şansı ile cümle
şansı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Herkes ikinci bir şansı hak ediyor.Everyone deserves a second chance.
Bu şansı kullanmalısınız.You should make use of this chance.
O zaman şansını denemeliydin.You should have taken a chance then.
Şansınızı boş vererek değerlendirmeyin.Don't throw away your chance.
Ben senin iyi şansın hakkında mutluyum.I am happy about your good luck.
Oyunu kaybetsen bile, bir şansın daha olacak.Even if you lose the game, you'll have another chance.
Eğer şansını yakalarsak, başka bir vesile ile bir araya gelelim.If we have the chance, let's get together on another occasion.
Birçok insan New York'ta yaşama şansına atlardı.Many would jump at the chance to live in New York.
Herkesin şansı bir gün dönebilir.Every dog has his day.
Paris'te onunla buluşma şansım vardı.I had a chance to meet him in Paris.
Bu sefer başarısız olsan bile bir şansın daha var.You have another chance even if you fail this time.
Çoğu insan erkekleri sadece onların başarıları ya da iyi şansıyla değerlendirir.Most people judge men only by their success or their good fortune.
Bir diyete sıkı sıkıya sarılmadıkça, çok az zayıf kalma şansı vardır.There's little chance of keeping slim, unless you stick to a diet.
İki ülke arasında hiçbir ittifak şansı yok.There is no chance of a union between the two countries.
Teklifi kabul etmeye isteksizdim ama şansım yok gibi görünüyordu.I was unwilling to agree to the proposal, but it seemed that I had no choice.
Filmi görme şansım yoktu.I have had no chance to see the movie.
Benim orada dinlenmek için hiçbir şansım yoktu.I had no chance to relax there.
Ve yakında şansınız daha iyi olacak.And soon your luck will turn for the better.
Bu senin tek şansın.This is your only chance.
Bu senin yegâne şansın.This is your only chance.
Bu sizin tek şansınız.This is your only chance.
Bu şansı ziyan etmemeye gayret et.Take care not to throw away this chance.
Oh, tam benim şansıma!Oh, just my luck!
Onun iş bulma şansı yoktu.He had no luck in finding work.
İyi bir başarı şansı var.There is a good chance of success.
Takımımızın kazanma şansı çok iyi.The chances are very good that our team will win.
Bir defa onunla konuşma şansın olduğunda ondan hoşlanacaksın.You'll like him once you've had a chance to talk to him.
Şansını zorlama çocuk.Don't press your luck, kid.
O takımın çok az, eğer varsa, kazanma şansı var.That team has little, if any, chance of winning.
Ne yazık ki kaleyi görme şansım yoktu.Unfortunately, I didn't get the chance to see the castle.
Umarım seni bir daha ki sefere New York'tayken görme şansına sahip olurum.I hope I will have a chance to see you next time I'm in New York.
Konuşma yarışmasında birincilik ödülünü kazanma şansım vardı.I had the fortune to win the first prize in the speech contest.
Ben şansımı deneyeceğim.I'll try my luck.
Kazanmanın bir dış şansı vardır.There's an outside chance of winning.
Çok az kazanma şansımız var.We have little chance of winning.
Öğretmen, Tokyo Üniversitesi'ne girme şansım hakkında oldukça samimiydi.The teacher was quite candid about my chances of entering Tokyo University.
Er ya da geç, onun şansı bitecek.Sooner or later, his luck will run out.
Şansınızı zorlamayın.Don't push your luck.
Kaçmak için şansım yoktu.I had no chance to escape.
Onun maçı kazanma şansı olduğuna hiç kimse inanmadı.Nobody believed he stood a chance of winning the match.
Onun iyileşme şansı var mı?Is there any chance of his recovery?
Onun kazanma şansı yüksek.There is a good chance that he will win.
Onun az miktarda kazanma şansı vardır.There is little chance of his winning.
O, başarısını hem çok çalışmaya hem de şansına borçlu.He owes his success both to working hard and to good luck.
O iyileşme şansı dışındadır.He is beyond the chance of recovery.
Güzel bir kızla evlenmek için iyi şansı vardı.He had the good fortune to marry a pretty girl.
Onun güzel bir kızla evlenme şansı vardı.He had the fortune to marry a nice girl.
Onun iyi bir karı bulmak için iyi şansı vardı.He had the good fortune to find a good wife.
Onun bir iş bulacak şansı vardı.He had the fortune to find a job.
Onun şansı açık.He is on a roll.
O, terfi şansını boşa harcadı.He threw away his chance of promotion.
Takımlarının bu sezonu kazanma şansı yok.Their team doesn't have a ghost of a chance of winning this season.
Biriktirdiği serveti şansına ve çok çalışmasına borçlu.Her ability to amass a fortune is due to luck and hard work.
Onun ödülü kazanma şansı var.She stands a good chance of winning the prize.
Avrupa'yı ziyaret etmesi için asla ikinci bir şansı olmayacak.She will never have a second chance to visit Europe.
Onun benden az şansı yok.She has no less chance than I do.
Onun da benim kadar şansı var.She has no less chance than I do.
O, her zaman şansıyla övünür.She always boasts of her luck.
Kız New York'a gitme şansı yakaladı.The girl jumped at the chance to go to New York.
Onun iyi bir yükselme şansı olan bir işi var.She has a job with good prospects.
İlgili Sayfalar