şaşırtı ile cümle
şaşırtı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bu gerçekten şaşırtıcı bir başarıydı çünkü albüm tamamen Korece şarkılardan oluşuyordu.Album ini sukses, karena album ini sangat berbeda dari aliran musik Kantopop.
Görünüşte hafif ve iddasız ancak gerçekte şaşırtıcı derecede güçlü.Mereka tampak kecil dan lemah, namun sesungguhnya kuat saat beraksi secara kompak.
Belki de daha şaşırtıcı bir şekilde Hitler şöyle cevap verdi: "Biliyorum.Hitler nghe vậy hồi đáp: "Tôi hiểu chứ.
Carmen onlarla birlikte girmez ve nedeni olarak da birine aşık olduğunu söyleyip herkesi şaşırtır.Carmen từ chối tham gia với họ, nói trước sự kinh ngạc của họ rằng cô đang yêu.
Ve Konsey, şaşırtıcı bir şekilde bu ricaya olumlu cevap verdi.Nhật Bản vẫn cho biết rất vui mừng với những phản ứng tích cực với đề xuất này.
Hanna ve Barbera kapatılmayı şaşırtıcı buldu, çünkü Tom ve Jerry oldukça başarılı olmuştu.Hanna và Barbera cho rằng sự đối đầu giữa Tom và Jerry ẩn dấu một sự tôn trọng lẫn nhau.
Ayrıca bu törenlerin yüzyıllar boyunca şiddetini artırarak varlığını sürdürmesi şaşırtıcıdır.Về một khía cạnh, nó đã làm gia tăng hy vọng chấm dứt sự thù địch nhiều thế kỷ giữa hai nước.
Rusya şaşırtıcı bir hızla Ağustos 1998 mali çöküşünden geri döndü.ロシアは驚くべき速度で1998年8月の金融危機から復活した。
O doymuş buharın belirgin özgül ısısının negatif olacağı şaşırtıcı gerçeğini doğru tahmin eder.ここで彼は飽和蒸気の見かけの比熱が負になるという驚くべき事実を正確に予測する。
Bu nedenle emniyet kontrol sistemlerinin, PLC dünyası örneğini takip etmeleri şaşırtıcı değildir.したがって、パイロテクニクスの制御のような人命に関わる用途に使うのは安全ではない。
Rastlantısallık – Rastlantısallık "önerilerin ne kadar şaşırtıcı olduğu"'dur.キャッチフレーズは「摩訶不思議かっとびアドベンチャー」。
Şaşırtıcıdır, bu binalar genellikle zevk verici bir estetik yakalamayı başarmışlardır.従来特別仕様だったアクティブフィールドエディションが通常グレードへ昇格。
Toll, Almanca'da "şaşırtıcı" ya da "çılgın" anlamına gelmektedir.形容词「toll」在德语中是「令人惊讶」或「伟大、棒极了」的意思。
Karıncaları taklit eder ve onların beden yapısına şaşırtıcı biçimde benzer.牠們的外觀像鹿,但是卻較為接近駱駝。
Bu durum ikisini de şaşırtır.两者都令人恐惧。
Mevsim değişimlerine karşı şaşırtıcı derecede duyarlıdır.流浪因季節降水而大幅變動。
Bazı elfler şaşırtıcı güzelliktedir.但它們仍然是種雜亂的抽象奇觀。
Şaşırtıcıdır, bu binalar genellikle zevk verici bir estetik yakalamayı başarmışlardır.在這種戰術下,通常會形成高得分的狀況。
Bunca yeteneğine rağmen hala şaşırtıcı bir şekilde genç ve tecrübesizdir.虽然年纪轻轻,不论魔法还是见识都非常高明。
Şaşırtıcı şekilde 6 hafta boyunca listede 1 numara olarak kaldı.該書連續六周成為暢銷排行榜第一。
Rastlantısallık – Rastlantısallık "önerilerin ne kadar şaşırtıcı olduğu"'dur.但是這些關連的偶然性乃一項偶發的意外巧合是“極不可能的(improbable in the extreme)”。
Şaşırtılırsa, korkutulursa ya da kızdırılırsa ısırabilir.스트레스를 받거나 흥분하거나 추운 경우 몸을 떤다.
Bu çok da şaşırtıcı değildir.하지만 이것은 그리 놀랄 일이 아니다.
Mevsim değişimlerine karşı şaşırtıcı derecede duyarlıdır.서식지 변화에 아주 민감하다.
Bunca yeteneğine rağmen hala şaşırtıcı bir şekilde genç ve tecrübesizdir."그는 비록 아직 어리나, 특출게도 이미 안정감과 경험을을 겸비하고 있습니다.
Şaşırtıcıdır, bu binalar genellikle zevk verici bir estetik yakalamayı başarmışlardır.특화형은 보통 그 성질상 공격적인 마법이 인스톨되어있는 경우가 많다.
Aşağıdaki, klasik bir analizin nasıl şaşırtıcı sonuçlara yol açabileceğinin bir örneklemesidir.다만, 이런 지지율 상승 현상은 보수층의 결집 때문이라는 분석이 있다.
Bir sonraki katılım ise en şaşırtıcı olandır.다음과 같은 삼단논법이 가장 대표적인 예이다.
Erişim tarihi: 8 Mayıs 2014. ^ "Galatasaray'ın kupa alışkanlığı hayli şaşırtıcı".2008년 10월 8일. “할렐루야의 고양시 입성이 불편한 이유”.
