şaşırt ile cümle

şaşırt kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Tom beni biraz şaşırttı.Том мене трохи здивував.
Diğer karakterler de benzer şekilde beklenmeyen ve şaşırtıcı bilgilerle pençeleşmektedir.Ale i další postavy zápasí se stejnými nečekanými či překvapivými odkrytími své budoucnosti.
Karıncaları taklit eder ve onların beden yapısına şaşırtıcı biçimde benzer.Jejich spiny se pak kompenzují a chovají se jako bosony.
Birlikte film çevirebilmeleri her zaman şaşırtıcı olmuştu.Často se také dařilo filmy vyměňovat.
Şaşırtıcı şekilde, kazılarda ve nehirde Robert Piest'in cesedine rastlanamadı.Tělo Roberta Piesta však ve sklepě nalezeno nebylo.
Bu grevler, başta Mattachine ve DOB'nin bazı önderleri olmak üzere, birçok eşcinseli şaşırtmıştı.Tyto protesty mnoho gayů šokovaly a znepokojily část vedení Mattachine a DOB.
Bu toplu hareket, mülteci sayısının sekiz bini aşmayacağını düşünen Irak hükumetini şaşırttı.Tato obrovská čísla ohromila bagdádskou vládu, která neočekávala, že množství imigrantů přesáhne 8 tisíc.
Gittiklerinde gördükleri manzara şaşırtıcı değildir.Z toho, co vidí, není vůbec nadšen.
Gerçekte Sovyet sistemi esnek ve şaşırtıcı biçimde uyum sağlayabilir olduğunu kanıtladı.Sovětský systém se však ve válce projevil jako velmi pružný a překvapivě přizpůsobivý.
Bu gerçekten şaşırtıcı bir başarıydı çünkü albüm tamamen Korece şarkılardan oluşuyordu.To bylo samozřejmě velkým zklamáním pro kapelu, jelikož album obsahovalo skutečně kvalitní písně.
Bu çok da şaşırtıcı değildir.To však není překvapivé.
Bu saldırı hem saldıranları hem de savunanları şaşırtmıştı.Emigrace bezpochyby zaskočila fanoušky i úřady.
Görünüşte hafif ve iddasız ancak gerçekte şaşırtıcı derecede güçlü.Je neuvěřitelně mrštná a především silná.
Confundus: Bir tür şaşırtma büyüsü.Confundus Matoucí kouzlo.
Belki de daha şaşırtıcı bir şekilde Hitler şöyle cevap verdi: "Biliyorum.În mod surprinzător, Hitler i-a dat dreptate: Știu.
Slate dergisinde yazan Aisha Harris, Gaga ve Kelly'nin çalışmadaki çabasını "şaşırtıcı derecede iyi" buldu.Pentru Aisha Harris de la revista Slate, efortul lui Gaga și Kelly a fost unul „surprinzător de bun”.
Rusya şaşırtıcı bir hızla Ağustos 1998 mali çöküşünden geri döndü.Rusia și-a revenit după criza financiară din 1998 cu o viteză surprinzătoare.
Ancak dörtlüğü öğrencileri şaşırtmıştır.Cele patru cămine studențești sunt dotate la nivelul cerințelor studențilori.
Slate dergisinde yazan Aisha Harris, Gaga ve Kelly'nin çalışmadaki çabasını "şaşırtıcı derecede iyi" buldu.A Slate magazintól Aisha Harris úgy érezte, hogy Gaga és Kelly erőfeszítései „meglehetősen jól” működtek.
Ancak hocasının sözü onu bir kat daha şaşırttı.A diák mostohaapja túlélte az ütközést.
Gittiklerinde gördükleri manzara şaşırtıcı değildir.A látvány ami fogadja őket, nem hétköznapi.
Bu durum ikisini de şaşırtır.Ez a pillanat mindkettejüknek kínos.
Pek çok şaşırtmaca kullanmıştır.Rengeteg vicces dolog történt vele.
Sarayının büyüklüğü ve görkemi şaşırtıcı boyutlardadır.A park csodálatos méretű fái lenyűgöző látványt nyújtanak.
İnsanları şaşırtacağını biliyorduk.Élvezi ha túljárhat az emberek eszén.
Genellikle çocuklarla iyi anlaşmakla birlikte, sinirlendirildiğinde veya şaşırtıldığında ısırabilir.Általában csendben ül, kivéve, amikor táplálkozik vagy izgatott.
ACTA üzerinde tartışmalar kimseyi şaşırtmamalı. "A forgatókönyves TV-műsorért nem rajongunk mindannyian."
Kahire'de gayet şaşırtıcı güzellikte kamu yapıları yaptırdı.Kairossa hän koki miellyttävän yllätyksen.
Bu grevler, başta Mattachine ve DOB'nin bazı önderleri olmak üzere, birçok eşcinseli şaşırtmıştı.Mielenosoitukset järkyttivät monia homoja ja suututtivat joitakin Mattachinen ja DOB:n johtohenkilöistä.
