şaşırt ile cümle
şaşırt kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Bu grevler dalgası Almanlar'ı şaşırtmıştı.Deze manoeuvre verraste de Duitsers.
Bir sonraki katılım ise en şaşırtıcı olandır.Volgende theorie is het meest aannemelijk.
ACTA üzerinde tartışmalar kimseyi şaşırtmamalı. "Niks doen op een golfbaan roept geen meeleven op."
Ama sözleşme süresince yapılan spekülasyonlar beni şaşırttı.Toch heeft de omvang van het verraad ons verbaasd.
En yakın rakibiyle arasında olan büyük fark jüri üyelerini çok şaşırttı.Zijn deelname aan allerlei wedstrijden werd gedwarsboomd door juryleden.
Dünyayı ve daha önemlisi Kanada milli takımını şaşırtmayı başardı.Daardoor werd hij bij het grote publiek bekend, onder andere ook door het zingen van Vietnamese volksliederen.
Ölüm ve bu katliam -sadece birkaç insan kurtulmuştur- onu bile şaşırtmıştır.De ontvoering, zwendel en – inmiddels meerdere - moorden hangen allemaal samen.
Şaşırtıcı biçimde iyi eğitimlidir.Hij werd uitstekend opgeleid.
Sanatçı ardından mutfağa yönelerek burada kahvaltı yapmakta olan aileyi şaşırtır.Tijdens de scène waar de familie zit te eten, wisselt het voedsel op de tafel steeds van positie .
Pek çok serpantin imalatçısı, ısı transferi ünitelerini şaşırtmalı boru sıraları şeklinde tasarlamışlardır.Diverse leveranciers van asfalt hebben hun eigen stille wegdektype ontwikkeld.
Bu yüzden "Glorfindel meselesi"nin meydâna gelmesi şaşırtıcı değildir.Het wekt geen verbazing dat dit gebruik van 'te' ook in het Fries voorkomt.
İlgi çekici ve şaşırtıcıydı ve bu bölüme gerçekten gönlümü koydum." ifadelerini kullandı.Het was buitengewoon leerzaam en inspirerend om mijn mening met u te delen.'
Beni hiç şaşırtmadı.Het verbaast me niet.
Onun ölümü beni şaşırttı.Haar dood heeft mij verbijsterd.
Tom'un evlenme kararı ailesini şaşırttı.Toms beslissing om te trouwen verbaasde zijn familie.
İnsanlar seni şaşırtıp duruyor.Mensen blijven je verrassen.
Bu duyuru çoğu kişiyi şaşırtacak olsa da çok az kişi bundan üzülecektir."Wiadomość ta może zaskoczyć wielu, lecz tylko niewielu będzie się z tego powodu smucić”.
Nevermind'ın başarısı müzik endüstrisini şaşırttı.Sukces Nevermind zaskoczył przemysł muzyczny.
Bu Lisetta'yı şaşırtır.Ten godzi się z Lisettą.
Ali, hicrette peygamberin yatağına yatarak kâfirleri şaşırttı.Oto My uczyniliśmy szatanów opiekunami tych, którzy nie wierzą! (7:27) O proroku!
Şaşırtıcı biçimde iyi eğitimlidir.Fachowo bardzo dobrze wyszkolony.
"Batalla'dan şaşırtan istek".Hańba z bitwy uchodzić”.
Bunun üzerine Sovyetler Birliği Japonları tamamen şaşırtarak Japonya'ya savaş ilan etti.Na wyspach Japończycy dali się Amerykanom kompletnie zaskoczyć.
Bu durum ikisini de şaşırtır.Obydwie strony wydają się być tym zaskoczone.
Kasim'in kahramanlığı herkesi şaşırtmışdı.Zespół z Kujaw zaskoczył chyba wszystkich.
Bununla beraber, onun politikadaki bazı usulleri şaşırtıcı derecede başarılıydı.Jego poglądy polityczne miały charakter faszyzujący.
Bu beklenmedik azil herkesi çok şaşırttı.WERDYKT ZASKOCZYŁ WSZYSTKICH! (pol.).
Ama bu ikinci sezonun en şaşırtıcı anlarından biri olmasına engel olmadı".Nic nie zapowiadało, że będzie to dla zabrzan jeden z najgorszych sezonów.
Bir sonraki katılım ise en şaşırtıcı olandır.Następna scena jest zaskoczeniem.
Berry "bu filmde Storm'la ilgili şaşırtıcı ve açıklayıcı bir şey var.O tym wydarzeniu opowiada film fabularny „Storm and Sorrow”.
