Sana bu kitabı ödünç veremem.I can't lend you this book.
Sana burada rastladığım için mutluyum.I am glad to run into you here.
Sana söyleyecek iyi bir şeyim var.I have something good to tell you.
Sana bir şey söylemek istiyorum.I would like to tell you something.
Sanırım o seni gördüğüne memnun olacak.I think he will be glad to see you.
Sana verecek bir şeyim var.I have something to give you.
Ben sana tamamen katılıyorum.I quite agree with you.
Ben seni erkek kardeşin sandım.I mistook you for your brother.
Önümüzdeki hafta geri getirmen şartıyla kitabı sana ödünç vereceğim.I'll lend you the book, provided you return it next week.
Her istediğini sana alacağım.I'll get you whatever you want.
Yaşlandığında sana bakacağım.I will take care of you when you are old.
Sanırım senin bir araba sürmen tehlikelidir.I think it is dangerous for you to drive a car.
İşte oturabileceğin rahat bir sandalye.Here's a comfortable chair you can sit in.
Adaya uçmak sana 100 dolara mal olacak.It will cost you $100 to fly to the island.
Sadece sana söylenildiği gibi yapmalısın.You just have to do as you're told.
Burada olduğumuz için şanslıydık.You were fortunate to be here.
Sana yapılmasını istemediğini bir başkasına yapma.Do to others as you would have them do to you.
Dün gece sana ne oldu?What happened to you last night?
Gerisini sana yarın anlatacağım.I will tell you the rest tomorrow.
Oraya varır varmaz sana yazacağım.I'll write you as soon as I arrive there.
Sana etrafı göstereceğim.I will show you around.
Oradaki kafeteryada sana bir fincan kahve ısmarlayayım.Let me treat you to a cup of coffee at the coffee shop over there.
Oradaki çocuk sana selam veriyor.The boy over there is bowing to you.
Yedinin şanslı bir sayı olduğuna inanılıyor.Seven is believed to be a lucky number.
Yedi şanslı bir sayıdır.Seven is a lucky number.
Yedinin şanslı bir rakam olduğu söylenir.Seven is said to be a lucky number.
Yedi bazen şanslı bir sayı olarak kabul edilir.Seven is sometimes considered a lucky number.
İşimi dörde kadar bitirirsem sana yardım edeceğim.I will help you if I have finished my work by four.
Sana 45 sente mal olur.It will cost you 45 cents.
Onlardan 3000 tane almayı kabul edersen, sana %3 indirim yaparız.If you agree to buy 3000 of them, we'll give you a 3 percent discount.
Her iki şişeyi içemedim, bu yüzden birini sana bıraktım.I couldn't drink both bottles, so I left one for you.
Sanki yıllarca birbirlerini görmemişler gibi İki insan yürekten tokalaşıyorlardı.The two people were shaking hands heartily as if they had not seen each other for years.
Birkaç günlük istirahat sana iyi gelecektir.A few days' rest will do you good.
Sadece bir şans kaldı.There is but one chance left.
Bir saat içinde sana geleceğim.I will come to you in an hour.
Güzel sanatlar on beşinci yüzyılda İtalya'da gelişti.The fine arts flourished in Italy in the 15th century.
On iki kişinin oturması için yeterince sandalye var mı?Are there enough chairs to seat 12 people?
11 saat içinde, 7.30 gibi San Francisco'ya varacağız.In 11 hours, we will arrive in San Francisco around 7:30.
100 metreyi on iki saniyede koşabilir.He can run 100 meters within twelve seconds.
On iki saniyede 100 metre koşabilir.He can run 100 meters within twelve seconds.
"Sanık" hukuki bir terimdir."The accused" is a legal term.
"Son teslim tarihini kaçırırsam ne olur?" "Bahse girerim sana kızacaktır.""What if I miss the deadline?" "I bet he will get mad at you!"
"Sana kim yardım etti?" " Tom etti. ""Who helped you?" "Tom did."
"Mutlu Yeni Yıllar." "Sana da aynısını diliyorum!""A Happy New Year!" "I wish you the same!"
Maria kendi kendine, "çok şanslıyım" dedi.Maria said to herself, "I am very lucky".
"Defterim nerede?" "Sandalyenin üstünde.""Where is my notebook?" "It is on the chair."
"Yağmur yağacak mı?" " Sanırım yağmaz.""Will it rain?" "I hope not."
"Sana katılabilir miyim?" "Neden olmasın?""May I join you?" "Why not?"
"Bazen sana uğramamın bir sakıncası var mı? " "Hayır, hiç. ""Do you mind if I call on you sometime?" "No, not at all."
"Bazen sana telefon etmemin bir sakıncası var m?" "Hayır, hiç.""Do you mind if I call on you sometime?" "No, not at all."
"Bu kimin sandalyesi?" "Benim.""Whose chair is this?" "It is mine."
"Sandalyenin üstünde bir kitap var mı?" "Evet, var.""Is there a book on the chair?" "Yes, there is."
UFO ne demek? Sanırsam, tanımlanamayan uçan nesne demek."What does U.F.O. stand for?" "It means Unidentified Flying Object, I guess."
"Saniyede altı peni" Bob ona hatırlatıyor."Six pence per second," Bob reminds her.
Sanki onun ne olduğunu biliyormuş gibi konuşma.Don't talk ... as if you know what it's like...
Sen ilerle ve ben sana daha sonra yetişirim.You walk on and I will catch up with you later.
Sana, elimden gelen en hızlı şekilde yazacağım.I will write to you as soon as I can.
Sana bir sürprizim var.I have a surprise for you.
Sana güvendiğim için bunu yapmanı istiyorum.I'm asking you to do this because I trust you.
Sana âşık olmaktan kendimi alamadım.I couldn't help but fall in love with you.