Hoffmann'ın etrafındakilerin gülüşüp şakalaşmaları arasında, Hoffmann bir robota aşık düştüğünü anlar.Te midden van de gasten, die hem bespotten, beseft Hoffmann dat hij verliefd was op een automaat.
Bir şaka dükkânıdır.Het is een tuibrug.
Her türlü kaba söze ve şakaya yer verilir.Men vermaakte er zich met allerlei scherts en plagerijen.
Danny Pickett: Andy'nin en iyi arkadaşı ve şaka ortağıdır.Danny Pickett - Danny is Andy's hulpje en vriend en doet altijd met hem mee.
Bu onların arasındaki bir şakadır.Daar ontstaat een klik tussen hen.
Ama genelde Ray Ray onu şakaları için kullanır.Andy gebruikt hem graag voor zijn grappen.
Haberler ve Şakalar.Verhalen en novellen.
Şakayı Cole ve beş arkadaşı planladı.Hij had een firma met zijn broers Charles en Philippe.
Bir gün sonra ise bunun 1 Nisan şakası olduğu açıklandı.Later bleek dat dit een 1 aprilgrap was.
1 Nisan Şaka Günü, her yılın 1 Nisan günü kutlanır.Jaarlijks wordt deze stichtingsdag op 1 april gevierd.
Bunun bir şaka olduğunu anlayamamıştı.Men was ervan overtuigd dat het om een grap ging.
Lynch, bize büyük bir şaka yapmaya çalışmış."Bridge had wel zin in een grapje.
Bu kemik şakak kemiğinin (os temporale) processus styloideus'una bağlanır.Hij ontspringt aan de processus styloides van het os temporale.
Arkadaşları tarafından hep "İnek" şakalarına maruz kalmaktadır.Hij is vaak het slachtoffer van Brams grappen.
Gelen ünlülere absürt şakalar da yapmaktadır.Tijdens de klusjes worden altijd flauwe grappen gemaakt.
Sam hiçbir şeyin farkında değilken Dean bunun bir şaka olduğunu düşünüyordur.Pas dan maakt Mr. Voice bekend dat het maar een grapje is.
Numara 4'e hep şaka yaparlar.Hij speelt altijd met nummer 10.
Biraz şakacıdır bu yüzden Cesur onu fazla sevmez.Hij is erg brutaal en houdt er niet van als men aan zijn spullen komt.
Zonko'nun şaka dükkânı sihirli şakaların olduğu insanları eğlendirmek için yaratılmış bir dükkândır.Zonko's Fopmagazijn - Winkel voor magische fopartikelen.
Fakat çoğu zaman mutludur ve şaka yapmayı sever.Hij is bijna altijd vrolijk en giechelt vaak hysterisch.
Falcon : Takımın şakacısıdır.Daimon is tevens de grappenmaker van het team.
Deniz şakayıkları da bu sınıftandır.Ook het estuarium van de Zeeschelde behoort tot dit district.
Fransızlar, bu şakalara "Poisson D'avril" (Nisan balığı) adını verdiler.In Frankrijk spreekt men van poisson d'avril (Aprilvis).
Küçük Amfitiyatro Şakayık Terası ve VIP alanı arasında yer almaktadır.De kleine Viminaal, liggend tussen de Quirinaal en de Esquilijn.
Kas Adam ona şaka yapmayı çok sever.Daarom haalt hij graag grappen met haar uit.
Küçük bir şaka olarak, Zoey John'u üvey-zavallısı olarak adlandırır.Esther maakt het nog erger door John de wijnflessen te laten zien.
Onun şakasına güldüm.Ik lachte om zijn mop.
Onun eski şakalarından bıktım.Ik was moe van zijn oude grappen.
Şaka yapıyordum.Ik maakte een grapje.
Ne bu, eşek şakası mı?Is dit een of andere stomme grap?
Şaka bile yaptı.To był żart.
Numara 4'e hep şaka yaparlar.Zawsze występowały w liczbie czterech.
En zor durumlar'da bile hala şaka yapabilir.W trudnych sytuacjach mogą pozostawać bierni.
Bir gün sonra ise bunun 1 Nisan şakası olduğu açıklandı.Ostatecznie oświadczył, że był to jedynie żart prima aprilisowy.
Wurst, özrü kabul etti ve "Eğer bu bir şaka idiyse, bunun komik bir şaka olmadığını söylemeliyim.Gerber stwierdził, że seria komiksowa jest żartem, mówiąc „To nie jest żart!
Ferrari pit ekibinin zayıf performansı, sürekli şakalara konu olmaktaydı.Słaba wydajność załóg Ferrari w boksach także była obiektem żartów.
Bill Clinton bu soruyu bir şaka varsayarak „I'm Hillary's husband, and you?“ (Ben Hillary'nin eşiyim).Gdy Clinton, rezolutnie odparł Jestem mężem Hillary, a Ty?
Birçok şaka eşyası satılmaktadır.Liczne precjoza kościelne wystawiono na sprzedaż.
Şakaya gelmeyeceğini bilmelisiniz” dedi.Służba cywilna nie robi sobie żartów”.
Öte yandan bütün bunların şakaya gelir bir yanı yok.Po czasie całość sprawy obracał w żart.
Genelde insanları kızdıran alaycı şakalar yapar.Mówią one w większości o żartach ośmieszających króla.
Örneğin aşağıdaki cümledeki tüm kelimeler türemiştir: Gözlük satıcısı öğrencilerle şakalaşıyordu.Po przybyciu na miejsce pisarka dochodzi do wniosku, że pojawianie się zjawy jest żartem uczniów.
Ah, şakacılar.”"Radosława".
Sadece bu bölgede yetişen bir şakayık türü bulunmaktadır.Jest to jedyna sosna rosnąca na tym obszarze.
Aynı zamanda şakak kısmının ön tarafını meydana getirir.Powstał również pierwszy murowany odcinek chodnika głównego.
Ama genelde Ray Ray onu şakaları için kullanır.Często śmieje się z jego dowcipów.
Her türlü kaba söze ve şakaya yer verilir.Przez to staje się obiektem plotek i żartów w okolicy.
Britanyalı yorumcu Graham Norton da şakayı komik bulmadığını dile getirdi.Ale jak stwierdził Flapjack, wcale nie jest śmieszny.
Arkadaşları bu konu üzerinden şakalarını yapar.Rodzina i przyjaciele żartują sobie z nich.
Sürekli şakalar yapar ve diğer dedektiflerle dalga geçer.Jest bardzo wścibska i często "bawi się" w detektywa.
Komutanı Obi-Wan ile birbirlerine basit ve küçük şakalar yapmışlardır.Jedynie „Jewstafij” i „Goeben” nawzajem spowodowały sobie niewielkie uszkodzenia.
Haberler ve Şakalar.Opowiadania i szkice.
Aslında ilan, bir şakadan ibaretti.Czytelnicy traktują ogłoszenie jako żart.
Aslında bu şekilde isimlendirmelerindeki tek amaç bir şakadan ibaretti.Ze względu na swoje brzmienie nazwa ta staje się obiektem żartów.
Şaka yapıyordum.Żartowałem.
Şaka yapıyordum.Żartowałam.
O şaka komikti.Ten żart był śmieszny.
Tom'un aksanı hakkında bir şaka yaptım.Zażartowałem z akcentu Toma.
Ben bunun bir şaka olduğunu düşündüm.Myślałem, że to był żart.
Ben bunun bir şaka olduğunu düşündüm.Myślałam, że to był żart.