şaşı ile cümle
şaşı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Öğretmenimiz şaşırmış görünüyordu.Onze leraar leek verrast te zijn.
Tom'un evlenme kararı ailesini şaşırttı.Toms beslissing om te trouwen verbaasde zijn familie.
Tom şaşırmış görünüyordu.Tom leek verrast te zijn.
Karım şaşırmış görünüyordu.Mijn vrouw keek verbaasd.
Karım şaşırmış görünüyordu.Mijn vrouw leek verrast te zijn.
Şaşırmış görünüyordun.Jij leek verrast te zijn.
Şaşırmış görünüyorsun.Je lijkt verbaasd.
Şaşırdın mı?Ben je in de war?
Şaşırmış görünüyordu.Zij leek verrast te zijn.
İnsanlar seni şaşırtıp duruyor.Mensen blijven je verrassen.
Duyduklarınıza şaşıracaksınız."Będziecie zdziwieni tym, co usłyszycie”.
Bu duyuru çoğu kişiyi şaşırtacak olsa da çok az kişi bundan üzülecektir."Wiadomość ta może zaskoczyć wielu, lecz tylko niewielu będzie się z tego powodu smucić”.
Nevermind'ın başarısı müzik endüstrisini şaşırttı.Sukces Nevermind zaskoczył przemysł muzyczny.
Ben de bunların nasıl eğlenceli göründüğünü anladığımda şaşırmıştım.Ale kiedy to obejrzałam, doszłam do wniosku, że jest to zabawne.
Ephesoslular çevresinde toplandıklarında şöyle demiş: "Ne şaşıyorsunuz reziller?Następnie zwrócił się do zgromadzonych ludzi: "Mówiąc o kole Dharmy, czym jest to, co się obraca?
FH12 ve FH16 ortak şasi ve kabini paylaştı.Zaprojektowano 2 modele FH12 i FH16 które dzieliły ze sobą kabinę i ramę.
Bu Lisetta'yı şaşırtır.Ten godzi się z Lisettą.
Askerler şaşırır.Żołnierze zastygli.
Ali, hicrette peygamberin yatağına yatarak kâfirleri şaşırttı.Oto My uczyniliśmy szatanów opiekunami tych, którzy nie wierzą! (7:27) O proroku!
Şafak sökerken Türklerin üzerilerine doğru geldiğini gören Doria çok şaşırmıştı.Rankiem zaskoczony Doria zauważył płynących w jego kierunku Turków.
Şaşırtıcı biçimde iyi eğitimlidir.Fachowo bardzo dobrze wyszkolony.
"Batalla'dan şaşırtan istek".Hańba z bitwy uchodzić”.
Haziran 1990’a varıldığında, Benny Morris’e göre, “İntifada yönünü şaşırdı.Izraelski historyk Benny Morris twierdzi, że w czerwcu 1990 „intifada zaczęła wygasać.
Ne yapacağını, ne diyeceğini şaşırır.Podpowiadają mu, co ma robić.
Başbakanın şaşırarak "Senin burada ne işin var?Wielkim przebojem okazało się "Co ty tutaj robisz".
Bunun üzerine Sovyetler Birliği Japonları tamamen şaşırtarak Japonya'ya savaş ilan etti.Na wyspach Japończycy dali się Amerykanom kompletnie zaskoczyć.
İneklerin şaşırmadan evlerini bulabilmelerini sağlar.Przez to zwierzęta stracą dom.
Orada bunu duyan elfler çok şaşırmıştı.Gitarzysta był zdumiony tym co usłyszał.
Sting hem çok şaşırmış hem de büyülenmişti.Han był ogromnie zdziwiony, ale także ucieszony.
Bu durum ikisini de şaşırtır.Obydwie strony wydają się być tym zaskoczone.
İkili ardından şaşırmış bir şekilde kameraya bakar.Bardzo sporadycznie występuje przed kamerą.
Kasim'in kahramanlığı herkesi şaşırtmışdı.Zespół z Kujaw zaskoczył chyba wszystkich.
