şansı ile cümle

şansı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
İyi bir durumda ölme şansımızı yükseltmek konusunda konuşmak istiyorum.I'd like to talk about increasing our chances of dying well.
Birden fazla avukatınızın olması, istediğiniz sona ulaşma şansınızı artırır.Having more than one increases your chance of getting the end you want.
Evet, şansına küs.Just tough luck.
Şüphesiz şu an şansımın az olduğunu düşünüyorsundur.As you are doubtless saying, the odds are against me.
Şansımı denedim ve onunla birlikte atladım.I took a chance and went over with him.
Eric'in şansı yaver gitmiş.It worked out for Eric, that's all I'm saying.
Ve bu bize "hedefli yeniden sinirle donatma" yapma şansı verdi.And that gave us the opportunity to do targeted reinnervation.
Şimdilik başka şansım yok. Türkçe Çeviri:PAEDAGOGNo chance, for now.
Ben, ikinci defa şansı olacağını sanmıyorum.I don't think I could stand it a second time.
Bir keresinde beş yıldızlı lüks bir otelde kalma şansım olmuştu.So once I had the opportunity to stay in a ritzy, five-star hotel.
Bizim gibi çok insan var. Bunlardan 30 tanesiyle çalışma şansına eriştim.I am lucky enough to work with 30 of them.
Şansıma Kirk beni görmüş, bana doğru yüzüp beni yukarı çekti.Luckily, Kirk had seen me and he swam over and pulled me up.
BARIŞ için hakikaten bir şansımız var.Amazing feeling of freedom.
Ve şansımı denedim.I'll take my chances
Bunun nedeni ise bozuk paranın sadece yazı veya tura gelme şansı var.So the right answer is a half, or 0.5, and the reason is the coin can only come up heads or tails.
Fakat, her zaman arkasında dezavantajlı veya şansız olan yüzde onluk bir kitleyi bırakacaktır.But it always leaves behind that 10 percent or more that is most disadvantaged or unlucky.
Biliyorsun tüm bahisçiler senin ölümüne oynadı hiç şansın olmayacak atın onuI'll let it spread to punters once you step out Tell them to bet that you'll die Throw him out
Efendim, bence kendimizi kandırıyoruz bizim kazama şansımız hiç yok.Sir, I think we were fooling ourselves to believe we had even the tiniest chance of winning this.
Söylediğim gibi, Nelson gibi kim düşünüyor birçok şansı...As I was saying, who here thinks that Nelson took too many chances with...
Hadi, Paki, İngiliz aristokrasine geçirme sansın var.Come on, Paki, it's your chance to stick it to the British aristocracy.
Şansıma, halen birlikte çalıştığım herkesi çok seviyorum.Luckily, today most of the people I'm working with are people I really like.
Sonra ben şansımı denedimSo then I took my time
Basın konferansını biraz erteleme şansımız var mı?Can the press conference be pushed back?
O benim iyi şansım!He's my good luck!
- Ne şansı?- What good luck?[br]
Webby Ödüllerine götürme şansı elde ettik ve o senenin sunucusu Sam Donaldson'du.And that year, Sam Donaldson was the host.
Eğer bu arı,sarıdan hoşlanıyorsa, çiçeklerin bundan başka bir şansı yok gibiIf she likes yellow there's little point in a flower being anything else
Başka bir erkek şansını zorluyorAnother male tries to muscle in
Ayrıca bazı kültürel değerlerimizi de tekrardan düşünme şansını yakalarız.We'll also have to rethink some of our cultural values.
Araba dublörü olarak rol alma şansımı kaybettim.I hurt my chances of debuting a car stunt.
Acele etmeliyim , yoksa şansımı kaçırırımSo, I must hurry, or miss my chance.
Umarım hepiniz de bir gün kendi 200 yıllık hikayenizi yazıp paylaşma şansına sahip olursunuz.I hope all of you one day get a chance to share and write your own 200-year story.
Herkes için çalma şansını elde ettiğim için de gerçekten minnettarım.I'm really grateful that I get a chance to play for everyone.
