Genellikle, suyun yakınında duran ağaçlar veya çalılıklarda yuva yapar.它們一般水體傍的樹林或灌木築巢。
Mahallenin içme suyu şebekesi var, kanalizasyon mahallenin bir kısmında vardır.这个区域有一个安全的屋,其中一个位于贫民窟。
Havasının ve suyunun latifliği ile meşhurdu.对空气和水敏感。
Tuz Gölü'nün suyunun içinde tuz oranı çok yüksektir.由於鹽含量高,因此高鹽湖泊的水面浮力很高。
Halk akvaryumlarının çoğunluğu doğal deniz suyu sağlamayı kolaylaştırmak için okyanus kıyısında kurulmuştur.大多數的水族館都位處接近海洋,以確保天然海水的穩定供應。
Mahallenin içme suyu şebekesi vardır;ama evlere çekilmemiştir.kanalizasyon şebekesi yoktur.村子裡有自來水,但它沒有連接到家家戶戶。
Bu, suyun serin yüzeyde birikmesine neden olur.但它会使眼球表面干燥。
Karşılaşma yapmak için, deiyonize suyun iletkenliği 10,000,000 pS/m ya da 10 µS/m’dir.相比之下,去离子水的電導率大约10,000,000pS/m。
Mahallenin 1984 yılından bu yana içme suyu şebekesi vardır ancak kanalizasyon şebekesi yoktur.1940年之前油塘未有發展,仍屬市郊地帶。
O tarihte Mersin suyu Müftü (Efrenk) çayından temin ediliyordu.”记载了当时造茶鬥茶的情景。
Onlara suyun (deve ile) kendileri arasında (nöbetleşe) paylaştırıldığını bildir.上卦是易经八卦中代表水的坎卦、下卦是代表火的离卦。
Saat 01:50'de üç roket daha görüldü ve Stone geminin suyun içinde ilginç göründüğünü not etti.1時50分,二副再度觀察到3枚訊號彈,他指出,那艘船在水中看起來很奇怪,好像正在傾斜。
Kale yakınlarındaki ayazmadan (Krasua) Üsküp Beldesi’nin içme suyu temin edilmektedir.本縣為一禁酒的縣,土質以黏土為主。
2006 yılında içme suyu şebekesi yapılmış ve sondaj çalışmasıyla su getirilmiştir.複製船於2006年完成,並進行下水禮。
Bunlar kaynak suyu olarak da bilinir.其現為水災之兆。
Bazı tariflerde hem portakal suyu hem de ananas suyu birlikte kullanılır.还有变种同时使用橙汁和菠萝汁。
Yoksa suyu bırakmaz.它不能溶於水。
Bu yüzden buz, suyun dibine batmayıp su üstünde yüzer.这就是为什么水体从水面开始结冰,而不是从水底开始。
Mayanın işlemi tamamlandığında üzüm suyu şaraba dönüşür.当水达到沸点时,水就变成水蒸氣。
Suyu çekince bir defa daha karıştırıp ateşten alınız.叛亂平亂之後,以髮為記,論功行賞取水防火。
Mahallenin [[içme suyu şebekesi kanalizasyon şebekesi vardır.南宅子现辟为天水民俗博物馆。
Göllerin suyu Bizokum Deresi'ne akmaktadır.墓园选址注重风水。
Suyun yanında genelde evcil keçilerden sağlanan süt de sık tüketilen bir içecek olmuştur.另外有在家喝牛奶一定要手插腰的習慣。
Yılda 125 hm³ içme suyu sağlamaktadır.全年有霜期125天。
Verdiği nimetler (pınarbaşı mevkiinden köyün kaynak suyu çıkar) için Allah'a şükretmek amacıyla yapılır.자신을 온전히 하나님께 맡기며 어떠한 상황에서도 하나님께 감사하고 “하나님 중심” 신앙을 지니고 있었다.
Ayrıca sulama suyu da vardır, ancak yeterli değildir.그러나 VOD의 상용화가 진척되지 않아 ADSL도 크게 부각되지 못하였다.
Dolayısıyla 1 mol suyun ağırlığı 18,01508 gramdır.따라서 1 몰의 물은 18.01508 그램이 된다.
Buz suyun donmuş haline verilen addır.얼음은 물이 얼어 고체가 된 상태를 말한다.
Şürele “Suyun başı ne tarafta?” diye sorarsa, ona suyun aktığı taraf gösterilmelidir.하나님이 말씀하시기를 "물 한가운데 창공이 생겨, 물과 물 사이가 갈라져라" 하셨다.
Hacer, çıkan suyun etrafını çevirip biriktirmiş, bu sudan kırbasını doldurmuş, kendisi de içmiştir.권보 등은 태조의 기신(忌晨)에 박거비(朴去非)의 집에 모여서 술을 마시며 기생을 불러 풍악을 베풀었는데, 이때에 이르러 일이 발각되어 규탄했던 것이다.