Bununla beraber, onun politikadaki bazı usulleri şaşırtıcı derecede başarılıydı.Jego poglądy polityczne miały charakter faszyzujący.
Bu beklenmedik azil herkesi çok şaşırttı.WERDYKT ZASKOCZYŁ WSZYSTKICH! (pol.).
Ama bu ikinci sezonun en şaşırtıcı anlarından biri olmasına engel olmadı".Nic nie zapowiadało, że będzie to dla zabrzan jeden z najgorszych sezonów.
Bir sonraki katılım ise en şaşırtıcı olandır.Następna scena jest zaskoczeniem.
Berry "bu filmde Storm'la ilgili şaşırtıcı ve açıklayıcı bir şey var.O tym wydarzeniu opowiada film fabularny „Storm and Sorrow”.
Ruggerio buna gayet şaşırmış ve öfkelenmısrır.Fryderyk czuje się zmieszany i rozzłoszczony.
Columbus'u şaşırtan (İngilizce).Kolumbia zadziwia... (pol.).
Clara buna çok şaşırır.Nika jest tym mocno zdziwiona.
İlk hasat 1956'da şaşırtıcı bir başarı gösterdi.Zbiory w 1956 okazały się oszałamiającym sukcesem.
Buna oldukça şaşırmıştım oldukça tuhaftı.Musieli więc wyglądać dość dziwacznie.
Bu açıklamaya Teppei çok şaşırmıştır.Zarzut ten trochę mnie zdziwił.
Eşi şaşırır ve biraz rahatlar.Zachęca do cieszenia się z życia i relaksu.
Aracın şasisi kevlar-takviyeli karbon fiberden üretilmiştir.Karoseria supersamochodu została wykonana z włókna węglowego.
Lilly çok şaşırır.Miranda jest wyraźnie zaskoczona.
Buna alternatif bazı yaklaşımlar da şaşırtıcı bilgilerin sivrilerek daha kolay anımsanabileceğini söyler.Z drugiej strony istnieją teorie, że zaskakujące informacje wyróżniają się i przez to łatwiej je zapamiętać.
İş görüşmesinde, Alex'in erkek olmadığına şaşırırlar ve onunla dalga geçerler.Uważa, że Jack nie jest głupi i nie zrobi tego.
Apollon şaşırır.Azuki jest zaskoczona.
Almanya Sosyal Demokrat Partisi'nin bile savaşın lehine konuşması Lenin'i şaşırttı.Ku zdumieniu Lenina, nawet niemiecka SPD zagłosowała za kredytami wojennymi.
Şaşırtmak anlamı vardır.Daj się zaskoczyć.
Bu ani baskın, Napolyon'u şaşırttı, ve kara kara düşündürttü.Postanowił zażartować i przestraszył Nevilla.
Fakat halk tarafından olumsuz tepkiler almasına çok şaşırdık.Ten incydent spotkał się z przytłaczająco negatywnym odbiorem publiczności.
Çabuk cevabından şaşırmıştım.Byłem zdziwiony jej błyskawiczną odpowiedzią.
İnsanlar çok uzun bir süre gizli kitaplar, saklı mekanlar ve şaşırtıcı şeyler olduğuna inandı.Alldeles för länge trodde människor att där fanns hemliga böcker, gömda platser och fantastiska saker.
Bu duyuru çoğu kişiyi şaşırtacak olsa da çok az kişi bundan üzülecektir."Detta tillkännagivande kommer att förbluffa många, men få kommer att sörja."
İnsanları şaşırtacağını biliyorduk.Det är känt att den sticker människor.
Hiç saatini şaşırmadı.Klockan döptes aldrig.
Arkadaşı şaşırarak neden bahsettiği sordu ve Swift "Biliyorsun, şu kilisedeki söz...Helt förbryllad bad vännen om en förklaring och Swift svarade "Du vet, storma kyrkan.
Lilly çok şaşırır.Christine blir bestört.