Çatlaklardan ve mağaralardan geçen yeraltı suyu filitrelenmiş değildir ve yüzey su kadar da kolay taşınabilir.地割れや洞窟を移動する地下水は、それほど濾過されず、表層の水と同じく容易に移動することができる。
Yeniden yapılan ahşap çark Kent Park'ta Çark Suyunun yanına yerleştirilmiştir.また復元楽器が、首里城公園で展示。
Suyu pisleten insanlardan ve o insanların yaşadığı köylerden nefret eder.俺はこの腐った世界と、そこら中に湧くウジ虫どもを憎んでいる。
Şebeke suyu bulunmaktadır.湯を常備している。
Köy halkının BAŞIN SUYU dedikleri sudan almaktadır.天水(てんすい) 地名 天水市。
Smoothie, taze meyve ya da meyve suyundan yapılmış, tatlı ve dondurulmuş bir içecektir.スムージー(英: Smoothie)は、凍らせた果物、又は野菜等を使った、シャーベット状の飲み物である。
Nereden gelir bu değirmenin suyu?4. ふしぎの泉はどこにある?
Bu ölçümde, suyun donma ve kaynama noktası sırayla 32 °F ve 212 °F olarak belirlenir.カ氏度による温度目盛では水の融点を32 °F、沸点を212 °Fとする。
Bu uzantılar yardımıyla suyun dibinde besin ararlar.この髭は海底で獲物を探す際に役立つ。
Burada içilmesi yararlı olduğu bilinen eski bir içme suyu kaynağı vardır.古くから飲用等にも利用されてきた清澄な水である。
Yine sabitlemek için 3 gün süre ile gübreli toprak suyunda bekletmek te kullanılır.綺麗になった土を三日間水に漬けおく。
Bu konutlar van gölünün suyunun yükselmesi nedeniyle verilmiştir.この土砂により、湖の水位が上がった。
Kral suyu olarak da bilinir.作者は水知せり。
Ağızları genelde aşağıya doğru yöneliktir, ve bu yemeklerini suyun dibinde aldıkları anlamına gelir.口は下方に伸長し、水底にある餌を吸い込むのに適している。
Key lime suyunun rengi, düzenli limon suyunun aksine, bir soluk sarıdır.キーライムの果汁は、通常のライム果汁と異なり、淡黄色である。
Caminin şadırvanının üstü havuzdaki suyun kirlenmemesi için mermer eteklikle kapatılmıştır.プールの縁に不用意に腰掛けたために水中に引き込まれた。
John kafasını suyun üzerinde tuttu.ジョンは何とかやっていた。
Tuzunu ayarlayıp et suyu ilavesi ile pişirin.清水用來洗手,涼開水則代湯飲用。
Cavendish Dünya'nın yoğunluğunu, suyun yoğunluğunun 5.448 ± 0.033 katı olduğunu ortaya çıkardı.卡文迪许发现地球的密度为水的5.448 ± 0.033倍。
Çünkü suyun yüzey pürüzsüzlüğü karadakinden daha fazladır (özellikle derin sularda).鹵指的是鹵水,是比「鹹水」鹽度濃度更高的水。
Şürele “Suyun başı ne tarafta?” diye sorarsa, ona suyun aktığı taraf gösterilmelidir.目于众,疑而不问,直云:“令此人射水傍小鸟。
Marka başlangıçta 1950 yılında bir ağız bakım suyu olarak tanıtıldı.該品牌最初於1950年以漱口水推出。
Wyatt banyo alırken Toby onu suyun altına doğru çeker.就当他正在洗澡时,他被托比拉到水下。
Üftâde eğilerek; "Haydi evlâdım suyu dök." dedi.潛令健隸入岸傍社,誡之曰:「水中人出,械以來。
Kent halkını temiz içme suyuna kavuşturdu.有當地居民前來取水飲用。
Çeşmede bulunan ikinci kitâbe ve suyun aktığı kısım.兩足,多置於水邊,一足在陸上,另一足在水中。
Ahali bu pınar suyunun sağlığa çok yararlı olup körlüğü iyileştireceğine inanmaktadırlar.牠們是相當優秀的游泳者,也會以水中為活動根據地,必要時更能於水中潛伏一段時間。
Köy içerisinde şebeke suyunun yanında köy pınarlarında da içimi hoş içme suları akmaktadır.天涯海角水雲宽,人在吴头楚尾间。
Verdiği nimetler (pınarbaşı mevkiinden köyün kaynak suyu çıkar) için Allah'a şükretmek amacıyla yapılır.保羅説:“願頌讚歸與……發慈悲的父,賜各樣安慰的上帝。
Şehrin içinden geçen suyun surlardan çıktığı yerdeki kapıya Bab el-Mina (liman kapısı) denmektedir.中鎮水即大渡河,自清溪入,逕廳北,又東入峩眉。
