şaşır ile cümle
şaşır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Ne yapacağını, ne diyeceğini şaşırır.Nevíte co říct - co řeknete?
Yeni yılda bu albümle çok şaşıracaksınız.Už se strašně těším, až si poslechnu to nové album.
Bu saldırı hem saldıranları hem de savunanları şaşırtmıştı.Emigrace bezpochyby zaskočila fanoušky i úřady.
Hiç saatini şaşırmadı.Na hodinkách se nešetřilo.
Görünüşte hafif ve iddasız ancak gerçekte şaşırtıcı derecede güçlü.Je neuvěřitelně mrštná a především silná.
Confundus: Bir tür şaşırtma büyüsü.Confundus Matoucí kouzlo.
Margo onu gördüğünde şaşırır.Bohouš je rád, že ji vidí.
Kendisini kaza geçirdikleri yerde yaralı bir şekilde bulan genç kız neye uğradığını şaşırır.Zraněním utrpěným při nehodě podlehla na místě.
Belki de daha şaşırtıcı bir şekilde Hitler şöyle cevap verdi: "Biliyorum.În mod surprinzător, Hitler i-a dat dreptate: Știu.
Haziran 1990’a varıldığında, Benny Morris’e göre, “İntifada yönünü şaşırdı.În iunie 1990, conform lui Benny Morris, „Intifada părea să-și fi pierdut direcția.
Slate dergisinde yazan Aisha Harris, Gaga ve Kelly'nin çalışmadaki çabasını "şaşırtıcı derecede iyi" buldu.Pentru Aisha Harris de la revista Slate, efortul lui Gaga și Kelly a fost unul „surprinzător de bun”.
Born bile Heisinberg ile Paul Dirac'ın aynı düşüncede olduğunu fark ettiğinde şaşırmıştı.Born a fost surprins să descopere că Paul Dirac gândea la fel ca Heisenberg.
Rusya şaşırtıcı bir hızla Ağustos 1998 mali çöküşünden geri döndü.Rusia și-a revenit după criza financiară din 1998 cu o viteză surprinzătoare.
Ölenlerin geri gelmesini beklerler ve geldiklerini görünce de şaşırmazlar.Ei nu vedeau oare, că acest vițel nu le vorbea și nu-i călăuzea?
Madonna'nın elinde albüm için yazılmış bazı şarkılar vardı; Timberlake bunları görünce şaşırdı.Madonna a compus o serie de melodii pentru album, Timberlake declarându-se impresionat de acestea.
Duyduklarınıza şaşıracaksınız."Ce, credeți că eu nu am auzit ce ați vorbit afară?"”
Sohmalar Tohru’nun gerçekte bir çadırda yaşadığını öğrenince oldukça şaşırırlar.Când aceștia descoperă că Tohru locuia într-un cort, sunt surprinși de aceasta.
Genelde yüzü ifadesiz olsa da mutlu olunca, şaşırınca, korkunca veya utanınca yüzü değişebilir.Zâmbește tot timpul indiferent dacă este sau nu ea este mulțumită...
Buffy, Riley'i evli görünce şaşırmıştır.Acesta este șocat când află că Riddhima s-a căsătorit.
"Şaşırdık mı?".Am rămas uimit."
Willow kendisini o halde gördüğüne çok şaşırır ve der ki "Bu benim vampir halim mi şimdi?Tony e șocată: „Ce vrea omul ăsta de la mine?
Ancak dörtlüğü öğrencileri şaşırtmıştır.Cele patru cămine studențești sunt dotate la nivelul cerințelor studențilori.
Erigone acıdan ne yapacağını şaşırır.Temperamental, neurastenicii sunt predestinați suferinței.
İşe geldiğinde kendi kıyafetlerinin sergilendiğini görünce şaşırır.Ea este foarte supărată cand hainele făcute de ea sunt stricate.
Çok şaşırmıştım.Am fost surprins!
Ancak ben bunu öğrendiğimde şaşırmadım doğrusu.Spuneam că nu m-am mirat aflând că dl.
Tom öğrendiklerine şaşırmıştı.Tom a fost surprins de ceea ce a învățat.
Tom bile biraz şaşırdı.Chiar şi Tom a fost puţin surprins.
Tom'u hasmane bulduğuna şaşırdım. O her zaman benim için mükemmel bir dosttu.Am fost surprins că l-ai găsit pe Tom ostil. El întotdeauna mi-a fost un prieten bun.
Dan bile şaşırmıştı.Chiar și Dan a fost surprins.