Columbus'u şaşırtan (İngilizce).Kolumbia zadziwia... (pol.).
İlk hasat 1956'da şaşırtıcı bir başarı gösterdi.Zbiory w 1956 okazały się oszałamiającym sukcesem.
Buna alternatif bazı yaklaşımlar da şaşırtıcı bilgilerin sivrilerek daha kolay anımsanabileceğini söyler.Z drugiej strony istnieją teorie, że zaskakujące informacje wyróżniają się i przez to łatwiej je zapamiętać.
Almanya Sosyal Demokrat Partisi'nin bile savaşın lehine konuşması Lenin'i şaşırttı.Ku zdumieniu Lenina, nawet niemiecka SPD zagłosowała za kredytami wojennymi.
Şaşırtmak anlamı vardır.Daj się zaskoczyć.
Bu ani baskın, Napolyon'u şaşırttı, ve kara kara düşündürttü.Postanowił zażartować i przestraszył Nevilla.
İnsanlar çok uzun bir süre gizli kitaplar, saklı mekanlar ve şaşırtıcı şeyler olduğuna inandı.Alldeles för länge trodde människor att där fanns hemliga böcker, gömda platser och fantastiska saker.
Bu duyuru çoğu kişiyi şaşırtacak olsa da çok az kişi bundan üzülecektir."Detta tillkännagivande kommer att förbluffa många, men få kommer att sörja."
İnsanları şaşırtacağını biliyorduk.Det är känt att den sticker människor.
Bu çok da şaşırtıcı değildir.Detta är föga förvånande.
Bir sonraki katılım ise en şaşırtıcı olandır.Uppslaget väckte mest förvåning.
Ancak hocasının sözü onu bir kat daha şaşırttı.Större betydelse hade emellertid hans lärareverksamhet.
Bu durum ikisini de şaşırtır.Samma konstgrepp ger upphov till båda.
Bazı elfler şaşırtıcı güzelliktedir.I: Några svanar är vackra.
Daha sonra kendini Carl'a gösterir ve Carl'ı şaşırtır.Senare i serien blev hon omgift och skaffade sig en egen lägenhet, vilket gjorde Carl upprörd.
Bu grevler dalgası Almanlar'ı şaşırtmıştı.Det hårda, fanatiska motståndet förvånade tyskarna.
Ancak Erciyes Üniversitesi'nin herhangi bir kolunun ilçede olmaması şaşırtıcıdır.Inuiternas mytologi har dock ingen allmän skapargestalt.
İnsanlar çok uzun bir süre gizli kitaplar, saklı mekanlar ve şaşırtıcı şeyler olduğuna inandı.Занадто довго люди вважали, що існують секретні книги, приховані місця та дивні речі.
68'de Galba, herkesi şaşırtan bir kararla, Vitellius'u Germania Inferior eyaleti ordu komutanlığına seçti.Наприкінці 68, Гальба, на загальне здивування, вибрав його командувати армією Нижньої Німеччини.
Ortaya çıkan sonuç gerçekten şaşırtıcı ve heyecan vericiydi.Результати були несподіваними та цікавими.
Bir sonraki katılım ise en şaşırtıcı olandır.Та найбільш ймовірною є наступна.
Bu duyuru çoğu kişiyi şaşırtacak olsa da çok az kişi bundan üzülecektir."Це повідомлення багато кого здивує, але декого серйозно засмутить».
Ancak hareketin yönü, gökbilimcileri şaşırtmaktadır.Основна діяльність присвячена проблемам позагалактичної астрономії.
Bu durum ikisini de şaşırtır.Вибух знищує обох.
Hiç ölüm vakası yaşanmamış olması, o günün şartlarında şaşırtıcı bir durumdur.Протягом будівельних робіт не було жодного смертельного випадку, що було значним досягненням для того часу.
Ancak dörtlüğü öğrencileri şaşırtmıştır.Класи були переповнені школярами.
Sanatçı albümle ilgili olarak "Watermark'ın başarısı beni çok şaşırttı.Однак записаний для фірми «Warner Brothers» цими музикантами альбом «Mahavishnu» успіху не приніс.
Bu durumları öngörülebilir olmasına rağmen şaşırtarak sıralar."Якщо це так, то, напевно, поки рано вірити прогнозам».
Mary beni şaşırttı.Мері мене здивувала.
Cevap oldukça şaşırtıcıydı.Відповідь була досить вражаюча.