Başarısızlığını kötü şansa bağladı.She blamed her failure on bad luck.
Bugün benim şanslı günüm.Today is my lucky day.
Tom sanat konusunda çok zevkli.Tom has good taste in art.
Sana sözünü hatırlatmalıyım.I must remind you about your promise.
Hasta olmasam, sana katılırım.If I weren't sick, I'd join you.
Sanırım çok geç kaldık.I think we're too late.
Sanırım yakında döneceğim.I think I'll come back soon.
İşimi başka birinin yapabileceğini sanmıyorum.I don't think anyone else could do my job.
Başlangıçta, onun senin erkek kardeşin olduğunu sandım.At first, I thought he was your brother.
Sana izin veremem.I can't let you.
Sana bakan adamı tanıyor musun?Do you know the man that's staring at you?
Sana olan tüm saygımı kaybettim.I have lost all respect for you.
Sanırım onunla görüşmelisin.I think it's necessary for you to see him.
Sanırım onu görmelisin.I think you need to see him.
Sanırım o iyi bir öğretmendir.I think that he's a good teacher.
Tom şanslı bir piç.Tom is a lucky bastard.
Sana ait cümlenin sonuna bir nokta ekleyebilir misin, lütfen?Could you put a period at the end of your sentence, please?
Yıl dönümün için erkek arkadaşın sana ne verdi?What did your boyfriend give you for your anniversary?
İyi bir gece uykusu sana çok iyi gelecek.A good night's sleep will do you a world of good.
Manuel şanzımanlı bir araba sürebilir misin?Can you drive a car with manual transmission?
Onun başarısı çoğunlukla iyi şansa bağlıydı.His success was mostly due to good luck.
Sanırım bu gölde yüzmek tehlikeli.I think it's dangerous to swim in this lake.
Sanırım onun yalnız gitmesi iyi değil.I think it's not good for him to go alone.
Sanırım bu kitabı okumanız yararlıdır.I think it's good for you to read this book.
Sana bahsettiğim kız burada yaşıyor.The girl I told you about lives here.
Sanırım gece yalnız yürümek tehlikelidir.I think it's dangerous to walk alone at night.
Sanırım bizzat gitmelisin.I think you need to go in person.
Sanırım film içten bir filmdi.I think the movie is a very heart warming one.
Sana lokal anastezi uygulayacağım.I'll give you a local anesthetic.
Hediyen için sana çok teşekkür ederim.Thank you very much for your gift.
Onu sana kim söyledi?Who said that to you?
Sana büyük bir klasör vereceğim.I will give you a large folder.
Mary dövüş sanatlarının aptalca olduğunu düşünüyor.Mary thinks martial arts are silly.
Onu yapabilir misin? Öyle sanıyorum.Can you do that? I think so.
O, sandalyede oturdu.He sat in the chair.
Benim hayatta kalma şansım nedir?What are my chances of surviving?
Bir sonraki sanatçı harikadır.The next artist is amazing.
Sanırım o işi öğleden önce bitirmeliyim.I think I need to finish that work before noon.
Bazıları yedinin şanslı bir sayı olduğuna inanıyor.Some people believe that seven is a lucky number.
Sanırım şimdi durduracağım.I think I'll stop now.
Henüz sana hiçbir şey söyleyemem.I can't tell you anything yet.
Sana harika bir şey göstermek istiyorum.I want to show you something great.
Sana büyük bir şey göstermek istiyorum.I want to show you something great.
Yarın sana anlatacağım.I will tell you tomorrow.
Mary, "sanırım sen aptalsın." dedi."I think you're stupid," said Mary.
Şanslı herif az önce piyangoyu kazandı.The lucky sod just won the lottery.
Sanırım havuzda oynamak çocuklar için tehlikelidir.I think it's dangerous for children to play in the pond.
Tom'dan sana yiyecek bir şeyler getirmesini isteyeceğim.I'll ask Tom to get you something to eat.
Tom onun hakkında sana bir şey sordu mu?Did Tom ask you anything about that?
İyi olmadığımı sana kim söyledi?Who told you that I wasn't well?
Hasta olduğumu sana kim söyledi?Who told you that I was sick?
O sana ne sordu?What did he ask you?
Üç adaydan, sanırım Bay Smith en iyisi.Of the three candidates, I think Mr. Smith is the best.
Çok saf insanlar var, bu yüzden Tom'un seçilme şansı var.There are a lot of gullible people, so there is a chance that Tom will be elected.
Sanırım çocukların bu gölde yüzmesi tehlikeli.I think it's dangerous for children to swim in this lake.
Tom Mary'ye iyi şanslar diledi.Tom wished Mary the best of luck.
Eğer ona bir şans daha verilirse o elinden gelenin en iyisini yapar.If he were given another chance, he'd do his best.
Bir şans daha verilirse elinden geleni yapar.Given another chance, he'd do his best.
Doğum günün için sana bir bisiklet alacağım.I will get you a bike for your birthday.
Sana doğum günün için bir bisiklet alacağım.I will get you a bicycle for your birthday.