Bu koku "Eau de Cologne" (Köln suyu) adını taşımaktadır.이것은 오드콜로뉴(eau de cologne:콜로뉴는 쾰른의 프랑스어 발음), 즉 ‘쾰른의 물’이라는 이름으로 판매되었다.
Örneğin, 25oC'deki suyun yüzey gerilimi değeri 72 dyne/cm dir.예를 들면, 증류수 표면 장력은 25 °C에서 72 dyn/cm 이다.
Oyunculardan biri: Suyu var.놀이터가 있으며 물놀이를 할 수 있다.
Suyun üstünde yüzerler.물 위에서 포획된다.
Buzullar eridikten sonra bu vadileri deniz suyu kaplamıştır.이를 기념하여 당시 양주목사가 비를 세워두었다.
Yarı yolda bir de kaynak suyu vardır.이곳에는 물속에 반쯤잠긴 원통형의 돌도 있다.
Luis'in babası Atina'da maden suyu satar ve oğlu da taşımasına yardım ederdi.루이스의 아버지는 샘물을 퍼서 아테네에 옮겨 팔고 있어 루이스는 운반을 돕고 있었다.
Suyun pH oranı asitlik ya da alkalilik oranını belirler.수소 이온 농도(pH)는 물질의 산성과 알칼리성 정도를 나타내는 수치이다.
Mahallenin içme suyu şebekesi vardır ancak ] şubesi yoktur.오행이 아니며 물도 아니며 또한 불도 아니다.
İçme suyu vardır fakat yetersizdir.술은 마실 수는 있지만, 굉장히 약하다.
Şebeke suyu bulunmaktadır.물(物) 자체.
Çamaşır suyu madensel eşyaya zarar verir.세탁법은 미지근한 물에서 손빨래 하는 것.
Bu üç pınara “Sipas Suyu” denirmiş.이 제3자를 '물상 보증인'이라고 한다.
Sudan havalanırken, uzun süre suyun üzerinde koşar.평소 날아다니는 것을 꺼려하며 도약할 때에는 첨벙거리며 물 위를 달린다.
Bazen kendi suyunun veya bir şerbetin içinde servis edilir.종종 각 동륜군 위에 연료와 물이 탑재되기도 함.
Suyun içinde dalga hareketleri ile ilerlerler.히어로 물 만화로 액션 만화이다.
Tekirdağ'ın kullandığı su miktarı toplam suyun %42'sini oluşturmaktadır.따라서 우리가 실제 사용하고 있는 물의 양은 나머지 24% 정도이다.
Son 35 yılda suyunun yaklaşık üçte birini kaybetti.지난 30년간 개체수의 30% 이상이 사라진 것으로 생각된다.
Suyun kente güvenli biçimde girebilmesi için, tam giriş noktasına bir gözcü kulesi bulunuyordu.해변가를 볼 수 있는 고지를 재빠르게 포위하기 위해 상륙 지역의 중앙에 대규모 강하부대 투입 또한 계획되고 있었다.
İçme ve sulama suyu Çiftepınar'daki Karacaoğlan deresinden gelmektedir.물이 잘 빠지고 부식질이 풍부한 사질양토에서 잘 자란다.
Deniz suyu kullanılan sistemlerde katodik koruma uygulanır.물에 적셔지는 것을 대비한 보호 장치가 있다.
Tuna tek başına her yıl 203 kilometre küp tatlı suyu Karadeniz’e taşır .사탕수수는 주요 작물로 매년 360km²의 사탕수수밭에서 22만 톤의 정제된 사탕을 생산한다.
Genellikle suyun alt yüzeylerinde yüzer.일반적으로 해변을 따라 얕은 물에서 산다.
Şebeke suyu bulunmamaktadır.선인장은 물을 안 줘도 된다.
Suyu distile etmek için bile bir yöntem geliştirdi.심지어 바닷물을 담수화하는 방법도 제안했다.
Şehrin içinden geçen suyun surlardan çıktığı yerdeki kapıya Bab el-Mina (liman kapısı) denmektedir."長城-面溶溶水, 大野東頭點點山(긴 성 한 쪽을 끼고 넓은 물이 질펀하게 흘러가고, 너른 벌 동쪽 가엔, 점점이 산이더라)"는 그때 지은 시라고 한다.
Çeşme suyu kullanılmışsa bunu belirtmek gereklidir.이 식물을 사용하면 물이 검어진다.
Suyun birçok farklı katı hali olduğu söylenebilir.물은 몇 개의 다른 고체 상태를 갖는다고 할 수 있다.
Gölün suyu biraz tuzludur, ve su düzeyi her yıl yaklaşık 5 cm düşmektedir.호수의 물은 약 0.6%의 염분을 가지고 있으며, 연간 약 5 cm씩 줄어든다.
Önceden mahallede su olmadığından köylü suyu kuyulardan evlere taşıdıklarından adı Susuz mahallesi kalmıştır.앞쪽으로 마북동 하늘말(마을)이 보이고 남쪽은 탄천의 지류가 되고 있는 옥정천이 흐른다.