İnsanları şaşırtacağını biliyorduk.Se laittaa ihmiset hämilleen.
Tırtıl mantarının büyümesi gerçekten şaşırtıcıdır.Punatorvijäkälän kasvullinen sekovarsi on suurisuomuinen.
Toll, Almanca'da "şaşırtıcı" ya da "çılgın" anlamına gelmektedir.Grievous on englannin kieltä ja merkitsee ”hirvittävää” tai ”karmivaa”.
İfadesi şaşırttı".Tulette hämmästymään."
İlk hasat 1956'da şaşırtıcı bir başarı gösterdi."Sixty Minute Man" oli huomattava menestys vuonna 1951.
Beni şaşırtmadı.Se ei minua yllätä.
İnsanlar çok uzun bir süre gizli kitaplar, saklı mekanlar ve şaşırtıcı şeyler olduğuna inandı.Για πολύ καιρό οι άνθρωποι πίστευαν ότι υπήρχαν μυστικά βιβλία, κρυφά μέρη και συναρπαστικά πράγματα.
Bu durum ikisini de şaşırtır.Και οι δύο ξαφνιάζονται.
Oldukça şaşırtıcı bir şekilde, Fusob ödeme için iTunes hediye kartlarının kullanılmasını önermektedir.Το εντυπωσιακό είναι ότι το Fusob προτείνει τη χρήση δωροεπιταγών iTunes για την πληρωμή.
Romanın yenilikçi yapısı eleştirmenleri bir anlamda şaşırtmıştır.Η καινοτόμος δομή του προβλημάτισε κάπως τους κριτικούς.
Bunca yeteneğine rağmen hala şaşırtıcı bir şekilde genç ve tecrübesizdir.Παρά τις απίθανες δυνάμεις του, παραμένει ντροπαλός και αθώος.
Şaşırtıcıdır, bu binalar genellikle zevk verici bir estetik yakalamayı başarmışlardır.Τα έργα αυτά είναι συνήθως μακροσκελείς αφηγήσεις περιπετείων των ηρώων.
Dünyayı ve daha önemlisi Kanada milli takımını şaşırtmayı başardı.Στη συνέχεια, απέκρυψε επιτυχώς το τρομοκρατικό του παρελθόν του και μετανάστευσε στον Καναδά.
Bir sonraki katılım ise en şaşırtıcı olandır.Ένα από τα διασημότερα είναι και το παρακάτω.
WAR, INC. eğlenceli ve şaşırtıcı derecede dokunaklı bir film.Η ταινία είναι εξαιρετική, πολύ συγκινητική.
Ayrıca bu törenlerin yüzyıllar boyunca şiddetini artırarak varlığını sürdürmesi şaşırtıcıdır.Αυτή η έξαρση της δραστηριότητας ακολουθήθηκε από απραξία πολλών αιώνων.
O beni şaşırttı.Με ξάφνιασε.
O beni şaşırttı.Με εξέπληξε.
Şaşırtıcı olduğunu düşünüyorum.Νομίζω ότι είσαι αξιοθαύμαστος.
Şaşırtıcı olduğunu düşünüyorum.Νομίζω ότι είσαι αξιοθαύμαστη.
Gerçekte Sovyet sistemi esnek ve şaşırtıcı biçimde uyum sağlayabilir olduğunu kanıtladı.Rent faktisk viste det sovjetiske system sig elastisk og overraskende tilpasningsberedt.
Romanın yenilikçi yapısı eleştirmenleri bir anlamda şaşırtmıştır.Romanens innovative struktur forvirrede kritikerne en smule.
Bunca yeteneğine rağmen hala şaşırtıcı bir şekilde genç ve tecrübesizdir.Trods at hun er lille og gammel, er hun utrolig dygtig til kampkunst og ubehageligt udspekuleret.
Belki de daha şaşırtıcı bir şekilde Hitler şöyle cevap verdi: "Biliyorum.Hitler svarede: "Jeg ved det.
Grubun asıl amacı insanları şaşırtmaktı.For ham var formålet med sejd at bringe ulykke over folk.
Ayrıca bu törenlerin yüzyıllar boyunca şiddetini artırarak varlığını sürdürmesi şaşırtıcıdır.Således vidner deres fortsatte eksistens om en betydelig hårdførhed gennem århundrederne.
Bu duyuru çoğu kişiyi şaşırtacak olsa da çok az kişi bundan üzülecektir.""Mens de fleste gerne vil snakke, er der kun få, der har noget at sige".
Bazı elfler şaşırtıcı güzelliktedir.Hybriderne er af meget svingende skønhed.
Hawking'in bulduğu sonuç bundan dolayı çok şaşırtıcıydı.Angrepet fra Danmark kom derfor fullstendig overraskende.
Şaşırtılırsa, korkutulursa ya da kızdırılırsa ısırabilir.Likevel, når hun blir veldig skremt eller redd gråter hun.
"Batalla'dan şaşırtan istek".«Sjokkartet opplevelse for ABBA».

İlgili Sayfalar