Sana mutlu yıllar!Happy birthday to you!
Sana gönderdiğim paketi aldın mı?Did you get the package I sent you?
Sanırım ondan sen de hoşlanacaksın.I think you'll like it too.
Ben sana güveniyorum.I'm counting on you.
Sana yardım edeyim mi?Shall I help you?
Sana yardım etmeye istekliyim.I am willing to help you.
Sana yardım edeyim.Let me help you.
Sana iyi şanslar!Good luck to you!
Sana hiç ödünç para veremem.I can't lend you any money.
Ben kendim hiç sahip olmadığım için sana ödünç para veremiyorum.I can't lend you money, because I don't have any myself.
Yarın parayı sana geri vereceğim.I'll give you back the money tomorrow.
Eğer paraya ihtiyacın varsa, sana biraz ödünç veririm.If you need money, I'll lend you some.
Haydi! Bana bir şans ver.Come on! Give me a chance.
Sen iyi bir çocuk olursan, sana bu saati vereceğim.If you are a good boy, I will give you this watch.
Sanırım söylediğin doğru.I think what you say is true.
Sanırım sen grip oldun.I think you've got the flu.
Amcamın sanata derin bir ilgisi var.My uncle has a deep interest in art.
Amcan sana arabasını sürdürür mü?Did your uncle let you drive his car?
Lezzetli görünüyor. Sanırım biraz deneyeceğim.Looks delicious. Think I'll try some.
Sana güzel bir akşam yemeği pişireceğim.I'm going to cook you a nice dinner.
Sana güzel sıcak akşam yemeği pişirdim.I've cooked you a nice hot dinner.
Edgar Degas birçok ressamlardan daha şanslı idi.Edgar Degas was luckier than many painters.
Onun iş bulma şansı yoktu.He had no luck in finding work.
Iyi şans sayesinde onlar kaçtı.By good fortune, they escaped.
Lütfen bana şans dile.Please wish me luck.
İyi bir başarı şansı var.There is a good chance of success.
Takımımızın kazanma şansı çok iyi.The chances are very good that our team will win.
Benim takımım seninkine karşı şans eseri yenilirse dişimi kıracağım.I'll eat my hat if, by some chance, my team loses to yours.
Benim takımım sizinkine karşı şans eseri yenilirse dişimi kıracağım.I'll eat my hat if, by some chance, my team loses to yours.
"Baban meşgul mü?" "Hayır onun meşgul olduğunu sanmıyorum.""Is your father busy?" "No, I don't think he is."
Ne zaman gelirsen gel sana her zaman kapımız açık.Whenever you come, you are always welcome.
Sana ne zaman uyarsa görüşürüz.I'll see you whenever it suits you.
Ben her zaman sana yardım etmeye hazırım.I am always ready to help you.
Bir defa onunla konuşma şansın olduğunda ondan hoşlanacaksın.You'll like him once you've had a chance to talk to him.
Herhangi biri sana inanabilir mi?Can anyone believe you?
Sansar kötü kokusuyla bilinir.The weasel is noted for its bad smell.
Lütfen bana bir sandalye al.Get me a chair, please.
Sandalyeyi sıraya yaklaştırın.Move the chair nearer to the desk.
Bir çift sandalye daha getir.Bring a couple more chairs.
Sandalyeleri olduğu gibi bırak.Leave the chairs as they are.
Bir sandalye yerine lütfen bu ahşap kutuyu kullan.Please use this wooden box in place of a chair.
Sandalyenin üstünde bir kedi var.There is a cat on the chair.
Sandalyenin altında bir çift eldiven buldum.I found a pair of gloves under the chair.
Sandalye kırık. Onu birine tamir ettirsen iyi olur.The chair is broken. You'd better get someone to fix it.
Sanırım iyi arkadaşlar olabiliriz.I think we could be good friends.
Sanki güzel bir gün olacakmış gibi görünüyor.It looks as if it's going to be a nice day.
Sanırım sen doğru yoldasın.I think you're on the right track.
Onu bulduğun için şanslıydın.You were lucky to find it.
Sana bir sır söyleyeceğim.I'll tell you a secret.
Sanırım Ann Jack'i seviyor.I think Ann loves Jack.
O böyle bir karısı olduğu için şanslı.He is fortunate having such a good wife.
Böylesine şefkatli bir aileye sahip olduğun için şanslısın.You are fortunate to have such loving parents.
Sanırım her şey yolunda gidiyor.I think everything is going well.
Şansını zorlama çocuk.Don't press your luck, kid.
O takımın çok az, eğer varsa, kazanma şansı var.That team has little, if any, chance of winning.
Sanırım sizin bedeniniz bitti.I think we're out of your size.
Karımı sana tanıtmam için bana izin ver.Allow me to introduce my wife to you.
Onun sana yardım etmesine güvenebilirsin.You may depend on him to help you.
Sanıyorum şahsen gitmen gerekli.I think it necessary for you to go in person.
Sana ihtiyacı olan insanlarla arkadaş olabilirsin.You may as well make friends with people who need you.