Slate dergisinde yazan Aisha Harris, Gaga ve Kelly'nin çalışmadaki çabasını "şaşırtıcı derecede iyi" buldu.A Slate magazintól Aisha Harris úgy érezte, hogy Gaga és Kelly erőfeszítései „meglehetősen jól” működtek.
Şaşırır, "Charles?"diye seslenir.A nő megdöbbenve reagál rá: "Charles?".
Clemons, işin sonunda para aldığı için şaşırdığını belirtti ve "Bunu ücretsiz de yapabilirdim.Clemons hozzátette, hogy meglepődött azon, hogy ő ezért fizetést kapott. „Ingyen is megtettem volna.
Başbakanın şaşırarak "Senin burada ne işin var?Csodálkozva kérdezte a fiút: Mit csinálsz?
Kadın ise çok şaşırır "Hayır, ben Maria'yım" der.A szép hölgy azt mondta "Én vagyok Mária".
Pan ve satir arkadaşları bu durumdan çok şaşırmışlardır.Az elnök és társai megdöbbenve nézik, mi történik.
Ne yapacağını, ne diyeceğini şaşırır.Nem tudom, mit kellene tenni, mit kellene mondani.
Öyle ki hemşerisi Nuh bile buna şaşırıyordu.A Thonet fivérek is hatottak rá.
Ancak hocasının sözü onu bir kat daha şaşırttı.A diák mostohaapja túlélte az ütközést.
Gittiklerinde gördükleri manzara şaşırtıcı değildir.A látvány ami fogadja őket, nem hétköznapi.
Bu durum ikisini de şaşırtır.Ez a pillanat mindkettejüknek kínos.
Pek çok şaşırtmaca kullanmıştır.Rengeteg vicces dolog történt vele.
Korkan ve şaşıran vatandaşlar belediye başkanına bir dilekçe ile başvurur.A jelentkező hazai és külföldi befektetőket összevont rendezési terv várja a Polgármesteri Hivatalban.
Sarayının büyüklüğü ve görkemi şaşırtıcı boyutlardadır.A park csodálatos méretű fái lenyűgöző látványt nyújtanak.
Yolcular şaşırmış bir şekilde duvarlara tıklar ve aynısını dışarıdaki de yapar.A zsindelyeket bádoggal fedték le, és a falakat kívül-belül bevakolták.
İnsanları şaşırtacağını biliyorduk.Élvezi ha túljárhat az emberek eszén.
Bu duruma çok şaşırmış ama sevinmişti.Rengeteget szenvedett, de ő ezt boldogan eltűrte.
Lisa'yı canlandıran Yeardley Smith Gaga'nın bu iş için zamanının olmasına çok şaşırdığını söyledi.Yeardley Smith a stáb tagja elmondta, hogy megdöbbent, hogy Gaga-nak volt ideje megjelenni a műsorban.
Ne yapacağını şaşırır.Tudok cselekedeteidről.
Genellikle çocuklarla iyi anlaşmakla birlikte, sinirlendirildiğinde veya şaşırtıldığında ısırabilir.Általában csendben ül, kivéve, amikor táplálkozik vagy izgatott.
Buffy çok şaşırır.Tibbe nagyon meglepődik.
Ruggerio buna gayet şaşırmış ve öfkelenmısrır.Miranda nagyon csalódott, és felháborodott.
Bunu duyduğuma hiç şaşırmadım.Nem számítottam rá, hogy hallok még róla.
Ailesi çok şaşırmıştır.A fivérek meg voltak döbbenve.
Margo onu gördüğünde şaşırır.Goodwin is meglepődik, mikor meglátja.
ACTA üzerinde tartışmalar kimseyi şaşırtmamalı. "A forgatókönyves TV-műsorért nem rajongunk mindannyian."
Kahire'de gayet şaşırtıcı güzellikte kamu yapıları yaptırdı.Kairossa hän koki miellyttävän yllätyksen.
Bu grevler, başta Mattachine ve DOB'nin bazı önderleri olmak üzere, birçok eşcinseli şaşırtmıştı.Mielenosoitukset järkyttivät monia homoja ja suututtivat joitakin Mattachinen ja DOB:n johtohenkilöistä.
Partiye geldiğinde herkes çok şaşırır çünkü Roy en az 50 yaşında, kısa boylu biridir.Kun strippari saapuu, naiset yllättyvät sillä hän on vähintään 50 vuotta vanha.
Bu açıklamaya Teppei çok şaşırmıştır.Vastaus onkin yllättävä.