Fransızlar, saldırılarına şafakta başladı.Os franceses iniciaram o ataque ao meio-dia.
Naim Şafak Tirali resmi sitesi.Observatório de La Silla ao amanhecer.
Şafak sökerken Türklerin üzerilerine doğru geldiğini gören Doria çok şaşırmıştı.De madrugada, porém, Doria foi surpreendido ao ver que os turcos estavam vindo em direção aos seus navios.
Tutulma'da on üç yaşında oldukları söylenmiş ve Şafak Vakti'nde Sam'in sürüsünde yer almışlardır.Em Eclipse, é dito que eles têm treze anos, e eles aparecem em Amanhecer, como parte do bando de Sam.
Biyografi Yeni Şafak Vatan ^Estudos Evangélicos no alvorecer do novo milênio.
Yakup Şafak.Ponte ao amanhecer.
"Şafak Pavey 15 yıl sonra yurda döndü".«Malhação: Paloma Duarte volta à Globo após 15 anos».
Eos, şafak tanrıçası.Uzhara, o deus da alvorada.
Yeni Şafak.O longo amanhecer.
Yeni Şafak’a el konuldu mu?Ela foi internada durante a madrugada.
Yeni Şafak gazetesi (röportaj, 17/09/07).Jornal Nova Era (17/04/06).
Nisan (Şafak Pekdemir) — Hırsız ve dolandırıcı.Íncubo (Folclore medieval) – demônio noturno masculino e estuprador.
Aurora sözcüğü Roma Şafak Tanrıçası’nın adından gelmektedir.Aurora é um nome feminino, originando-se na Roma Antiga do nome da deusa do amanhacer Aurora.
Deniz ve kara, Şafak ve güneş bu şarkıdan söylüyor Bizim mücadelemizin meyvesini verdiğini!Cantem o mar e a terra A madrugada e o sol Que a nossa luta fecundou.
Yeni Şafak gazetesi TVNET televizyonunun imtiyaz sahibidir.Quer fazer o Jornal da Manhã na TV?
Şafak sökerken aktif hâle gelir ve gün boyunca dönem dönem aktif kalır.É mais ativo ao amanhecer e ao entardecer, e passa o resto do dia na densa vegetação.
Son kitap Şafak Vakti'nde Bella'yla evlendi ve Renesmee adında bir kızları oldu.Em Amanhecer, Edward se casa com Bella e eles têm uma filha chamada [[Renesmee Cullen.
Deniz ve kara, Şafak ve güneş bu şarkıdan söylüyor Bizim mücadelemizin meyvesini verdiğini!De zee en het land zingen, De morgenstond en de zon, Dat onze strijd vruchtbaar is geweest.
Pazartesi, Perşembe ve Cumartesi günleri şafak çökerken Selihot duaları okunurdu.Op maandag, donderdag en zaterdag, alsmede op feestdagen wordt na het ochtendgebed nog uit de Thora gelezen.
Şafakta Buluşalım, şu anlamlara gelebilir, Şafakta Buluşalım (film, 1961) Şafakta Buluşalım (film, 1975)Wake Me Up Before You Go Go: Muziek in de morgen.
Kaplan sürüsü şafak vakti kampa saldırır.Bragg zou echter aanvallen bij zonsopgang.
Çebbayat Makamı’nın şafak sökerken icra edildiği biliniyor.Het mysterie rond het gebouw wordt ontsluierd bij dageraad.
Fransızlar, saldırılarına şafakta başladı.De Franse aanval werd gedekt door een ochtendmist.
Şafak Harekatı (İngilizce özgün adı: Rescue Dawn) Christian Bale ve Steve Zahn olan 2006 yapımı film.Rescue Dawn is een film uit 2006 met onder andere: Christian Bale en Steve Zahn.
Şafakta Sovyet kuvvetleri güneydoğudaki taarruzlarıyla baskıyı arttırdılar.Bij zonsopgang zouden de helikopters het westen van hoogvlakte verder versterken.
"Şafak vakti Kıbrıs'tayız"."Ga nu, het is bijna zonsopgang."
Akşam ve şafakta ise bütün birimler eşit mücadele eder.Tussen zonsondergang en zonsopgang moesten alle ramen verduisterd worden.