Çeşme - borularla gelen suyun bir oluk ya da musluktan aktığı düzeneklere verilen isimdir.哈拉的由來,或源自於地名,或源自於居地的河流,或源自古老的圖騰或傳說。
Köy içme suyunu dağlardan gelen kaynak sularından temin etmektedir yerelnet天下第十泉: 庐山龙池山顶水。
Bağlama: Akarsuyun iki kıyısının suyu yükseltmek gayesiyle bağlayan yapıdır.其辭曰:」金行不競,水運唯昌,於鑠二祖,龍飛鳳翔。
Hasıda Un kavurulur ve suyun içerisine atılır.將咱兩個,一齊打破,用水調和。
Birisinin kaynak suyu azalmış, diğer çeşmeye ise şebeke suyu bağlanmıştır.(把木柴綁在人身上,將人投入水中淹死。
Köy sınırları içindeki Akpınar mesire yeri, suyu ile güzel bir yerdir.城东是平原,水草丰足,适宜畜牧。
Tirit et suyuna kızartılmış veya bayat ekmek konularak yapılan yemektir.頜齒類具有頰部,可以將食物或水置於肉質頰部內,而不會溢出。
Bu nedenle yalnızca deniz suyunda yaşarlar ve tatlısularda bulunmazlar.它們只生活在海水中,並不在淡水中生活。
Bunula birlikte köyün içme suyu Soyuk dağları eteklerinden gelir.和山之邊後來成為會一起去喝酒的友人。
Her ne kadar eskiden susuz bir köy idi ise, şimdi bol suyu olan bir mahale olmuştur.它以前是一个古老的渔村,现在有一个现代化的镇中心。
Mahalleye içme suyu üç defa getirilmiştir.’会首三次倾酒少许于地。
Kral da suyu içtikten sonra bardağı Raynald'a uzattı ve o da susuzluğunu geçirdi.国王喝了,把剩下的递给了雷纳德,雷纳德也喝下去缓解口渴。
Suyun abdeste uygun olması önemlidir.適當的水溫至關重要。
İçme suyu son yıllarda içilemez hale gelmiştir.牠們可以幾個星期不喝水。
En yüksek olan göl Salzata (Açma) ismi dibi görünebilecek kadar berrak suyundan kaynaklı verilmiştir.斯基納河以其垂釣而聞名,其中鮭魚最為著名。
Suyun üstünde yüzerler.可漂浮在水上。
Zar suyu emer, yük tutma kabiliyetindeki artış ve kapasitans (direnç) ölçülür.晉之水軍,必至於此矣!宜畜眾力,待來一戰。
İçme suyu ve kanalizasyon şebekesi yoktur.沒有販售杯裝汽水與熱狗。
Kuru nohutları yemek için kullanmadan evvel 12-24 saat suyun içinde bırakmak gerek.把糯米洗淨,将糯米浸泡12-24小时之后放在蒸笼裡蒸熟。
"Vakum bir üründen emilen suyun(veya diğer çözücülerin) çıkarılması işlemi olarak kullanılır."真空過程經常被用來除去產品吸收到的水分(或其它溶劑)。
Suyun doğru yöndeki bir hareketi de, doğal ekosistemin taklidi açısından önemlidir.水的流動對於模擬天然生態系統亦為重要。
Banyo: Banyo suyunuzun içine 10-15 damla kadar yağ damlatınız.豬肚清洗後放入沸水煮約五至十分鐘後撈起備用。
Köyün içme suyu şebekesi vardır ancak kanalizasyon şebekesi dıgıllar mezrası dışında yoktur.市米买薪而外,惟啜清源一斛水。
Fakat eğer onu ılık suya koyar ve suyu ısıtırsanız, uysalca orada oturacaktır.如果给她热水或请她到暖炉旁取暖的话,她就会落跑。
Suyun viskozitesi 8.90 × 10−4 Pa•s veya 8.90 × 10−3 dyne-sec/cm2 dir (25 °C'de).在25 °C时,水的动态粘度是8.90 × 10−4 Pa·s或 8.90 × 10−3 dyn·s/cm2 或0.890 cP。
2012 yılında, şirket yeni bir saf preslenmiş portakal suyu ürününü piyasaya sürdü. ^ Tropolis2010年,公司推出一款新的中草藥飲料系列產品——霸王凉茶。
Mahallenin içme suyu şebekesi vardır(1974'ten bu yana) Mahallenin kanalizasyon şebekesi vardır.下營 曾文貴:(-1974年)生於鹽水港。
Mahallenin [içme suyu şebekesivardır kanalizasyon şebekesi bir yıl içerisinde tamamlanmıştır (1987).故得侍寵十有餘年,而未嘗居有過之地。
Bir gemide başın en önemli görevi suyu yararak sürüklemeyi (direnci) azaltmaktır.在海象惡劣的時候,海水容易打上主砲甲板。
Mahallenin içme suyu şebekesi faaliyettedir.由飲水供應區扮演水利委員會的角色。