Otizmin terminolojisi şaşırtıcı olabilir.오타쿠는 경멸적인 의미에서 사용될 수도 있다.
İnsanlar çok uzun bir süre gizli kitaplar, saklı mekanlar ve şaşırtıcı şeyler olduğuna inandı.זמן רב מידי אנשים האמינו שיש ספרים סודיים, מקומות מוסתרים ודברים מופלאים.
Hala epey küçük olan bu grup o zamanlar Fransız katolik topluluğuna şaşırtıcı baskınlar yapıyordu.הקבוצה הקטנה הזאת באותו זמן חלחלה באופן מפתיע לקהילה הצרפתית הקתולית באותו זמן.
Ve Konsey, şaşırtıcı bir şekilde bu ricaya olumlu cevap verdi.למרבה ההפתעה התשובה היא חיובית.
Bununla beraber, onun politikadaki bazı usulleri şaşırtıcı derecede başarılıydı.נראה שרק מעטות מן האופרות שלו השיגו הצלחה של ממש.
Bununla beraber, onun politikadaki bazı usulleri şaşırtıcı derecede başarılıydı.И въпреки всичко неговата политика е учудващо успешна.
Otizmin terminolojisi şaşırtıcı olabilir.Терминологията свързана с Ваджраяна може да бъде объркваща.
Bu çok da şaşırtıcı değildir.Всъщност това не е учудващо.
Genellikle çocuklarla iyi anlaşmakla birlikte, sinirlendirildiğinde veya şaşırtıldığında ısırabilir.Понякога може да се случи да си говори сам, когато е тревожен или се вълнува.
Onun mumyayı yöneten kişi olmasından şüphelenen John adamın ziyaretine gider ve onu şaşırtır.След като той си сяда на масата, за изненада на всички, Джон отива при него и го поздравява.
Şaşırtıcı bir akşamdı.Беше невероятна нощ.
Birlikte film çevirebilmeleri her zaman şaşırtıcı olmuştu.Často sa tiež darilo filmy vymieňať.
Şaşırtıcıdır, bu binalar genellikle zevk verici bir estetik yakalamayı başarmışlardır.Napodiv, aj napriek tomu tieto budovy pôsobili prijateľne esteticky.
Gerçekte Sovyet sistemi esnek ve şaşırtıcı biçimde uyum sağlayabilir olduğunu kanıtladı.Sovietsky systém sa však vo vojne prejavil ako veľmi pružný a prekvapivo prispôsobivý.
Ortaya çıkan sonuç gerçekten şaşırtıcı ve heyecan vericiydi.Útok bol prekvapivý a účinný.
Bir sonraki katılım ise en şaşırtıcı olandır.Jedenásty odsek závetu bol najväčšmi prekvapivým.
Carmen onlarla birlikte girmez ve nedeni olarak da birine aşık olduğunu söyleyip herkesi şaşırtır.Carmen je urazená, vyčíta mu, že ju nemiluje, že sa s ňou chcel len pobaviť.
Bu durum ikisini de şaşırtır.Obaja sú znepokojení.
Ayrıca Misty Moore'ye şaşırtıcı bir şekilde benzemektedir.Po izgledu je bil precej podoben Mirage III.
7 Almanya Şampiyonluğu olmasına rağmen en son şampiyonluğunu 1958 yılında alması şaşırtıcıdır.Na turnirjih za Amatersko prvenstvo Francije se je najdlje uvrstil v polfinale leta 1958.
Birlikte film çevirebilmeleri her zaman şaşırtıcı olmuştu.SNEMANJE Snemanje filma je bilo tudi težko.
Bazı elfler şaşırtıcı güzelliktedir.Kai kurie dariniai yra nuostabių formų.
Bu nedenle Manchester "çok şaşırtıcı bir hızla" genişlemeye başladı.Šie grįžo į Florenciją „didžiai gėdingai“.
Timsahın karnı şaşırtıcı derecede rahattır.Galvijai netikėtai sveiko.
Bu durum ikisini de şaşırtır.Tulemus üllatas neid mõlemaid.
Sanatçı ardından mutfağa yönelerek burada kahvaltı yapmakta olan aileyi şaşırtır.Kunstnik kolis seejärel koos perekonnaga Harjumaale Põllkülla.
Bunca yeteneğine rağmen hala şaşırtıcı bir şekilde genç ve tecrübesizdir.Hoolimata oma kogenematusest on noormees väga isepäine ja egoistlik.
Bu teknik zamanda devamlılığı keser ve şaşırtıcı bir efekt üretir.Sellega ironiseerib ta sündmuste üle ja loob võõrandumisefekti.
Birçok röpörtajında da belirttiği gibi, kendisinin aktör Will Ferrell ile şaşırtıcı bir yüz benzerliği vardır.Hulk sarnaneb ka välimuselt pisut sarja peaosatäitja Lou Ferrignoga.
Bazı mitlere göre yavrularına karşı şaşırtıcı derecede iyi anne olabilirler.Võib-olla nad isegi hakkaksid pidama oma vanemaid moraalselt imetlusväärseteks inimesteks.
Binaların sıvanma biçimleri mükemmeliyetin şaşırtıcı bir derecesini göstermektedir.Sellise ehitise keerukus tingis üksikosade ülima täpsuse.