Şafak Vakti'nde yedi kurt daha yer almıştır.Eerder sierden zeven molens het dorpje.
Şafak vakti, deprem sona ermişti.Tegen het middaguur was de slag voorbij.
Chieh-she-shuai şafak vaktinin gelmesinden endişe etti.Chiang Kai-shek maakte gebruik van de Lange Mars.
Şafak ve günbatımında en aktiftir.Alle acties vinden plaats tussen zonsopgang en zonsondergang.
Hayatta kalmak için şafak vaktine kadar savaşmak zorunda kalırlar.Aby przetrwać, muszą doczekać świtu.
Fransızlar, saldırılarına şafakta başladı.Niemcy uderzą o świcie.
Şafak sökerken Türklerin üzerilerine doğru geldiğini gören Doria çok şaşırmıştı.Rankiem zaskoczony Doria zauważył płynących w jego kierunku Turków.
Sabah erkenden şafak vakti ufukta bir kara bulut belirdi.Wcześnie rano pole przyszłej bitwy zaścielała mgła.
Altın Şafak Partisi.Złoty Świt.
"Şafak vakti Kıbrıs'tayız".Zanim przyjdą o świcie...
Şafak ve günbatımında en aktiftir.Najbardziej aktywny jest o świcie i zmierzchu.
Bununla birlikte şafakta değil öğleden sonranın geç saatlerinde ölmüş olmalıdır.Należy ją odmówić po zmroku, lecz nie później niż o północy.
"Şafak Pavey 15 yıl sonra yurda döndü".Pawlak wrócił na Konwiktorską po pięciu latach.
Yakup Şafak.Krzyk o świcie.
Yeni Şafak.Inny świt.
Akşam ve şafakta ise bütün birimler eşit mücadele eder.Po południu i wieczorem walki przybrały na sile.
Şafak Vakti'nde yedi kurt daha yer almıştır.We wnętrzu świątyni mieściło się siedem ołtarzy.
Le Havre rıhtımı yakınlarında bir meydan Şafak sökmektedir.Przedstawia zatokę portową w mieście Le Havre o świcie.
Şafak vakti yaklaşınca Faust Marguerite'nin hayalini görür ve onun yanına gitmeyi çok arzuılar.Gdy nastaje świt, Faustowi ukazuje się wizja Małgorzaty do której tęskni.
Yeni Şafak gazetesi.Świt Nowy Dwór. .
Karısının adı Hajnal Anyácska (Şafak Ana)'dır.Matka miała na imię Anna (z domu Wszeteczko).
Şarkı, bir şehrin, batan akşam şafak vaktine kadar sahip olabileceği gizemli bir baldır.Jest muzyczną ilustracją jednego dnia wielkomiejskiego życia, od świtu do zmierzchu.
Hayatta kalmak için şafak vaktine kadar savaşmak zorunda kalırlar.För att undkomma måste de ge sig av innan gryningen.
Şafak Türküsü.De dödas gryning.
Birkaç bölüm sonra ise Buffy'nin kardeşi Dawn Summers (Şafak) ortaya çıkıyor.I den femte säsongen introduceras Buffys yngre syster, Dawn Summers.
Doğan Şafak (d.Svart gryning (1.uppl.).
Muharebe, Cuma günü şafakta VI. Alfonso'nun saldırısı ile başlamıştır.Slaget började i gryningen, fredagen den 23 oktober 1086 då Alfonso attackerade almoravidernas armé.
Henüz şafak sökmektedir ve onun dışındaki herkes uyumaktadır.Sent på natten lägger sig alla studenterna utom vakten och sover.
Şafak Vakti'nde yedi kurt daha yer almıştır.Kring floden Tibern fanns vid den här tiden sju större kullar.
Protestolar ayrıca Sus, Safakes ve Meknasi şehirlerine de yayıldı.Protesterna och demonstrationerna spred sig vidare till städer som Sousse, Sfax och Meknassy.
"Şafak Pavey 15 yıl sonra yurda döndü".Carsten Berg återvänder hem efter 15 år utomlands.
Sabah erkenden şafak vakti ufukta bir kara bulut belirdi.Runt samma tid började också mörka moln synas på himlen.
"Şafak vakti!".Лiтня пора».