Sanırım akşam yemeği pişirmeye başlamamın zamanıdır.I think it's time for me to start cooking dinner.
Sanırım sorumluluklarımı ciddiye almaya başlamamın zamanıdır.I think it's time for me to start taking my responsibilities seriously.
Sanırım benim için çekilme zamanıdır.I think it's time for me to step aside.
Sanırım onun her zaman istediğini yapmasına izin vermeyi durdurmamın zamanıdır.I think it's time for me to stop allowing her to always have her own way.
Sanırım benim için çalışma zamanıdır.I think it's time for me to study.
Sanırım bu sorun hakkında patronla konuşmamın zamanıdır.I think it's time for me to talk to the boss about this problem.
Sanırım küçük bir parti yapmamın zamanıdır.I think it's time for me to throw a little party.
Sanırım TV'i kapatmamın zamanıdır.I think it's time for me to turn off the TV.
Sanırım radyoyu açmamın zamanıdır.I think it's time for me to turn on the radio.
Sanırım bu kargaşadan uzaklaşmamın zamanıdır.I think it's time for me to walk away from this mess.
Sanırım arabamı yıkamamın zamanıdır.I think it's time for me to wash my car.
Sanırım anneme bir mektup daha yazmamın zamanıdır.I think it's time for me to write my mother another letter.
Sanırım bir anlaşmaya varmamızın zamanıdır.I think it's time for us to come to an agreement.
Senin gözde sandviçin nedir?What's your favorite sandwich?
Gözde sanfonin nedir?What's your favorite symphony?
En sevdiğin sanatçı kimdir?Who's your favorite artist?
Favori devlet sanatçın kim?Who's your favorite country artist?
Senin favori Amerikan folk müziği sanatçın kim?Who's your favorite country musician?
Favori hip-hop sanatçın kimdir?Who's your favorite hip-hop artist?
Sana para kazandırmayan projelere ne kadar zaman ve enerji harcarsın?How much time and energy do you spend on projects that don't make you any money?
Sanırım ev ödevine biraz daha zaman harcamalısın.I think you need to spend a little more time on your homework.
Trompet çalmak için harcadığın zamanın süresi sana kalmıştır.The amount of time you spend practicing the trumpet is up to you.
Büyük sanatçıların vatanı yoktur.Great artists have no country.
Sanırım birbirimizi anlayıp tartışmayı durdurabiliriz.I guess we could just agree to disagree.
O onun yanına bir sandalye çekti.He drew a chair near her.
Sana her şeyi söylediğime inanıyorum.I believe I have now told you everything.
Doğum günün için sana yeni bir bisiklet vereceğim.I will give you a new bicycle for your birthday.
Sanırım onu ziyaret etmeye gitsen iyi olur.I think you'd better go and visit him.
Sanırım onu ziyaret etmelisin.I think you should visit him.
Bizim için çalışmaya karar verirsen sana iki mislini öderiz.If you decide to work for us, we will pay you twice as much.
Paranın sana mutluluk satın alamayacağını söylemeye gerek yok.It goes without saying that money can't buy you happiness.
Tipim değilsin sanırım.I think you're not my type.
Sanırım bana göre değilsin.I think you're not my type.
Sana izin verme yetkim yok.I don't have the authority to give you permission.
Ben sana şehri göstereceğim.I'll show you the city.
Kedi sandalyenin üstünde mi yoksa altında mı?Is the cat on or under the chair?
Sansür dört harfli kelimenin kendisinden daha çok kirli zihinleri besler.Censorship feeds the dirty mind more than the four-letter word itself.
Ben sansüre inanıyorum. Onun sayesinde bir servet yaptım.I believe in censorship. I made a fortune out of it.
O şansına küstü.He is shit out of luck.
Sanırım biraz Japonca bilmeme rağmen İngilizce konuşsak iyi olur.Even though I know a little Japanese, I think we'd better speak in English.
Eğer bir dalkavuk gibi davranırsan sana da bir dalkavuk gibi davranırlar.If you behave like a flunky, you'll be treated like a flunky.
Yemek yemek bir sanattır.Eating is an art.
Bir sürü insan onu yapmamış olman gerektiğini sana söyleyecektir.A lot of people are going to tell you that you shouldn't have done that.
Nasıl para gönderebileceğimi öğrenir öğrenmez, sana biraz göndereceğim.As soon as I can figure out how to send money, I'll send you some.
Fırsatını bulur bulmaz sana biraz para gönderirim.As soon as I can get the chance, I'll send you some money.
Sana sorundan bahsedildi mi?Have you been told about the problem?
Sana ne zaman geleceğin söylenildi mi?Have you been told when to come?
Ne zaman burada olman gerektiği sana söylendi mi?Have you been told when you are expected to be here?
Toplantının nerede olacağı sana söylenildi mi?Have you been told where the meeting will be?
Sana arabanı nereye park edeceğin söylendi mi?Have you been told where to park your car?
Sana niçin iş vermediğimiz sana söylendi mi?Have you been told why we didn't hire you?
Akşam yemeğinden hemen önce şekerleme yememeni sana kaç kez söylemek zorundayım.How many times do I have to tell you not to eat candy just before dinner?
Eski araban için onlar sana ne kadar verdiler?How much did they give you for your old car?
Sana olan duygularımı saklayamam.I can't hide my feelings for you.
Bana yapmamam söylenildiği için bana söylenilen her şeyi sana söyleyemem.I can't tell you everything I've been told because I've been told not to.
Ben sana her şeyi söyleyemem.I can't tell you everything.
Ne kadar süreceğini sana tam olarak söyleyemem.I can't tell you exactly how long it will take.
Orada kaç kez bulunduğumu sana söyleyemem.I can't tell you how many times I've been there.
Ziyaretine ne kadar çok can attığımı sana anlatamam.I can't tell you how much I've been looking forward to your visit.
Bunun benim için ne anlama geldiğini sana anlatamam.I can't tell you how much this means to me.