şaşı ile cümle

şaşı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Bu durum ikisini de şaşırtır.Acho que ambas são horríveis.
Birden onları şaşırtacak olarak mersin çalısı konuşmaya başlar.Porém, de repente, uma fumaça verde começou a os cercar.
Bu durumları öngörülebilir olmasına rağmen şaşırtarak sıralar."Mas para fazer definições precisas nesta fase é prematuro ".
Tal kombinatif becerilerini şaşırtıcılığı sebebiyle "Riga Sihirbazı" olarak da anılır.Conhecido também como "mago" pois domina a magia do futebol com perfeição.
Gardner yazısında: Yayınlanmasından beri, gelişebilen kalıpların şaşırtıcı yoluyla çok ilgi çekiyor.Desde sua publicação, ele tem atraído muito interesse devido aos caminhos surpreendentes que pode tomar.
WAR, INC. eğlenceli ve şaşırtıcı derecede dokunaklı bir film.Super é um filme inegavelmente divertido.
Rastlantısallık – Rastlantısallık "önerilerin ne kadar şaşırtıcı olduğu"'dur.Se surpreende dizendo as palavras "muito interessante".
Tom, şaşırdı, etrafa baktı ve birini bile göremedi, böylece sütünü içmeye başladı.Ele se tornou forte e começou a usar a força sem entendê-la, nem saber controlá-la.
O öpücük şaşırtıcıydı.Aquele beijo foi incrível.
Öpücük şaşırtıcıydı.O beijo foi incrível.
Tom biraz şaşırmış görünüyor.Tom parece um pouco distraído.
Bu makinenin hâlâ çalışmasına şaşırdım.Estou surpreso que esta máquina ainda funcione.
Bu kimseyi şaşırtmamalı.Isto não deve surpreender ninguém.
Adamlar gördüklerine inanamaz, şaşırıp kalırlar.Gelukkig zijn zij die niet zien en toch geloven."
Sizler, belki de bu sözcüklerin benden gelmesine şaşıracaksınız.En dan, je bent waarschijnlijk als volgt tot de Ideeën gekomen.
Ölenlerin geri gelmesini beklerler ve geldiklerini görünce de şaşırmazlar.Zij zag haar dood aankomen, maar wilde niet dat Druss ervan getuige zou zijn.
Kasim'in kahramanlığı herkesi şaşırtmışdı.KHD kreeg tot ieders verbazing het mandaat.
Sarayının büyüklüğü ve görkemi şaşırtıcı boyutlardadır.Over het uiterlijk en omvang van het kasteel is weinig tot niets bekend.
İkili ardından şaşırmış bir şekilde kameraya bakar.Vervolgens keken ze allebei wat verlegen weg van de camera.
FH12 ve FH16 ortak şasi ve kabini paylaştı.De twee modellen de FH12 en de FH16 hadden grotendeels dezelfde cabine en chassis.
Dan gerçeği anlattığında diğerleri şaşırdılar.Bedden, zei de andere man verbaasd.
Ne yapacağını şaşırır.Wat moet hij doen.
İnsanları şaşırtacağını biliyorduk.Mensen kunnen iemand laten verrassen.
Bu grevler dalgası Almanlar'ı şaşırtmıştı.Deze manoeuvre verraste de Duitsers.
Franklin ise onun ölümüne çok şaşırdığını belirtti.Steffens zei 'geschokt' te zijn door zijn overlijden.
İsabella ve Lindoro birbirini tanıyıp şaşırırlar.Lindoro en Isabella staan stomverbaasd tegenover elkaar.
Şasi demir borulardan oluşur.De draagconstructie bestaat uit ijzeren balken.
Lois, Peter'ın bu yeni halini görünce çok şaşırır.Laura vindt het verschrikkelijk als ze ziet hoe Peter eraan toe is.
Babası şaşırmıştır.Zijn moeder was verbaasd.
Ama onları şaşırmtak için birkaç farklı yöntem bulmuşlardır.Ze hebben een aantal bijzondere methoden om vijanden te ontwijken.
Jack Shephard gözlerini açar, yaralı ve nerede olduğunu şaşırmış bir haldedir.Jack Shephard ontwaakt gewond en gedesoriënteerd in de jungle.
