma şansı olduğunu düşündü.Tom thought he had a chance to survive.
Tom borsada çok para kazanma şansı olduğunu düşündü.Tom thought he had a chance to make a lot of money on the stock market.
Tom sadece şansını denedi ve Mary'ye çıkma teklif etmek için aradı.Tom just took a chance and called Mary to ask her out.
Tom'un işleri hatasız yapmak için tek şansı vardı.Tom had only one chance to get things right.
Tom hiç şansı var gibi görünmüyor.Tom doesn't seem to have any luck at all.
Tom şansına inanamadı.Tom couldn't believe his luck.
Eğer Tom Mary'ye yardım etmeseydi, onun hayatta kalma şansı olmayacaktı.If Tom hadn't helped Mary, she wouldn't have stood a chance of surviving.
Bu bizim son şansımız.This is our last chance.
Doğru cevaplamak için tek şansın var.You have only one chance to answer correctly.
Bu sizin son şansınız olabilir.This may be your last chance.
İnternet bana popüler olma şansını verdi.Internet gave me the chance to be popular.
Onun iyileşme şansı yok.He has no chance of recovering.
Onun hiç iyileşme şansı yok.He has no chance of recovering.
Onun iyileşme sansı yok.There's no chance that he'll recover.
Evet, hiç şansın yok!Yeah, fat chance!
Tom'un idam edileceği şansı çok zayıf.The chance that Tom will be executed is very slim.
Önünde sonunda şansı bitecek.He'll run out of luck sooner or later.
Benim hayatta kalma şansım nedir?What are my chances of surviving?
Çok saf insanlar var, bu yüzden Tom'un seçilme şansı var.There are a lot of gullible people, so there is a chance that Tom will be elected.
Burada birkaç park şansı var.There are few parking opportunities here.
Hayatta kalma şansımız olmadığını benim kadar iyi biliyorsun.You know as well as I do that we have no chance of surviving.
Sana bir şey sormama izin ver Tom. Gerçekten şansımızın olduğunu düşünüyor musun?Let me ask you something, Tom. Do you think we really have a chance?
Tom'un şansı yoktu.Tom never had a chance.
Tom ikinci bir şansı hak etmiyor.Tom doesn't deserve a second chance.
Tom Boston'dayken Mary'yi ziyaret etmek için şansı yoktu.Tom didn't have a chance to visit Mary when he was in Boston.
İlgili Sayfalar