Çünkü yazı veya tura gelme şansı ikisi için de aynı.Heads and tails are equally likely.
Adamın amma da şansı varmış, keyfine diyecek yok!” dediler.He indeed possesses great good fortune."
"Bir şansımız daha olsaydı da, inananlar olsaydık."If only we could return and be among the believers!"
Hepimiz aşağı yukarı eşittik ve herkesin bir şansı var gibi görünüyordu."We were all, more or less equal, and it seemed that everybody had a chance."
Son kamuoyu yoklamalarına göre, beş ila altı partinin bu sandalyeleri kazanma şansı var.According to the latest polls, five to six political parties have a chance to take these seats.
Her iki tarafı da memnun edemeyen Dragnea'nın istifa etmekten başka pek şansı yoktu.Unable to please both sides, Dragnea had little choice but to resign.
Şansıma ve buradaki herkesin şansına, bu olmadı.With my luck and with luck of all of us here, it did not happen.
SE Times: Sizce BH'nin, Barış İçin Ortaklık programına üyesi olma şansı nedir?SE Times: In your opinion, what are the chances that BiH will become a member of PfP?
AB Referandumları Katılım Şansını Zora SokuyorEU Referenda Complicate Accession Prospects
Eğer gelişime iki hafta kala bilet ayırtmak isteseydim hiç şansım olmazdı." diyor.If I decided to book for two weeks in advance I'd have no chance," he said.
Kıbrıs sorununun çözülmemesi, Türkiye'nin katılım şansını ciddi derecede tehlikeye atacak.Failure to resolve the Cyprus issue would severely hamper Turkey's chances of joining.
Ancak sembolik açıdan önem taşıyan bu görüşme, CTP'nin şansını kurtarmaya yetmedi.The symbolically important meeting, however, was not enough to salvage the CTP's chances.
Ülke daha büyük krizlere girebilir ve AB'ye katılma şansını kaybedebilir." diyor.The country could fall into a bigger crisis, and lose its chance to join the EU," she said.
Taci ... bir sonraki seçimleri kazanma şansının çok yüksek olduğundan emin." dedi.Thaci … is convinced that he has very big chances to win the next elections," Surroi wrote.
Bu programlar da onlara bu şansı verecek.These programmes will give them that chance.
Son dakika haberi: Japonya beraberliği Hırvatistan’ın Dünya Kupası şansını zora soktuBreaking News: Draw with Japan jeopardizes Croatia's World Cup chances
PASOK'un hükümet kurma şansı bunların performansına bağlı olabilir.PASOK's chances of forming a government could hinge on their performance.
Direniş olacak ama başarı şansımızın olduğunu görüyorum," şeklinde konuştu."There will be resistance, but I see a chance for success."
Bunların her birinde madalya kazanma şansımız en azından teorik olarak var.In each of them we stand a chance of winning medals, at least theoretically. ...
Ekonomik ilerleme göstergeleri de bölgenin şansını artırıyor.Meanwhile, signs of economic progress have boosted the region's prospects.
Ancak anlaşmanın onaylanma şansı zayıf görünüyor.The deal's prospects for approval appear slim, however.
"Ekonomiyi düzeltme şansı yok."There's no chance of turning the economy around.
Recepi, "Tanımlı sınırlar olmadan AB üyesi olma şansı yok." dedi."There is no chance of becoming an EU member without defined borders," Rexhepi said.
Seçmenler 6 Haziran Pazar günü AP seçimlerinde oy kullanma şansı bulacaklar. [Getty Images]Voters get a chance to cast their ballots Saturday (June 6th) in the EP election. [Getty Images]
Judoda, Srdan Mrvalyeviç'in madalya şansı var.In judo, Srdan Mrvaljevic has a chance at a medal.
Judocu Mrvalyeviç ve atıcı Saranoviç'in de şansı var." diyor.Judoist Mrvaljevic and shooter Saranovic also have a chance," he says.
Hırvatistan'ın 2010'da AB üyelik şansı söndüCroatia's chances for 2010 EU entry fade
İlgili Sayfalar