Bir sonraki katılım ise en şaşırtıcı olandır.Volgende theorie is het meest aannemelijk.
ACTA üzerinde tartışmalar kimseyi şaşırtmamalı. "Niks doen op een golfbaan roept geen meeleven op."
Ama sözleşme süresince yapılan spekülasyonlar beni şaşırttı.Toch heeft de omvang van het verraad ons verbaasd.
En yakın rakibiyle arasında olan büyük fark jüri üyelerini çok şaşırttı.Zijn deelname aan allerlei wedstrijden werd gedwarsboomd door juryleden.
Mike neye uğradığını şaşırır.Rick is verbaasd waarom hij er zit.
Bulutlu bir günde bile yönlerini şaşırmazlar.Op het heetst van de dag zoeken zij verkoeling in de schaduw van de bladeren.
Saşimi, bir Japon mutfağı yemeğidir.Dit artikel gaat over de Japanse keuken.
İffet çok şaşırır.Het idee verbaast mij!
Bu duruma çok şaşırmış ama sevinmişti.De professor is aangenaam verrast, maar helaas...
Orada bulunanlar beklenmedik kişiler ile karşılaşmış ve şaşırmışlardır.Daarin testen zij elkaar en argeloze voorbijgangers.
Bu duruma çok şaşıran Pia, eline bir raket alır.Een dronken man valt Pi lastig, maar wordt dan door een pijl geraakt.
Dünyayı ve daha önemlisi Kanada milli takımını şaşırtmayı başardı.Daardoor werd hij bij het grote publiek bekend, onder andere ook door het zingen van Vietnamese volksliederen.
Shelton şaşırır, fakat kabul eder.Kathryn is verrast, maar accepteert zijn aanbod.
Tom, şaşırdı, etrafa baktı ve birini bile göremedi, böylece sütünü içmeye başladı.Elisabeth at en dronk nauwelijks, en het werd als een wonder beschouwd dat ze in leven bleef.
Şehri gördüklerinde çok şaşırırlar.De mensen zijn gechoqueerd wanneer ze dit zien.
Ölüm ve bu katliam -sadece birkaç insan kurtulmuştur- onu bile şaşırtmıştır.De ontvoering, zwendel en – inmiddels meerdere - moorden hangen allemaal samen.
Ben de bunların nasıl eğlenceli göründüğünü anladığımda şaşırmıştım.Hij gedroeg zich uitermate kalm en leek de hele situatie nogal amusant te vinden.
Fakat halk tarafından olumsuz tepkiler almasına çok şaşırdık.Hun aanwezigheid lokte negatieve reacties uit bij het publiek.
Grup üyeleri bu satış rakamına çok şaşırdı.Beide nummers vielen in de verkoop sterk tegen.
İneklerin şaşırmadan evlerini bulabilmelerini sağlar.Daklozen zeggen dat ze moeilijk woningen kunnen vinden.
Şaşırtıcı biçimde iyi eğitimlidir.Hij werd uitstekend opgeleid.
Sanatçı ardından mutfağa yönelerek burada kahvaltı yapmakta olan aileyi şaşırtır.Tijdens de scène waar de familie zit te eten, wisselt het voedsel op de tafel steeds van positie .
Pek çok serpantin imalatçısı, ısı transferi ünitelerini şaşırtmalı boru sıraları şeklinde tasarlamışlardır.Diverse leveranciers van asfalt hebben hun eigen stille wegdektype ontwikkeld.
Bu yüzden "Glorfindel meselesi"nin meydâna gelmesi şaşırtıcı değildir.Het wekt geen verbazing dat dit gebruik van 'te' ook in het Fries voorkomt.
Erigone acıdan ne yapacağını şaşırır.De lezer moet opschrikken uit zijn zelfgenoegzame dommel.
İlgi çekici ve şaşırtıcıydı ve bu bölüme gerçekten gönlümü koydum." ifadelerini kullandı.Het was buitengewoon leerzaam en inspirerend om mijn mening met u te delen.'
Beni hiç şaşırtmadı.Het verbaast me niet.
Şaşırmak, merak etmek, anlamaya başlamaktır.Verbaasd zijn, zich verwonderen, is beginnen te begrijpen.
Onun ölümü beni şaşırttı.Haar dood heeft mij verbijsterd.

İlgili Sayfalar